Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 12 Ekim 2004 / Salı  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Tarımda rekabet zor

Satır Arası / Deniz Sipahi

Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Birleşmiş Milletler Batı Sahra Operasyonu Direktörü Dr. Cengiz Aktar, Avrupa Birliği ile müzakerelerin başlamasıyla Tarım Bakanı'nın Türkiye'nin en önemli adamı olacağını söylüyor.
Aktar, bunun gerekçesini şöyle özetliyor.
"Çünkü; Türkiye müzakere sürecinde üç büyük kalemde çok zorlanacak. Bir tanesi tarım, bir tanesi bölgesel politikalar, diğeri de sosyal politikalar. AB müzakere sürecinde son kullanıcının da tamamen işin içinde olmasını sağlayacak bir yapılanma gerekiyor. Çünkü Tarım Bakanlığı'ndaki uzman, zeytincinin derdini A'dan Z'ye bilemez. Bir kısmını bilir. Balıkçılıkla ilgili devlet kurumu, Karadenizli, balıkçının derdini A'dan Z'ye bilmez. Son kullanıcılar işin içinde olmadan olmaz. Alalım balıkçılık politikasını; Türkiye'nin bütün denizlerinin diğer ülkelere, diğer üyelere açılması demek bu. Burada bir korumacılık gerekebilir, rekabet şartları yeterli olmayabilir. Ama bunu masa başında tayin edemezsiniz. Müzakereyi sürdürürken, son kullanıcıyı, yani bu işten etkilenecek olan insanı işin içine sokmazsak, bu iş layıkı ile yapılamaz. AB süreci sokaktaki insanı çağıran bir süreçtir."

* * *

Peki bugüne kadar oy deposu olarak kullanılan tarım kesiminin yalnızlığını, çaresizliğini, sıkıntılarını nasıl gidereceğiz?
Peki yeni dönemin en güçlü isimlerinden biri olarak gösterilen Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü neler diyor.
"Tarımda yapısal yönden iyileşme için AB'nin tarımsal altyapı konusunda destek vermesi gerekir. Türkiye'ye nüfusu nispeten daha az küçük bir ülkeye yaptıkları gibi bir katkı yapmayı düşünürlerse bu hakkaniyete uygun olmaz, doğru da olmaz. Biz adapte olma süresini uzatmak zorunda kalırız. Tarımsal işletmelerin ölçeğini büyütme yolunda son günlerde tarım sektöründe faaliyet gösteren büyük gruplarla özel toplantılar yapıyoruz..."

* * *

Gelelim gerçeklere...
Tarımsal üretimde tek destekleme aracı olarak kabul edilen "Doğrudan gelir desteği" esas itibarıyla bir çeşit telafi edici destek çeşidi.
Bugün uygulanan şekliyle üretimle ilişkilendirilmemiş bu destekleme modeli ile ne üretim planlaması yapılabilir, ne verim, ne de verimlilik artışı sağlanabilir.
Hatta, kimi yerlerde üretici olmayan arazi sahiplerinin cebine giderek üretime dahi yönlendirilememektedir.
Bu destekleme, AB üyesi ülkelerde bazı ürünler için uygulanmakta veya Birliğin üretim fazlaları nedeniyle arazisinin yüzde 10'unu nadasa bırakan üreticilere telafi edici nitelikte uygulanmakta ve diğer bazı dolaylı desteklemelerin yanı sıra yapılmaktadır.
AB ülkelerinde, diğer destekler hariç dekara yaklaşık 35 Euro olarak uygulanan bu destekleme ülkemizde sadece yaklaşık 10 Euro olarak gerçekleşiyor.

* * *

Örneğin Türkiye zeytinde üreticimize 10 cent prim desteğini dahi çok görürken, Avrupa Birliği 1.40 Euro prim desteği uygulamaktadır.
Avrupa Birliği'nin, FEOGA (Avrupa Tarımsal Yönlendirme ve Garanti Fonu) ile bütçesinin yüzde 55'e varan kısmını tarımsal desteklemelere harcandığı gerçeği unutulmamalıdır. Tarım, unutulan, göz ardı edilen bir sektör... Ama inanın sıkıntılar çok büyük. Gerçek olan Türk çiftçisinin rekabet etme şansının hemen hemen hiç olmadığıdır.

dsipahi@milliyet.com.tr




EGE
Onlarsız olur mu?
YTP'den beklenen son
Tarımda rekabet zor





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Özgür Kaynar
Engin Önen
Deniz Sipahi

© 2004 Milliyet