|
İlk hedef ve azınlık tartışması
AB Komisyonu, Türkiye'nin beklediği yeşil ışığı yaktı. Türkiye ile müzakerelerin başlaması tavsiyesinde bulundu.
Türkiye, böylece ilk hedefine ulaştı.
İkinci hedef, 17 Aralık'ta yapılacak AB zirvesinde, müzakere tarihinin belirlenmesidir. AB ülkelerinin liderleri, çoğunlukla komisyon raporunu dikkate alacaklarını zaten açıklamışlardı. Bu durumda 17 Aralık'ta Türkiye'ye müzakere tarihi verileceği söylenebilir. Bu aşamada önemli olan hangi tarihin verileceğidir.
Başbakan Erdoğan, İlerleme Raporu'nu değerlendirirken, bu konuda, Ankara'nın beklentisini de sık sık vurguladı. Erdoğan, 2002 Kopenhag Zirvesi'nde, Türkiye'nin kriterleri yerine getirdiğinde "gecikmeksizin" müzakereye başlanma kararı alındığını anımsattı. "Gecikmeksizin" ifadesine vurgu yaptı. Erdoğan, Kopenhag Zirvesi'nde bunun kayıtlara geçtiğini belirterek, Ankara'nın 2005 yılının ilk ayları için tarih verilmesi beklentisi içinde olduğunu ve bunu hak ettiğini ifade etti. Başbakan'ın bu sözleri, Ankara'nın, ikinci hedefin 17 Aralık'ta 2005'in ilk ayları için bir tarih verilmesi olduğunu ortaya koyuyor.
Ankara, şimdi bu hedefe kilitlenecek ve diplomasi atağına geçecek. 17 Aralık'ta, İlerleme Raporu'ndan daha da iyi bir sonuç alınması için çaba gösterecek. Bu hedef yolunda iktidar partisi AKP ile ana muhalefet partisi CHP'nin birlikte çaba göstereceklerini beklemek gerçekçi olur. CHP'den gelen sinyaller de bu yöndedir.
İlerleme Raporu, sonuç olarak Türkiye'nin tavsiye yönündeki beklentisini karşılamıştır.
Kürtler ve Aleviler
Tabii, Türkiye için farklı sayılabilecek bazı kayıtlar taşıdığı da görülüyor.
Daha önce üye olan ülkeler için zikredilmediği halde Türkiye konu olduğunda, müzakere sürecinin önünün açık olduğu, üyelik garantisi anlamına gelmediğinin belirtilmesi; müzakerelerin askıya alınabileceğinin kayda geçirilmesi; işgücünün serbest dolaşımında kalıcı önlemler alınabileceğinin ifade edilmesi gibi...
Başbakan Erdoğan, bunlar üzerinde fazla durmadı. Ancak, Fransa'nın gündeme getirdiği referanduma şiddetle karşı çıktı. Türkiye için farklı uygulamanın kabul edilemeyeceğini vurguladı.
İlerleme Raporu'nda, Türkiye açısından iki önemli sorun olarak Kürtler ve Aleviler ile ilgili saptamalar görülüyor. Rapor, Lozan Antlaşması'na atıfta bulunarak, Türkiye'de sadece Musevilerin, Ermenilerin ve Rumların azınlık olarak kabul edildiği, oysa Kürtlerin ve başka cemaatlerin de bulunduğunu belirtiyor. Bu yaklaşımla rapor, Kürtleri de azınlık statüsünde görme eğilimi taşıdığı gibi Alevileri de dini azınlık olarak niteliyor.
Siyasi kriterler belgesinde yer alan saptamalar, müzakere sürecinde Türkiye'nin karşılaşacağı sorunları ortaya koyuyor. Gayrimüslimlerin talepleri, Alevilerin dini azınlık sayılması, Kürt vatandaşlara bakışaçısı, Kıbrıs sorunu, bunlar arasında sayılabilir.
Kürtler ve Alevilerin azınlık olarak görülmesinin, müzakere sürecinde Türkiye'yi en fazla zorlayacak, kuruluş felsefesini ve Lozan'ı tartışmaya açacak yaklaşım olduğu belirtilebilir.
Son dakikaya kadar Dışişleri'nin Kürtleri azınlık konumunda gören ifadelerin çıkartılması için büyük uğraş vermesi de bu konunun taşıdığı önemi gösteriyor.
fbila@milliyet.com.tr
|
|