
|
|
|
 |
|
|
Tüm yöneticilere okutulacak bir ders: Veysi vakası
Yedi dalda Oscar adayı olan Köstebek filminde, büyük bir sigara şirketinin araştırma bölümü başkanı Jeffrey Wıgand'ın, şirketin bazı uygulamaları konusunda yöneticilerle ters düşerek kovuluşu, şirket sırlarını teşhir etmesi anlatılır. ilaç şirketi Roche Türkiye'de son iki aydır benzer bir olay yaşanıyor. Olayın iki önemli kahramanından biri Roche Türkiye'nin başındaki Faruk Yöneyman, diğeri 18 yıldır şirkette çalışan ve iki ay önce şirket uygulamaları ile ilgili açıklamalarda bulunan Veysi Mungan! Busıness olarak kamuyonu meşgul eden bu konuda her iki tarafla da görüştük. İddialar farklı, olay mahkemede. Sonucun ne olacağını herkes gibi bekleyip göreceğiz. Ancak bu 'filmlik' olay henüz peyaz perdeye aktarılmadıysa da devletle iş yapan şirketlerin karar masalarına bir ders olarak çoktan yansımış bulunuyor
ŞULE YÜCEBIYIK
Mike Wallace: Hiç pişman oldunuz mu? Keşke sussaydım dediğiniz anlar oldu mu? Jeffrey Wigand: Evet...'Keşke bu işe kalkışmasaydım' dediğim zamanlar oldu. 'Yine yapar mıydın?' diye sorarsanız eğer, evet, yapardım... 'Değer mi?' diye sorarsanız, evet, bence değer.
(...)
Al Pacino ve Russell Crowe'un başrollerini paylaştığı, yedi dalda Oscar adayı, 1999 yapımı Köstebek (The Insider) filminin, unutulmaz repliklerinden biriydi bu. Filmin öyküsü kısaca şuydu:
Güçlü bir sigara şirketinin araştırma bölümü başkanı Jeffrey Wigand (Russell Crowe), şirketin bazı uygulamaları konusunda yöneticileriyle ters düşünce kovulur. Bunun üzerine, şirketin sırlarını teşhir etmeye karar verir. Bedeli, işsiz ve parasız kalmak hatta ailesini kaybetmektir. Ama bu bedeli göğüslemeye karar verir. Yukarıda aktardığımız diyalog da, CBS TV'nin programcısı Mike Wallace'ın (Chris Plummer) milyonların önünde Wigand'la yaptığı röportajda geçer.
1993'de ABD'de yaşanan gerçek bir şirket skandalını beyazperdeye aktaran bu film, izleyenlere 'bu kadarı da fazla' dedirtecek sahnelerle doluydu. Filmde yargıç rolünü, davayı gören Mississippi Başsavcısı Michael Moore oynamıştı.
Dünyanın en büyük ilaç şirketlerinden İsviçreli Roche'un Türkiye ofisinde, son iki aydır daha iddialı, daha çarpıcı ve daha 'filmlik' bir 'köstebek' hikayesi yaşanıyor.
Roche Davası'nın iki kahramanı, Roche Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Yöneyman ve şirketin eski yöneticisi Veysi Mungan, bize, bugüne kadar öne sürdükleri iddialarını tekrarladılar. Bunları haberde bulacaksınız.
Ama bunların yanısıra öyle detaylar verdiler ki, işte 'Köstebek' filmine taş çıkartacak sahneler asıl buralarda saklıydı.
Roche Davası, şu anda yargıya intikal etmiş durumda. İlk duruşma 1 Ekim tarihinde görüldü. Bu haber, kimin haklı, kimin haksız, kimin yalancı, kimin doğrucu olduğunu göstermek için değil, akıllara durgunluk veren bir şirket hikayesini anlatmak için yazıldı. Bizce, her profesyonelin bu hikayeden çıkaracağı bazı dersler var.
İnsani zaafların, güvenin, ihanetin, pişmanlığın, dostluğun, vefanın ve vefasızlığın öyküsü bu... İşte bir zamanlar 'içeride' olan birinin (ister vicdan, ister intikam kaygısı deyin) kamuoyuna açıkladığı şirket sırlarının öyküsü.
18 yıl önceydi
Önce Roche'u, Neorecormon adlı kanser ilacına farklı fiyat uygulayarak SSK'yı 12 trilyon lira zarara uğratmakla suçlayan, şirketin Genel Müdürü Faruk Yöneyman ve ilgili yöneticileri dava eden eski SSK İdari İşler Müdürü Veysi Mungan'ı tanıyalım.
Yıldız Üniversitesi Kimya Bölümü'nden mezun Veysi Mungan, askerlik sonrası Türkiye Roche'a (1986) başvuran binlerce yeni mezun gençten biriydi. İşe kabul edildiğini öğrendiğinde sevinçten havalara uçtu. Kendisiyle birlikte işe alınan 16 kişi için verilen bir kokteylde, sözcülük görevini üstlendi ve şu konuşmayı yaptı:
"Roche çok değerli bir şirket. Biz de değerli insanlarız. Heyecanımızla, başarı azmimizle, ahlakımızla bu şirkete artı değerler katacağımıza yürekten inanıyorum."
Ağabey - kardeş ilişkisi
1 Mayıs'ta 'tıbbi mümessil' olarak başladı göreve. İşi; devlet, özel ve SSK hastanelerinde ilaç satmaktı. Başarılıydı. Dört yıl gibi kısa bir sürede kariyerinde büyük bir sıçrama yaptı. Bölge müdür yardımcısı oldu. Daha sonra satış promosyon şefi, vitamin bölümü satış idaresi, müşteri ilişkileri müdürü gibi önemli unvanlar elde etti.
Şirkette kendisine profesyonelliğiyle, tecrübesiyle ve karizmatik kişiliğiyle 'rol modeli' olarak gördüğü tek bir kişi vardı: Faruk Yöneyman. Son 15 yılı Genel Müdür olarak geçen 33 yıllık Roche deneyimli Yöneyman, şirkette sadece Veysi Mungan'ın değil herkesin idolüydü. Yöneyman da, 'dürüst ve çalışkan' bulduğu Mungan'a hep destek verdi. Önünü açtı. zamanla, aralarındaki ilişki profesyonel bir üst - alt ilişkisinden çok, bir 'ağabey - kardeş' ilişkisine dönüştü.
Duygusal baba, saygıdeğer anne
Veysi Mungan, 'Faruk Bey'in ailesiyle de yakın ilişkiler kurmuştu. Özellikle babasıyla. Bacağındaki bir rahatsızlık sırasında kendisine hastane işlemlerinde yardımcı da olduğu Baba Yöneyman'ı, 'duygusal ve entellektüel' bulur, sohbetinden büyük zevk alır, sık sık arayıp hâl hatır sorardı.
Faruk Yöneyman'ın annesiyle de kanser tedavisi olduğu sırada tanıştı. Mungan, "Dünyanın en saygıdeğer insanı" olarak tanımladığı Hamiyet Yöneyman'ı aylarca hastane ve evi arasında kendi otomobiliyle taşıdı. İşleri nedeniyle annesine zaman ayırmakta güçlük çeken Faruk Yöneyman, "Veysi'ye bu ilgisinden dolayı minnettar"dı. Bu yakın ilişki, geçtiğimiz yıla dek böyle devam etti.
İhalede ipler koptu
2003 yılında 'Müşteri İlişkileri Müdürü' olan Veysi Mungan, mart ayından itibaren Roche'un çalıştığı Beşer Ecza Deposu'ndan rahatsızlık duymaya başladı. Depoyu, ödemelerini zamanında yapmadığı gerekçesiyle şikayet ediyordu. Son olarak Faruk Yöneyman'ın bulunduğu bir toplantıda, Beşer ile ilgili bu rahatsızlığını açıkça söyledi. Sert çıkışı, toplantıda buz gibi bir hava estirdi.
Ertesi gün, Mungan'a 'Beşer ile bir daha ilgilenmeyeceği' yönünde talimat geldi. Mungan, esas çıkışını 22 Aralık 2003'teki SSK ihalesinden sonra yaptı.
SSK, 22 Aralık tarihinde 24.5 trilyonluk bir ihaleye çıkmıştı. Şartnamede, kanser ve diyalizde kullanılan ilaçlar etken maddesiyle değil, isimleriyle belirtiliyordu. İhaleye, Roche tarafından yetkili kılınan Beşer Ecza Deposu, Neorecormon'u satmak için; rakibi Santa Farma ise Eprex'i satmak için kendi şirketi Gürel ile girdi.
İhalede indirim yapılmadı. Beşer, Neorecormon 2000 için Sağlık Bakanlığı'nın belirlediği üst fiyat olan 230 milyon 945 bin liradan satış yaptı. Aynı gün Antalya Devlet Hastanesi'nde yapılan bir başka ihalede aynı ilacın fiyatı 92 milyon liraya kadar düştü. Roche Türkiye, ihale sonrasında Beşer'e 88 milyon lira fatura kesti.
Ve yollar ayrılıyor
Öykünün bundan sonraki kısmı, iki farklı cephenin iddialarıyla şekilleniyor. Roche, yani Faruk Yöneyman cephesi ve Veysi Mungan cephesi. Mungan, 22 Aralık ihalesi sonrasında, Yöneyman'a "Beşer'e ihale bedelinin altında fatura kesilerek hem devletin, hem de şirketin zarara uğratıldığını, bunun yasadışı bir uygulama olduğunu belirterek, sorumlu kişilerin tesbit edilip gereğinin yapılmasını" isteyen bir mail atıyor. İhaleden ve ihale ile ilgili konuların gündeme getirilmesinden 10 gün sonra da (2 Ocak 2004) işten çıkarılıyor.
Neden? İftira mı atmıştır? Yoksa, gerçeği söylemesinden diğer yöneticiler rahatsız mı olmuştur?..
Mungan, işten çıkarılma nedenini şöyle açıklıyor:
- Devletin 22 Aralık'ta 15 trilyon lira zarara uğratılmasına karşı çıktığım için...
Faruk Yöneyman'ın iddiası ise şöyle:
- Genel müdür yardımcılarından üçünün, agresif tavırlarından ve geçimsizliğinden şikâyet ettiği için...
'Swissotel'de buluştuk, dön dedi'
Veysi Mungan, 2 Ocak 2004, Cuma günü eşyalarını toplayarak, çalışma arkadaşlarıyla vedalaşır. 18 yıl çalıştığı şirkette hüzünlü bir ayrılış sahnesi yaşanır. İki gün sonrası, Mungan'ın anlatımı:
"4 Ocak Pazar günü, sabah 10.00'da Yöneyman aradı. 'Swissotel'de bekliyorum, gel konuşalım.' Saat 11.00 sularında buluştuk. Yöneyman, dört bardak viski içti, birlikte yemek yedik, dört - beş saat konuştuk. Benden işe dönmemi istedi. 'Devletin zararları karşılanırsa, zararı kadar bedava ilaç verilirse ve sorumlu yöneticiler hakkında gereği yapılırsa, dönerim' dedim. Yöneyman, 'Bu meseleyi mutlaka çözeceğim. Gel birlikte çözelim. Sen bana araştırmalarımda yardımcı ol. Hatta SSK'ya satışlardan sorumlu departmanın başına geç' dedi. Anlaştık. Kredi kartıyla yemeğin faturasını ödedi. Honda marka makam aracıyla 17.00 sularında beni eve gönderdi."
'Tekrar işe almamızı istedi'
Yöneyman'ın anlatımı:
"İşten ayrıldıktan sonra hüngür hüngür ağladı. Araya adam koyup benimle görüşmek istediğini öğrendim. Pazar günü kısa bir görüşme yaptık. Çok kötü durumda olduğunu söylüyor, kendisini şirkete geri almamızı istiyordu. 'Peki o zaman gel konuşalım, ben bu ilaç işini araştıracağım sen de buna yardımcı ol' dedim, kabul etti."
Maaş - şantaj tartışması
Mungan anlatıyor:
"5 Ocak'ta Yöneyman'la yaptığımız toplantıda, kendisinden bir kez daha söz aldım. Devletin zararlarının karşılanmaması halinde elimdeki belgeleri yargıya götürmeye kararlı olduğumu tekrarladım. 6 Ocak'ta önüme hayli cömert bir sözleşme konuldu. SSK'dan Sorumlu İdari İşler Müdürü oluyordum. Maaşım da 7.5 milyardan 15 milyar liraya yükseltilmişti."
Yöneyman anlatıyor:
"Ertesi gün geldi ama cebinden bir sözleşme çıkardı. Yüksek maaşlar, ikramiyeler gibi bir sürü şey. Biz biraz düzelttik, avukatlarla görüştük ve 5 Ocak'ta Mungan bizim yeniden düzenlediğimiz bu sözleşmeye imza attı. Bu sözleşmede brüt maaşı 12.5 milyar liraydı. Ama ertesi gün yeni bir sözleşme getirdiğini söyledi. İkinci sözleşmede net maaş olarak 15 milyar istiyordu. Biz karşı çıktık ama, 'elimdeki belgeleri dağıtırım' diye tehditler savurmaya başladı. Bizim de o dönemde araştırma yapmak için zamana ihtiyacımız vardı ve tehdit ve şantajla yeni sözleşmeyi kabul etmek zorunda kaldık."
Kuran'a el basıldı
Veysi Mungan anlatıyor:
"Faruk Yöneyman'ın devletin zararını karşılama sözünü tutacağına inandığım için yeniden işe başlama kararı aldım. Eşimin tüm muhalefetine rağmen... Yine de içim rahat etmedi. Birkaç gün sonra, şirkete elimde Kur'an ile gittim. Faruk Bey'e, 'Benim ve ailemin geçim standartı 5 ile 10 milyar arasındadır. Bana değil 15 milyar, 50 milyar da verseniz, bu davadan vazgeçmeyeceğim, verdiğiniz sözleri tutmanızı bekleyeceğim. SSK'nın zararlarını karşılamanız koşuluyla, sonsuza dek konuşmayacağım. Ama sözünüzü tutmazsanız yargıya gideceğim' dedim. Ve Kuran'a el bastım. Faruk Bey, heyecanlandı. Kendisi de el bastı ve 'Sen hiç merak etme, gereğini yapacağım' dedi. Genel Müdür Yardımcısı Ümit Ceylan'ı çağırarak, 'Sen şahitsin. Veysi yemin etti, konuşmayacak, biz de bu meseleyi çözeceğiz' dedi."
Yöneyman araştırdı, Mungan uyardı
Faruk Yöneyman'ın, 'zaman kazanmak için işe geri aldım' dediği Veysi Mungan'ın iddialarını araştırması 3.5 ay sürer. Gelişmeleri dakikası dakikasına bildirdiği İsviçre'den kurumsal müfettişler çağırır. Bunun yanısıra bağımsız denetleme şirketi Ernst & Young ile anlaşır. Şirketin tüm kayıtları hallaç pamuğu gibi atılır. Sonunda usule aykırı bir şey bulunamaz ve 16 Nisan'da tehdit, şantaj ve şahsi menfaat sağladığı gerekçesiyle Veysi Mungan hakkında suç duyurusunda bulunulur. 16 Nisan'da Veysi Mungan, ikinci kez işten çıkarılır.
Ancak Mungan'ın iddiaları başkadır:
"Faruk Bey, verdiği sözleri tutma yönünde hiçbir çaba göstermiyordu. Sabredip, bekledim. 12 Nisan'da bir mail attım. 'Bana verdiğiniz sözleri tutma yönünde hiçbir girişiminiz olmadı. Bu durumda, yargıya gideceğim' dedim."
Ve son sahne: Veysi Mungan, 16 Nisan'da, 8 polis eşliğinde, Roche'dan çıkarılarak, Şişli 2. Şube Gasp Dairesi'ne götürülür ve orada saatlerce sorgulanır. Evine telefon edip, durumu anlatır. Eşi fenalık geçirir, iki kızının ağlama sesleri kulaklarında çınlar.
'Krizi yönetemedik, büyük hatalar yaptık'
Roche Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Yöneyman, krizle ilgili Milliyet'e özeleştiri de yaptı. Bu olayda büyük hatalar yaptıklarını anlatan Yöneyman şöyle konuştu: "En büyük hatamız olay patladığında kamuoyu ile doğru bir iletişim kuramamak oldu. Doğal olarak 'Roche devleti dolandıran bir şirkettir' yargısı oluştu. Birileri elinde asılsız belgelerle, medyayı dolaşırken biz kabuğumuza çekildik."
'Farklı fiyat promosyon amaçlı'
Faruk Yöneyman, ilaçlara farklı fiyat uygulamasının yıllardır süregelen bir uygulama olduğunu belirtiyor: "Antalya Devlet Hastanesi'nin ihalesinde Neorecormon'un fiyatını 88 milyon liraya indirdiğimiz doğru. Bu ihalede 2 bin 712 kutu sattık. 2003'te aynı ilaçtan yaklaşık 85 bin kutu sattığımız düşünülürse, bu adetin ciro bazında hiçbir önemi olmadığı görülür."
İlaç şirketlerinin cirolarının yüzde 6'sı oranında promosyon yapabilme hakkına sahip olduğunu anlatan Yöneyman, 88 bin liradan Antalya Devlet Hastanesi'ne satılan Neorecormon'un da promosyon amacıyla düşük fiyata satıldığını öne sürdü.
"Burada amaç bu ilacı, düşük fiyata verip, hastanelerdeki hekimlerin tanımasını ve sonradan özel muayenehanelerinde kullanmasını sağlamak. Bunu ilaç sektöründeki hemen hemen tüm firmalar yapar" diyen Yöneyman, aynı ihalede rakip firmanın 75 bin lira fiyat verdiğini öğrendiklerini de kaydetti.
'Roche hata bulsaydı, beni bitirirdi'
Faruk Yöneyman, Veysi Mungan'ın, 'Roche yöneticilerinin düşük fatura keserek haksız kazanç sağlandığını' iddia ettiği Beşer Ecza Deposu'yla ilgili de şöyle konuştu.
"2003 yılında Roche 84 bin 416 kutu Neorecormon sattı. Bu satışın 41 bin 612 kutusunu Beşer gerçekleştirdi. İlaç firmaları, depoların ilaçlara ne kadar kâr marjı koyduğuna karışamaz, bizden alır, istediği fiyata satar. Ama yine de araştırma yaptırdık ve Beşer'in bu ilacın satışından elde ettiği kârı öğrendik. Bu rakam 350 milyar lira. Bütün gürültü bunun için."
Yöneyman, daha önce tanımadığını söylediği Beşer'i incelediğini, üç kuşaktır eczacılık yapan bu firmanın, ileri teknik imkânları ve tecrübesiyle önde gelen tüm ilaç firmalarının çalıştığı düzgün bir firma olduğunu kaydetti.
Yöneyman, kendisini en çok 'Faruk Yöneyman, Beşer ile ortak çalışıyor' iddiası olduğunu belirterek, "Son 10 yıldır İstanbul'un en çok kazanan ve vergi veren profesyoneliyim. 350 milyar liralık bir karı paylaşmak için kariyerimi, kendimi ve firmayı tehlikeye atar mıyım?" diyor.
Yöneyman, bu krizde yaptığı en büyük hatalardan birinin de, 2 Ocak'ta işten çıkarttığı Veysi Mungan'ı 6 Ocak'ta yeniden işe almak olduğunu söylüyor. "Hazırlıksız yakalanmıştım. Elinde bir takım belgeler vardı ve yargıya gideceğini söylüyordu. İddialarının aslı olup olmadığını incelemek için zamana ihtiyacım vardı. Tehdit ve şantajla dayattığı sözleşmeyi imzaladım. 6 Ocak'ta 15 milyar lira maaşla yeniden işe başlattım. Amacım kontrol altında tutup, bu süre içinde şirkette soruşturma yapmak ve iddialarını çürütmekti" diyor.
Yöneyman, 2 Ocak'tan bu yana tüm gelişmeleri İsviçre Roche'a bildirdiğini belirterek, işe alma kararına merkezin de onay verdiğini vurguladı.
Mungan'ı işe aldıktan sonra, gerek Ernst & Young'ın gerekse "acımasız" olarak tabir ettiği İsviçreli kurumsal müfettişlerin, şirketteki binlerce belgeyi, kaydı hallaç pamuğu gibi atarak çok sıkı bir araştırma yaptıklarını anlatan Yöneyman, "Tüm sonuçlar olumlu çıktıktan sonra kendisi hakkında suç duyurusunda bulunduk ve yargıya gittik" dedi.
Yöneyman, Roche'un daha önce aldığı cezalar nedeniyle bu tür durumlarda çok hassas davrandığını belirterek "Yabancı şirketlerde vefa yoktur. Roche, eğer hata bile görseydi beni bitirirdi. Bu tür durumlarda 33 yıllık emeğin önemi kalmaz" diyor.
'Ağustos'ta 3.5 trilyon zarar ettik'
Olayın, Roche'a ağır bir darbe indirdiğini belirten Yöneyman şöyle konuştu: "Doktorlar uygulamaları bildikleri için fazla reaksiyon göstermediler. Eczanelerin bir kısmından tepki geldi. Ama asıl tepki SSK'dan geldi. Roche, sadece ağustos ayı içinde 3 milyon İsviçre Frankı (yaklaşık 3.5 trilyon lira) kaybetti. SSK görevlilileri bu olaylardan sonra Roche ilaçlarını satın almaya çekinir oldu."
Roche'un bu olaydan sonra hiçbir devlet ihalesinde fiyat indirmeme kararı aldığını da sözlerine ekleyen Yöneyman şöyle dedi: "Sektör arkamızda durmadı çünkü onlar da devlet ihalelerinde yapılan fiyat indirimlerinden şikayetçiydi. Olayı fırsat bilip, meseleyi 'indirimler dursun' boyutunda değerlendirdiler."
'Yine yapar mıydın derseniz, evet, yapardım...'
Veysi Mungan, 18 yıldır çalıştığı Roche'un 2003 yılına dek aynı ilaca farklı fiyat uygulaması yapmadığını, 'mertliğin' İhale Yasası'nın çıktığı 2003 yılında bozulduğunu belirtiyor. "Roche Türkiye, 2003 yılına dek abartılı iskontolarla satış yapmadı. Yabancı şirketler çoğunlukla böyle çalışmazlar zaten. Genellikle yerli şirketler ihalelere düşük fiyatla girip, kamuya toplu satış yaparlar" diyen Mungan, Roche'un ilacı herkese aynı fiyattan verdiğini belirtiyor.
Mungan'ın iddiası, Antalya Devlet Hastanesi'nde yapılan ihalede iskontonun hastaneye değil Beşer'e yapıldığı yönünde. 224 bin liraya biten Neorecormon ihalesinde, Beşer'e 90 bin lira fatura kesildiğini öne sürüyor. "Benim kavgam" diyor, "Biz bu ilaca 90 bin lira fatura kesebiliyorsak, neden bu ilacı devlet hastanelerine ve SSK'ya 224 bin liraya satıyoruz. 90 bin liralık fiyat bu işletmeye zarar ettirmiyorsa, neden devlete fahiş fiyatla satılıyor bu ilaç? Kimse zararına satış yapmaz" diyor.
'İlaç için böbreğini satan var'
Mungan, düşük fiyatlarla ilaç satmanın promosyon olamayacağını belirterek şöyle diyor:
"Bu ilacın toptan kutu fiyatını, 231 milyondan ithalatçı olarak açıklıyorsunuz. Ama görülüyor ki depoya 88 milyona da verebiliyorsunuz, özel bir hastaneye 76 milyon liradan da fiyat atıyorsunuz. O halde neden bunları, SSK'ya yüksek fiyatlarlarla fatura ediyorsunuz, bunu sordum ve işimden atıldım."
Dayısını temmuzda kanserden kaybettiğini anlatan Mungan, "SSK hastanelerin onkoloji servislerinde bu ilacı satın alabilmek için böbreklerini satmaya çalıştıklarını gördüm. Çocuklarına ilaç alabilmek için çırpınan ana babaların dramını gördüm. Kimse bu işin altında kişisel çekişmeler, entrikalar aramasın. Bu insanlar için mücadele ediyorum" dedi.
'Kimseyi tehdit etmedim'
Mungan, 2003 yılından bu yana bu uygulamaları gerek yazılı gerekse sözlü olarak eleştirdiğini, Faruk Yöneyman'ı defalarca uyardığını ama kimseyi tehdit etmediğini, kişisel bir sorunu olmadığını vurguluyor:
"Ben, 'neden düşük fatura kesiyoruz. Eğer düşük fatura kesebiliyorsak bu ilacı SSK'ya da 90 milyon liradan vermeliyiz. Devlet 22 Aralık ihalesinde trilyonlarca lira zarara uğratıldı. Bunu bedava ilaç karşılığında ödemeliyiz, sorumlu yöneticiler hakkında gereğinin yapmalıyız' dedim" diyen Mungan, Sağlık Bakanı'nın açıklamasına göre bu sistemin düzeltilmesi halinde devletin ilaç giderinde büyük tararruf olacağını söylediğine dikkat çekiyor.
'İşe yeniden girmekle hata yaptım'
Veysi Mungan, kendi ifadesiyle, "22 Aralık'taki SSK ihalesinde, devletin 15.5 trilyon lira zarara uğratılmasına karşı çıktığı için" 2 Ocak'ta işten çıkarıldı. Peki neden 6 Ocak'ta işe hem de iki kat fazla maaşla geri döndü?.. Şöyle açıklıyor:
"Faruk Bey, Swissotel'deki toplantımızda bana söz verdi. Devletin zararlarını karşılayacağını, bu sisteme dur diyeceğini söyledi. Ona inandığım için işe geri döndüm. Maaşı o takdir etti. Ama bu maaş artışına ve SSK İdari İşler Müdürlüğü pozisyonuna kapılıp, davamdan vazgeçmeyeceğimi söyledim. Beni bunlarla susturacağını sandı. Şimdi hata yaptığımı anlıyorum. Keşke işe dönmeyip, 4 Ocak'ta doğrudan yargıya gitseydim" diyor.
'Maaşımın esiri olmadım'
Veysi Mungan, Faruk Yöneyman'ın verdiği sözü tutması için 3.5 ay beklediğini, 12 Nisan'da "Sözünüzde durmamaya kararlıysanız, yargıya gideceğim" mesajı gönderdiğini, bunu yaparken, işten çıkarılacağını da tahmin ettiğini söylüyor.
"Ben de bilirdim ayda 15 milyar liraya yükselen maaşımı alıp, susmayı. Ama aldığım paranın, makam aracımın, pozisyonumun esiri olsaydım ve sussaydım, vicdanım ne olacaktı? İyi standartlarda yaşayan bir insandım, standartlarımı değiştirdim. Devlet kaynaklarının sömürülmesine göz yumamazdım. Şimdi dimdik yürüyorum" diyor.
İşinin Veysi Mungan'a sağladığı olanaklar yabana atılır gibi değildi. Roche, 15 milyar lira maaşın yanı sıra, iki çocuğunun kolej masraflarını, ailesinin tüm özel sağlık sigortasını ödüyor, ev ve cep telefonu masraflarını karşılıyordu. Odası, sekreteri, makam otomobili de cabasıydı. Şimdi?
"İnsanın bunları bırakıp, gitmesi delilik gibi görünüyor değil mi?" diye soruyor Mungan, 'Sana ne, otur aşağıya be adam, SSK her yıl trilyonlarca hortumlanıyor zaten, deli misin?' dediler çevremdekiler. Evet, deliyim. Ama bu benim. Yaşam standartlarım eskisi gibi değil tabii. Ekonomik sıkıntılar kapıda. Ailemin refahını tehlikeye attım belki ama vicdanım rahat. Bizim gibi insanlar izin verdiği için bu memlekette hortum var. Pişman değilim. 'Bugün olsa yine yapar mıyım?' diye soruyorum kendime, Evet yaparım" diyor.
Ölü evinde şok karşılaşma
Ağustos ayı, Faruk Yöneyman için çok zor geçmekteydi. Veysi Mungan'ın suç duyurusu basına yansımış, olay patlamıştı. Bu arada annesi Hamiyet Yöneyman'ın hastalığı da gittikçe ağırlaşmaktaydı. 29 Temmuz'da birkaç günlüğüne dinlenmek için gittiği Bodrum'da annesinin ölüm haberini aldı. İlk uçakla, İstanbul'a gelerek annesinin evine gitti. Kapıdan girer girmez karşılaştığı manzara, ona hayatı boyunca unutamayacağı bir şok yaşattı:
Veysi Mungan, meslek hayatının en sıkıntılı günlerini yaşatan adam, orada karşısında durmakta, akrabalarına başsağlığı dilemekteydi.
Mungan, taziyeye neden gittiğini şöyle açıklıyor: "Faruk Bey ile ters düşmüş olabilirim ama rahmetli annesini çok severdim. Taziyeye gitmek benim insanlık görevimdi. Bazı durumlarda, dünya işlerini bir yana bırakmak lazım. Cenazeye de gitmek isterdim ama medya tarafından yanlış anlaşılır diye maalesef gidemedim."
Para istemeyen avukatı reddetti
Veysi Mungan, sıradışı bir karakter. İşte bir örnek daha. Roche'un kendisine açtığı dava için avukat arayan Mungan, ünlü avukat Alp Selek'le tanışıyor. Mungan'ın anlattıkları karşısında çok heyecanlanan Selek, davayı hemen kabul eder. Ama bir şartı vardır: Bu davadan para almayacaktır. Mungan, çok duygulanır. Ertesi gün Selek'i arar ve 'üzülerek davayı ona veremeyeceğini' söyler. Bu davranışını şöyle açıklıyor: "Orası bir işletme. Elektiriği, suyu, kirası var. Çalışanların maaşları var. Alp Bey'in yaptığı saygıdeğer bir davranıştı, duygularıyla hareket etti. Ama kimsenin hakkı geçsin istemem."
Roche'un başı cezadan kurtulmuyor
Neorecormon adlı ilacı üç ayrı kuruma üç ayrı fiyattan satan Roche, daha önce Avrupa ve ABD'de benzer konularda cezalar aldı. 1999 yılında, Roche'un özellikle A ve E vitaminleri için kartel oluşturarak fiyat yükseltip haksız kazanç elde ettiğini tespit eden ABD Adalet Bakanlığı, firmanın 500 milyon dolar ceza ödemesini kararlaştırdı.
AB tarafından 21 Kasım 2001 tarihinde konu ile ilgili açıklanan kararı da Roche'a çok büyük bir darbe vurdu. Roche'un yasadışı bir şekilde strateji belirleyerek dünya vitamin piyasasını tekeli altına almaya çalıştığını belirleyen mahkeme, İsviçre merkezli firmanın 462 milyon euro ceza ödemesini kararlaştırdı. Böylece Roche, Microsoft'un aldığı 497 milyon euroluk tekel cezasından sonra bu alandaki en büyük cezayı ödemeye mahkum edilmiş oldu.
Aynı konuda Kanada'da yürütülen soruşturmada da Roche'un uygulamalarının yasadışı olduğu tespit edildi. Roche bu ülkede de 48 milyon dolar para cezasına çarptırıldı. Vitamin kartelinin yanı sıra Roche'un suç karnesinde sitrik asit piyasası için de kartel oluşturma suçundan cezaları bulunuyor. Şirket 1997 yılında, dünya sitrik asit piyasasını yasadışı yoldan kontrol etme suçundan 14 milyon dolar ceza ödemeye mahkum edildi.
Neorecormon, Roche'un lokomotif ilacı
İnsan kanından yapılan, biotek bir ilaç olan Neorecormon, ağırlıklı olarak diyalize giren kanser hastalarında ve prematüre bebeklerin kansızlık tedavisinde kullanılıyor. Kan kanseri ilacı Mabthera'dan sonra Roche'un dünyada en çok satan ikinci ilacı. İsviçreli ilaç devinin, satışları bir önceki yıla göre yüzde 6 artarak 19 milyar dolardan 20 milyar dolara çıktı. Neorecormon'un satışları ise yüzde 30 artarak 770 milyon dolar oldu.
Bir başka deyişle Avrupa'nın en çok satan anemi ilacı olan Neorecormon'un satışları, Roche'un toplam gelirinin yüzde 3.8'ini oluşturdu. Neorecormon'un Türkiye'deki pazar payı ise yüzde 56. Farklı firmaların ürettiği, Aranesp ve Eprex adındaki diğer eşdeğer ilaçların toplam pazar payı ise yüzde 44.
| BUSINESS |
|
|
Tüm yöneticilere okutulacak bir ders: Veysi vakası
Editörden
Kuzey Amerikalı klasikten modern Türk oteline
Çin malları gelince, ateşi çıktı
İSO, Sanayi Kongresi sonrasında Ankara'ya çözüm paketi götürecek
Çeyizini seçti, 'bana koca bulursanız satın alacağım' dedi
Makine, makineyle konuşacak insan ömrü 30 yıl uzayacak
Korkuteli halkı hayatını mantardan kazanıyor
IMF arası sushi, Broadway'de müzikal...
Yukarı yuvarlamalar gelir, aşağı yuvarlamalar gider kaydedilecek
Bir işadamı, 'Bizde adam yok, dışarıdan getiriyoruz' diyemez
Türkiye'yi ne krallar, ne kraliçeler istemişti...
Avrupa'ya tıpış tıpış
28 alanda, 70 AB ödevi
İstenilen yere kamera kurup görüntüyü cepten izletiyorlar
Fransız usulü penne öldü, şimdi moda 'anne usulü kurufasulye'
|
|
|
|
|

|
|