|
 |
|
|
Mutlu gençliğin mutsuz geleceği
Bakış / Ünver Ergün
Geçtiğimiz günlerde Ege Üniversitesi Beden Eğitimi Spor Yüksek Okulu Spor Yöneticiliği Bölümü'nde okuyan bir grup öğrenci gazetemize geldi. Amaç, zorunlu stajlarından biri olan "Medya" yı incelemekti.
Biz spor medyasını anlattık, onlar dinledi... Not aldı. Yaklaşık üç saat süren bölümde gözlemlediğim konu, gençlerin umutsuzluğu oldu. Aslında böyle bir bölümde okudukları için de çok mutlular... Ama ya gelecekleri?
Bu öğrenciler 2005 Haziran ayında dört yıl emek verdikleri okuldan mezun olacaklar. Diplomalarını alacaklar... Türkiye'deki bir çok genç gibi diplomaları ya odalarının duvarlarında gurur kaynağı olarak asılı duracak, ya da tozlu raflardaki yerini alacak.
Aslında bu sadece onların değil tüm üniversite gençliğinin sorunu... Plansız, programsız kurulan yüzlerce üniversite her yıl binlerce mezun verir. Ama bu mezunlara sağlanacak iş sahası maalesef aynı oranda artış sağlamaz.
Bazen de kurumlararası iletişimsizlik, lobisizlik binlerce gence sağlanabilecek iş imkanı ortamına engel olur.
Kendini tanıtamama
Şimdi size iki çarpıcı örnek vermek istiyorum.
Bir; Yıllardır kulüplerle iç içe yaşıyoruz... Ve Özellikle son yıllarda müthiş bir yönetici yetersizliği gözlüyoruz. Genel kurullar öncesinde kulüpler yönetici bulmakta zorlanıyor. Acaba kaç kulübümüz bu okulun varlığından haberdar?
İki; 2005 yılında UEFA, her kulüpte en az iki spor yöneticisi bulundurma zorunluluğu getirecek. Avrupa'nın bir çok kulübünde olduğu gibi...
Artık her kulüpte, eskisi gibi para veren değil tam tersi alacak, ama fikir üretecek, vizyonu geniş, bilimsel ve çağdaş düşünebilen, dünyayla entegre olabilecek profesyonel kişiler yönetimde yer alacak. Acaba kulüpleri yöneten Futbol Federasyonu, bunun eğitimini veren bu okullarla temasa geçti mi, ya da tam tersi okulun yöneticileri, Futbol Federasyonu'na varlıkları konusunda bir bilgi alışverişinde bulundu mu?
Sizlerri daha fazla meraklandırmayalım, bu soruların yanıtı: Hayır...
Yaptırım gücü var mı?
Peki gençler ne yapsın? Hepsi haklı olarak kara kara düşünüyor. Hatta çoğu, yıllarca dirsek çürütüp öğrendikleri dersleri bir kenara bırakıp, başka iş kollarında kendilerine meslek bulmanın yollarını arıyor.
Hani hep söyleriz ya "Herşeyin başı eğitimdir" diye. Peki nerede uygulama?
Futbol Federasyonu, UEFA'nın isteği doğrultusunda kulüplere talimat verecek. "İki tane spor yöneticisi bulundurun" diyecek. Onlar da eşini, dostunu, emirlerine uyacak kişileri yönetimlere getirecek.
Çünkü bu işin kuralı olmayacak...
Acaba Federasyon, emrindeki kulüplere "Üniversitelerin Spor Yöneticiliği bölümünü bitiren iki kişiyi yönetimlerinizde bulundurmak zorundasınız" diyebilecek mi?
Hiç sanmıyorum. Bizim en büyük sorunlarımızdan birisi de kuralsızlık değil mi?
Ondan sonra AB bize 100 sayfalık uygulanacak kuralları getirdi diye isyan ediyoruz... Ama o Avrupa Birliği'ne girebilmek için de yıllardır can atıyoruz.
uergun@milliyet.com.tr
|
|
|

|