|
 |
|
|
Nüfus yapımızda şaşırtıcı değişiklikler
İlk ve orta öğretimde yeni okula gerek yok. Üniversiteye giriş kapısındaki kuyruklar, 3 - 4 yıl sonra azalmaya başlayacak. Haberiniz olsun, nüfusumuz yaşlanıyor
Nüfus bilim, geleceğe dönük 10 - 15 yıllık projeksiyonların neredeyse kesin olarak gerçekleştiği nadir alanlardan biri. Hacettepe Üniversitesi'nden Doç. Dr. Attila Hancıoğlu, Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı TAP'ın düzenlediği 2 günlük uluslararası konferansta bu uyarıyı yapınca, verdiği rakamların benim için önemi katlanarak arttı. Nüfusumuzun geleceğine bakışım değişti.
Hancıoğlu'nun deyimiyle Türkiye'de son 20 yılda yaşanan, "demografik rejim değişikliği." Bir toplumun davranışlarında bu denli çarpıcı değişikliklerin 20 yıl gibi kısa bir tarih dilimine sığabilmesi, sık rastlanabilecek bir durum değil.
Paradigma değiştirmek
Biliyorsunuz Avrupa Birliği'ni ürküten en önemli nedenlerden biri nüfus yapımız. Oysa Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü'nün her 5 yılda bir yenilenen Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması'nın 2003 sonuçları; AB'nin bizden ürkmesine neden olmadığını gösteriyor. Ne var ki öncelikle siyasetçilerimizin, bürokratlarımızın, hatta akademisyenlerimizin paradigma değiştirerek, bugün artık gerçek olmayan söylemleri bir yana bırakmaları lazım.
10 bin 836 hanede 8 bini aşkın evli kadınla konuşularak gerçekleştirilen ve Devlet Planlama Teşkilatı DPT'ye de veri oluşturan bu kapsamlı araştırmanın altında Hancıoğlu'nun yanı sıra Prof. Dr. Sabahat Tezcan, Doç. Dr. Banu Ergöçmen ve Doç. Dr. Turgay Ünalan'ın imzaları var.
Demografik baskı yok
TAP Vakfı Başkanı Prof. Dr. Baran Tuncer'in de konferansı açış konuşmasında anahatlarıyla değindiği gibi önümüzdeki dönemde, demografik baskılar nedeniyle ilk ve orta öğretim düzeyinde yeni okulların açılması gerekmiyor. Üniversitelere giriş kapılarında da bugünkünden daha fazla yığılma olması beklenmiyor. Hatta birkaç yıl sonra üniversite sınavlarına girenlerin sayıları azalmaya başlayacak. Çünkü:
O - 14 yaş arası nüfusumuz artık artmayacak.
Diğer yaş gruplarında ise:
15 - 64 yaş arası yetişkin nüfusumuz 25 - 30 yıl daha artmaya devam edip, sonra düşecek.65 yaşın üzerindeki yaşlı nüfusumuz hep artacak. 2050'de yaşlı nüfusumuzun sayısı, bugünkünün 3 katı olacak.
Nüfus yaşlanıyor
Anlayacağınız bizim nüfusumuz da yaşlanıyor.
Yıllık doğum sayımızda, 2000'den itibaren ilk kez geri dönüşü olmayan bir azalma var. Ölüm sayılarımızda nüfusun yaşlanmasına bağlı bir artış söz konusu. Yıllık nüfus artış hızımız, % 1.5'in altına inmiş durumda.100 milyon nüfuslu Türkiye, artık sadece bir hayal. Nüfusumuz 94 - 95 milyona kadar çıkıp, ondan sonra da azalmaya başlayacak.
İyi haber:
90'lı yılların başına kadar 15 - 64 yaş arası her 1 yetişkin, çocuk ya da yaşlı 2 kişiye bakarken, bugün bu oran 1'e 1,5'a inmiş durumda. 2025 yılına ilişkin projeksiyonda ise 1 yetişkine 1 çocuğa (ya da yaşlı) düşüyor.
Yaşlılar için kaldırım
Hacettepe Nüfus Etütler Enstitüsü'nün geniş çaplı araştırmasının ışığında bu değerli bilgileri aktaran Hancıoğlu, bu yeni bulguların ışığında ilk ve orta öğretimde yeni okul açmak yerine, eğitimin kalitesinin yükseltilmesi gereğine işaret etti. Ne günlere kaldık: Okul açılmaya devam edilirse, öğrencisiz kalma tehlikesi var! Hancıoğlu'na göre "Şehirlerimizde kaldırımların yükseklikleri de dahil olmak üzere herşeyi yeniden düzenlememiz lazım."
| Nüfus yapımızdaki değişim (%) | | 0-14 | 15-64 | 65 üstü | | 1950 | 38.3 | 58.4 | 3.3 | | 1960 | 41.2 | 55.1 | 3.7 | | 1970 | 41.8 | 54.2 | 4.0 | | 1980 | 39.1 | 56.1 | 4.7 | | 2000 | 29.6 | 64.9 | 5.5 | | 2005 | 27.6 | 66.6 | 5.8 | | 2025 | 21.9 | 68.1 | 9.7 | | 2050 | 19.4 | 61.9 | 18.7 | |
mtamer@milliyet.com.tr
|
|
|

|