Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 07 Ekim 2004 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Evet, bir dönüm noktası!

BRÜKSEL

Herhangi bir sürpriz yok! Avrupa Birliği Komisyonu dün Türkiye'yle üyelik müzakerelerine başlanmasında karar kıldı. 17 Aralık'taki AB zirvesine açık bir dille bu tavsiyede bulunurken de, Türkiye'nin siyasal koşulları, yani Kopenhag kriterlerini yeterince yerine getirdiğini belirtti.
AB Komisyonu Başkanı Prodi, dün öğle vakti yaptığı basın toplantısında, Türkiye'nin siyasal kriterlerle ilgili sicilinin olumlu bulunduğunu, müzakerelerin açılması konusunda Komisyon'un evet dediğini açıkladı.
Komisyon ayrıca, müzakerelere başlanması konusunda önkoşul ya da ek koşul da öngörmedi. Sadece, müzakereler başlayıncaya kadar Türkiye'nin yapacaklar listesinde zaten mevcut olan bazı yasal düzenlemelerin TBMM'den geçirmesini tavsiye kararında belirtti. Bunlar arasında Ceza Muhakemeleri Usulü, istinaf mahkemeleri ve adli polisle Dernekler Yasası'na ilişkin düzenlemeler yer alıyor.
Komisyon bu kararıyla Türkiye Avrupa Birliği ilişkilerini, hatta Türkiye'nin modernleşme tarihini bir dönüm noktasına getirmiş oldu.
Nedenine gelince...
Bugüne kadar Fransa Cumhurbaşkanı Chirac dahil neredeyse önde gelen bütün Avrupalı devlet ve hükümet başkanları, Komisyon olumlu karar verirse, AB zirvesinin de 17 Aralık'ta Türkiye'yle üyelik müzakerelerini başlatacaklarını birçok kez söylediler.
Ayrıca, tarih konusunda kendilerini 2002 yılı Kopenhag zirvesinde "gecikmeksizin" (İngilizce 'without delay') vurgusuyla bağladılar. Dünkü Komisyon raporu dün bu vurguya atıfta bulunurken, AB Konseyi'nin 2004 Haziran zirvesinde de bu noktayı bir kez daha teyit ettiğini belirtti.
Bu durumda müzakereler hangi tarihte başlar? Bu soru genellikle 2005'in nisan ve ekim ayları arasında bir tarih diye yanıtlanıyor. 2005 Eylül ayında Fransa'da yapılacak anayasa referandumuna işaret eden kimi gözlemciler ise müzakerelerin yıl sonuna sarkabileceği kanısındalar.
Ancak, Komisyon raporunda yer alan bazı işaretler, müzakarelerin 2005'in ilk yarısında başlayabileceğini gösteriyor. Örneğin, müzakerelerin gelişimi ve Türkiye'nin performansıyla ilgili yıllık raporların ilkinin 2005 yılı aralık ayında Konsey'e sunulacağı belirtiliyor raporda...
AB Komisyonu dünkü kararında müzakereler için tavsiye kararını verirken, bazı beklenen ekleri de yaptı.
Bunlardan biri gerektiğinde Türkiye'yle müzakerelerin askıya alınması koşulları hakkında. Demokrasi, insan hakları, hukuk devleti, temel hak ve özgürlükler alanında eğer Türkiye ilkeleri devamlı ve ciddi biçimde ihlal ederse müzakereler dondurulabilecek. Böyle bir karar Konsey'de ancak nitelikli çoğunluk ile alınabilecek. (Slovakya'yla müzakerelerin bu nedenle iki kez kesildiği, Romanya ve Bulgaristan'la bunun eşiğine gelindiğini bu arada belirtelim.)
Bu konudaki gözetim raporları Komisyon tarafından yıllık olarak hazırlanacak ve ilki gelecek yılın aralık ayında AB Konseyi'ne sunulacak.
Komisyon raporunda Türkiye'yle ilgili olarak iki konuda daha el frenleri oluşturulmuş durumda. Bunlardan biri tarım, diğeri işgücünün serbest dolaşımı.
Bu iki konuda Komisyon müzakere süreci içinde güvenlik ya da garanti maddesini işletebilecek. Hatta bir adım daha ileri giderek, serbest dolaşımın sürekli olarak kısıtlanmasını 'gerektiğinde gündeme getirebilecek.' Ya da bu konularda uzun geçiş dönemleri öngörülebilecek. Bu noktanın Türkiye açısından çifte standart koktuğu açık. Ama Türkiye'nin buna resmen olmasa da fiilen uzun zamandır hazırlıklı olduğu söylenebilir.
Bir başka soru:
Türkiye'nin üyeliği ne zaman?
Komisyon'un dünkü raporundan çıkan hava öyle ki, müzakerelerin tamamlanması ve Türkiye'nin üyeliği 2015'ten önce olmayacak. Raporda ayrıca, müzakere sürecinin açık uçlu olduğuna da dikkat çekiliyor, "sonucun baştan garanti edilemeyeceği" belirtiliyor.
Bu da malumu ilan!
Daha doğrusu, raporda yer alan ve AB'deki Türkiye karşıtlarını tatmin etmeye yönelik bazı ibarelerden biri. Üyelik tabii otomatik olarak ya da kendiliğinden gelmeyecek. Üyeliğin gereklerini yaptıkça gelecek.
Ama ya olmadık şeyler istenirse... Bu da özellikle bizde kulaklara sık sık çalınan bir tedirginlik ya da eleştiri AB'ye karşı...
Olabilir.
Ama bizim öncelikle düşünmemiz, daha doğrusu hazırlıklı olmamız gereken nokta, karşı karşıya bulunduğumuz radikal değişim sürecidir.
Bunun ne kadar farkındayız?
Ne kadar bilincindeyiz?
Türkiye kendi modernleşme tarihinin en köklü değişim sürecinin, çok büyük bir dönüm noktasının eşiğine gelmiş durumda. Tepeden tırnağa değişirken Avrupa standartları geçerli olacak, önümüzdeki bu yeni süreçte.
Bu süreç, kimilerinin yanlış anladığı gibi, bir al ver süreci değil. AB normlarına uyum sürecidir. Bu öylesine bir süreçtir ki, İspanya'yı "Bu kadarı da fazla!" dedirterek iki kez müzakere masasından kaldırtan bir süreçtir.
Hazır mıyız buna?
Siyasal irademiz var mı?
Ankara'da, müzakere süreci için yaşamsal olan gerekli organizasyon ve koordinasyon yeteneğini sergileyebilecek miyiz? Bunun için gerekli siyasal kararlılık gösterilebilecek mi?
Top bizde, Ankara'da.
Bir yandan ülkemizin modernleşme süreci açısından gelinen noktanın büyük önemini yerli yerine oturtalım. Bunun için öncelikle AKP hükümetinin hem reformlar hem Kıbrıs'la ilgili olarak son iki yılda oynadığı belirleyici rolün altını çizelim. Ama aynı zamanda CHP'nin parlamentodaki katkılarını da unutmayalım.
Ve daha yolun başında olduğumuzu, özellikle 17 Aralık'a kadar çok dikkatli olmamız gerektiğini her an göz önünde tutalım.
Evet, buralara kolay gelinmedi. Ama daha gidecek çok uzun yolumuz var.

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Perde arkasından notlar
ANKARA'da havaalanında Dışişleri Bakanı Abdul...
Çetin ALTAN
Yorumlar morumlar, öngörüler möngörüler ve fasaryalar...
AB Komisyonu'nun Türkiye'yle ilgili raporu ni...
Melih AŞIK
Sanat yağması...
Erol Aksoy'un ve Dinç Bilgin'in resim koleksi...
Fikret BİLA
İlk hedef ve azınlık tartışması
AB Komisyonu, Türkiye'nin beklediği yeşil ışı...
Hasan CEMAL
Evet, bir dönüm noktası!
Herhangi bir sürpriz yok! Avrupa Birliği Komi...
Yılmaz ÇETİNER
Merak etmeyin
Ayşe teyzeler kredi borçlarını öder!

TAKSİTLİ yaşam artık hayatımıza hakim oldu. B...
Güneri CIVAOĞLU
Neşeye Övgü
Dün tam Türkiye için Komisyon kararının açıkl...
Can DÜNDAR
Gemi yola çıktı artık...
Hani aşk için deriz ya;
Hurşit GÜNEŞ
Aslan sosyal demokratlar sahnede!
Dün Avrupa Komisyonu'nun Türkiye'yi tam üyeli...
Doğan HEPER
Bundan sonrası daha da zor
TÜRKİYE 40 yıldır varmak istediği AB istasyon...
Sami KOHEN
Rapordaki "şartlar"...
BU rapor Türkiye'nin lehine mi, yoksa içerdiğ...
Hasan PULUR
Hangisi doğru (A) mı, (B) mi?
BİR soru:
Derya SAZAK
Dönüşü olmayan yol
AB Komisyonu'nun dün Brüksel'de açıklanan tav...
Meral TAMER
CHP Türkiye'yi AB'ye daha iyi sokar!
Dün öğle saatlerinde tüm Türkiye gibi ben de ...
Yaman TÖRÜNER
Bankacılığımız ortalamanın altında
Pazartesi günkü yazımda değindiğim, Bankacılı...
Güngör URAS
Oturuyorlar Türkiye, kalkıyorlar Türkiye
"Grand Place" diye adlandırılan meydanda 1685...
Serpil YILMAZ
Avrupa gündemini içselleştirmek
Türkiye AB ile 40 yıllık müzakere tarihinde b...
M. Ali BİRAND
Türkiye istediğini elde etti...
Türkiye AB Komisyonundan ne istiyordu ?

© 2004 Milliyet