|
Rezalet!
Evet öyle, tek kelimeyle rezalet! Aynı konuda, aynı sözcüklerle, kim bilir bu kaçıncı yazı?.. Bu devletin sifonu yok mu, pisliklerinden ne zaman temizlenecek bu devlet diye diye ha bire buz üstüne mi yazıyoruz?
Ne yazık!
İnsanın içi acıyor.
Mafya babası, yeraltı dünyasının en önde gelenlerinden biri. Bunu sağır sultan biliyor. Hakkındaki 28 dosyayla birlikte gözaltına alınıyor. Gece yarısından sonra yargıç tarafından salınıyor. Hemen arkasından, gıyabi tutuklama kararı çıkarılıyor hakkında.
Ve tabii kayıplara karışıyor.
Birkaç gün sonra teslim oluyor.
Niye serbest bırakılıyor? Niye gıyabi tutuklama çıkıyor? Böylece zaman kazanması mı sağlanıyor?
Sorular o kadar çok ki...
Polisin 28 dosyası mı yetersiz? Yargıyı orasından burasından etkileyen menfaat zinciri mi harekete geçti? 'Derin devlet'teki bazı odaklar mı kendi başlarına düğmeye bastı?
Soruları çoğaltmak yersiz.
İnsanı isyan ettiren, rezalet diye bağırtan, hukuku paspas eden kirli bir oyun hala devlet sahnesinde oynanıyor.
Gerçekte hep aynı oyun.
Arada bir adı değişiyor.
Dün Susurluk'tu.
Bir ara Alaattin Çakıcı oldu.
Bugün ise Sedat Peker...
Derin devlet bir zamanlar yeraltı dünyasından yararlandı. Hukuk dışı işlerinde mafya babalarını, gangsterleri, suçluları kullandı. Özellikle Güneydoğu'da şiddet ve terörle mücadele derken, çok derin bir hukuk boşluğu doğdu. Orman kanunlarının hüküm sürdüğü bu boşlukta zamanla selden kütük kapma sırası mafyaya geldi.
Mafya devlete sızdı.
Devlet içinde ortaklıklar, menfaat çeteleri oluşturuldu. Ancak devletin içindeki yardakçılarla dallanıp budaklanabilirdi organize suç örgütleri. Çakıcı'lar, Peker'ler ancak bu yolla ortalıkta ellerini kollarını sallaya sallaya muteber insanlar olarak dolaşabilirlerdi.
Ne yazık!
Devleti devlet yapmak istiyorsak, önce Çakıcı'lardan, Peker'lerden temizlenmesi lazım bu düzenin. Devlet gönderine hukukun bayrağını dikmenin birinci yolu, bunlardan yargı önünde hiç gecikmeksizin hesap sormaktır.
Sonra yargıcını, polisini, askerini, idarecisini bunların kirli uzantılarından kurtarmaktır.
'Kara para'yla mücadele etmektir. Bütün ekonomik faaliyetleri vergi düzeni içine almaktır.
Siyasal ve bürokratik dokunulmazlık sorununu bir an önce çözmektir.
Demokratik hukuk devletine yakışan iyi yargıç, iyi polis yetiştirmek için sistemde reform yapmaktır. Yargıcını, polisini maddi ve manevi bakımdan çok daha donanımlı hale getirmektir. Yargıçlığın, polisliğin toplum içindeki saygınlığını yükseltmektir.
Başka çaremiz yok.
Devlet ve toplum olarak hukukun ipine sarılmaktan başka çaremiz yok, eğer uygarca yaşamak istiyorsak...
Çakıcı'lar, Peker'ler ellerini kollarını sallaya sallaya, muteber insanlar olarak ortalıkta dolaşmaya devam ettikleri sürece, şunu iyi bilin ki, hukuk değil orman kanunları hayatımıza hükmedecek.
Hiç kuşkunuz olmasın.
Bu yüzden orman kanunları değil de hukuk diyorsak, sesimizi yükseltmek zorundayız. Kamuoyu olarak, sivil toplum olarak hep birlikte hukuk devleti istiyoruz diye, yöneticilerimiz uyuyor mu diye haykırmalıyız.
Yoksa hepimiz tehlikedeyiz.
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|