Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 14 Ekim 2004 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Bu nefrete kim 'dur' diyecek?


Geçenlerde Washington Post'ta ilginç ve bir o kadar da düşündürücü bir haber okudum.
Haber, Amerikan - İslam İlişkileri Konseyi tarafından desteklenen bir araştırmanın sonuçlarıyla ilgiliydi.
Araştırmanın amacı, 2001'de New York'ta gerçekleştirilen terörist saldırının ardından ülkedeki Müslümanlara uygulanan ayrımcılık ve Müslümanlara karşı nefretten kaynaklanan suçlardaki artışın nedenlerini bulmak.
Araştırmanın bence en çarpıcı sonucu şu: Her dört Amerikalıdan biri Müslümanların çocuklarına "nefret"i öğrettiğine ve Müslümanların kendilerinden olmayanların yaşamlarına hiç önem vermediğine inanıyor.
Her üç Amerikalıdan birine "Müslüman" sözcüğünün çağrıştırdığı imaj olumsuz..
Araştırmaya katılanların yüzde 26'sı, İslam dininin nefret ve şiddet öğretisi içerdiğine inanıyor. Yüzde 29'u, Müslümanların "Amerikan yaşam tarzı" diye özetlenebilecek bir anlayışı değiştirmek istediğine inanıyor. Yüzde 29'u Müslümanların çocuklarına "inanmayanlardan nefret etmeyi öğrettiği" görüşünde..

ABD medyası 'körüklüyor'
Araştırmayı yürüten konseyin sözcüsü, 2003 yılında ABD'de yaşayan Müslümanlara karşı binden fazla şiddet ve ayrımcılık olayının kaydedildiğini söylüyor. Bu, insanlara karşı sırf Müslüman oldukları için işlenen suçlarda 2002 yılına göre yüzde 70'lik bir artışa karşılık geliyor.
11 Eylül 2001 saldırısının ardından ABD medyasının genel tutumunu izleyenler için hiç de şaşırtıcı bir sonuç olmamalı bu tablo.
Gazetelerde ve dergilerde yayımlanan karikatürlerin tümü en aşağılık ırkçılıktan mustarip.
Karikatürlerin ezici bölümünde Müslüman tipi; eli silahlı, kir - pas içinde, üzerinde sinekler uçuşan, kötü bakışlı, karanlık sakallı ve cani karakterli bir tip..
Gazetelerde yayımlanan haberler, genellikle El Kaide'nin kötü niyetli planlarına odaklanmış durumda. Zarkavi, Bin Ladin ve benzerleri bir Müslüman prototipi olarak görülüyor.

Nefret, karşıtını yaratacak
Amerikan kitlesel kültür yaşamını belirlemekte en önemli işlevi gören sinemada da durum hiç farklı değil.
Filmlerde gördüğümüz Müslümanların ezici çoğunluğu acımadan çocukları bile öldürebilen teröristler ve eski kovboy filmlerindeki kötü adamlar gibi siyah giysiler içindeler..
Böyle bir iklimde yaşayan, televizyonlarda her gün kafa kesme görüntülerine, terör saldırılarının sonuçlarıyla ilgili acı hikâyelere maruz kalan insanların, kendilerine "Müslüman" denildiğinde irkilmemeleri elbette mümkün değil.
Ancak açıklanan "Müslümanlara karşı işlenen suçlar ve ayrımcılık"la ilgili rakamlar da gösteriyor ki, bunun böyle sürüp gitmesi de mümkün değil..
Böylesine hızla büyüyen bir nefretin, çok geçmeden kendi karşıtını yaratacağını söylemek ve bunun da sadece Amerika'nın değil, aynı zamanda bütün dünyanın sorunu olacağını görmek için de falcı olmaya gerek yok.

Türklere çok iş düşüyor
Bu aşamada Amerikan toplumsal yaşamını yakından etkileyen her türden medyanın bir günde aklını başına toplayacağını ve ne yapmakta olduklarını fark etmelerini beklemek de gerçekçi değil.
Bu noktada iş yine bizzat Müslümanlara düşüyor.
Arap dünyasının bugün içinde boğuştuğu sorunlardan kafasını kaldırıp bir de bununla uğraşmasını beklemek de mümkün değil. Zaten Irak savaşının yarattığı kaos ortamında bunun bir sonuç vermesi de imkânsız.
Müslümanlığı kimliklerinin önemli bir parçası olarak taşıyan Türkler için de bu ciddiye alınması gereken bir sorun.
Ve bu sorunla mücadelede gerek yaşam tarzlarıyla, gerekse kılık kıyafetleriyle Batılılara daha çok benzeyen Türklerin yapabileceği çok şey olduğuna inanıyorum.

mehmet.yilmaz@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Azınlık meselesi...
AVRUPA Birliği sürecinde Türkiye'nin çok zorl...
Çetin ALTAN
Rüşvet, vurgun; tangur tungur yuvarlanıp giderken...
BİR hayli bolca olan dağ gibi büyük çöplükler...
Melih AŞIK
AŞTİ'de haraç (3)
Ankara Şehirlerarası Otobüs Terminali'nden (A...
Fikret BİLA
Çiçek'in şikâyeti
Adalet Bakanı Cemil Çiçek, zaman zaman yargın...
Hasan CEMAL
Aleviler!
Dört yıl geçmiş aradan. Cem Vakfı Başkanı Pro...
Yılmaz ÇETİNER
Köprüden atlı arabalar ne zaman geçecek?
ESKİDEN satıcılar ucuz mal sattıklarını duyur...
Güneri CIVAOĞLU
Azınlık / Şans
AB raporunda, Kürt ve Alevi yurttaşlarımız iç...
Can DÜNDAR
Süpermen ve mafya
"Uçtum, aşık oldum, dünyayı geri çevirdim, ço...
Hurşit GÜNEŞ
AB'ye girersek işçi dövizleri ne olacak?
1974 CHP - MSP koalisyonu hem şanslı bir koal...
Doğan HEPER
İlk günlerin sarhoşluğu bitti
İLK günlerin heyecanı atlatılınca gerçeğin ac...
Sami KOHEN
'Birlikte çalışalım'
Şili'nin 68 yaşındaki Cumhurbaşkanı Ricardo L...
Mehmet Y. YILMAZ
Bu nefrete kim 'dur' diyecek?
Geçenlerde Washington Post'ta ilginç ve bir o...
Hasan PULUR
Adalet Bakanı'yla bir dertleşme...
ŞİMDİ, iyi niyetli Adalet Bakanımız Sayın Cem...
Derya SAZAK
CHP, hukuk, AB
AKP'ye karşı muhalefet siyasetini iki yıldır ...
Meral TAMER
Artık hızlı balık, yavaş balığı yutuyor
Nüfus, göç, perakende, sanayi stratejileri, k...
Güngör URAS
Çukurova kendi etti kendi buldu
Çukurova Grubu, Pamukbank'ın batması nedeniyl...
Serpil YILMAZ
Ukrayna ile yol arkadaşlığı
Rusya Federasyonu'nun batıya açılan sınır kom...
M. Ali BİRAND
Gurur duyalım ve kendimize güvenelim
Bazı okuduklarıma, TV'lerde seyrettiklerime v...

© 2004 Milliyet