|
 |
|
|
Perde arkasından notlar
STRASBOURG
ANKARA'da havaalanında Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'e soruyorum: Fransa'nın isteğiyle müzakerelerin başlaması 2005 sonuna ertelenecekmiş.
Gül'ün tepkisi:
- Olmaz! Bunun imkânsız olduğunu Verheugen Chirac'a anlattı. Erteleme kabul edilemez. Avrupa güvenilirliğini kaybeder.
Uçakta aynı konuyu Başbakan'a soruyorum. O da tepki gösteriyor ve ekliyor:
- Rapor elbette çok önemli ama Schröder ve Chirac'la 23 Ekim'de Berlin'de yapacağım görüşme de çok önemli. Dilerim o görüşmeye fazla sorun kalmaz.
Sonra öğreniyorum ki, Fransa'yı yakından ilgilendiren Airbus ihalesi o görüşmeden sonra karara bağlanacakmış!
Ve Strasbourg'a iniyoruz. Gece Başbakan telefonda Yunan, Belçika ve İtalyan başbakanlarıyla görüşüyor. Müzakerelerin "gecikmeden başlaması için" destek istiyor ve ilginç bir telkinde bulunuyor:
- Bu konuda Verheugen'e destek verin lütfen!
Destek sözünü de alıyor.
* * *
KOMİSYON Başkanı Prodi'ye Başbakan Erdoğan diyor ki:
- Başka ülkelere uygulamadığınız usullerden, denetimlerden bahsediliyor. Bunu kabul edemeyiz. Hani ayrımcılık yapmayacaktınız?
Prodi:
- Bunlar fazla önemli şeyler değil. Amacı da Türkiye değil, Avrupa'da bazı ülkelerin kamuoyunu tatmin etmek!
Başbakan:
- Benim kamuoyum yok mu? Türk kamuoyunu rencide edecek bir yaklaşım kabul edilemez.
Ve dün Prodi raporu açıklarken, tam metnini Başbakan'ın danışmanı Ahmet Davutoğlu'nun elinde gördüm. Bazı satırlar çizilmiş, soru ve çarpı işaretleri, oklar, yıldızlar konulmuştu.
İncelemişlerdi yani. Başbakan'ın Parlamenterler Meclisi'nde yapacağı konuşmada değişiklikler yapmaya gerek duymamıştı.
Başbakan'ın Meclis'teki konuşması etkileyiciydi, sorulara iyi cevap verdi. CHP Milletvekili Abdülkadir Ateş ve AİHM'deki Türk hakim Rıza Türmen'e sordum. İkisi de Başbakan'ın performansını "iyi bulduklarını" söylediler.
CHP Milletvekili Gülsün Toker Bilgehan (İnönü) şunu söyledi:
- Başbakan'ın konuşması ve sorulara cevapları çok başarılıydı. Reformlarda CHP'nin önemli katkısının olduğunu da dürüstçe belirtti.
Sorular saygılıydı. Hemen herkes reformlardan dolayı hükümeti kutladı. Meclis Başkanı Schieder'in sözleri:
- İki yıllık icraatınız hayranlık vericidir. Avusturyalı olduğum halde Türkiye'yi sonuna kadar destekliyorum.
Sorular arasında "Biz Ortodokslar ne zaman Ayasofya'da ibadet özgürlüğüne kavuşacağız" gibi saçma bir soru da vardı, kimse ciddiye almadı zaten.
* * *
AİHM'DE Türk hakim Rıza Türmen'le ayaküstü bir 'hukuki açıdan türban' sohbeti yaptık.
Bir soru sordum: Başbakan, eşiyle birlikte AİHM'yi ziyaret etse ne olurdu?
Sayın Türmen'in cevabı:
- Hiç eşiyle ziyaret eden olmadı ama bir sorun olmazdı. Geçen hafta bir davaya giren İngiliz avukatlar arasında Pakistan kökenli türbanlı bir bayan avukat da vardı. Kimse bir şey demedi.
Konsey binasında "Birlikte Yaşama" sergisi... Osmanlı'daki dini toleransı anlatıyor; Fatih'in fermanlarıyla başlıyor, Abdülmecit ve Abdülhamit dönemlerindeki ferman ve kanunlarla devam ediyor. Ve tarihi bir gerçek vurgulanıyor:
"Osmanlı'dan Cumhuriyet'e intikal eden birlikte yaşama geleneği..."
Ve Atatürk'ün resmi, Cumhuriyet uygulamaları...
Başbakan Erdoğan, Parlamenterler Meclisi Başkanı Schider'in kolundan tutup "One moment please!" (Bir dakika lütfen!) diyerek iki panoya dikkat çekiyor: Biri Yahudilerin, öteki Ermenilerin Osmanlı'da ne kadar iyi muamele gördüğünü ortaya koyan fermanlar ve resimlerden oluşan iki pano...
Ve Başbakan yaptığı basın toplantısında İlerleme Raporu'nu "dengeli... olumlu..." bulduğunu ve Türkiye'nin 17 Aralık'a kadar durumu daha da iyileştirmek için büyük bir çaba göstereceğini söylüyor.
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|
|

|