|
 |
|
|
Aşk romanına Amerika molası
Orhan Pamuk Amerikan piyasasında çok satan, çok konuşulan "Kar" romanı ile ilgili programlara katılmak ve New York'ta ders vermek için geldiği ABD'de, "Bir daha politik roman yok. Şimdi 'aşk' yazıyorum" diyor ama dinletemiyor
YASEMİN ÇONGAR
Orhan Pamuk yazarlığının otuzuncu yılında, yedinci romanı ve zaman onu yalancı çıkarmazsa eğer, "İlk ve son politik romanım" dediği "Kar"ın peşinden Amerika'da.
"Kar", Maureen Freely'nin çevirisiyle "Snow" olup Amerikan piyasasında boy gösterdi göstereli, tam 45 bin kopyası büyük bir hızla raflara yerleşti, okurlara ulaştı. New York Times gazetesinin genişletilmiş en çok satan kitaplar listesine giren, John Updike, Margaret Atwood gibi Kuzey Amerika'nın önemli romancılarından olumlu eleştiriler alan ve Pamuk'un ABD'de daha önce yayımlanmış kitaplarını da yeniden sattırmaya başlayan "Snow", biraz da siyasi İslamın dünya gündemindeki yeri sayesinde, Amerikalı okurla sıcak bir buluşma yaşıyor.
Pamuk işte bu buluşmanın parçası olmak, "Kar" ile ilgili programlara katılmak, Harvard ve Columbia üniversitelerinde konuşmak, bir yandan da New York eyaletinin sanat ve edebiyat eğitiminde önde gelen yüksek okullarından Bard College'da dersler vermek üzere geldiği ABD'de, bir kıyıdan öbür kıyıya, festivallerden radyo programlarına, okuma günlerinden panellere koşturup duruyor.
Pamuk ile, New York, Boston, Philadelphia, Los Angeles, San Francisco, Seattle durakları ardından uğradığı Washington'da buluştuğumuzda, bir önceki gecede aklım. Tıklım tıklım bir konferans salonunda, İran kökenli yazar Azar Nafisi ile, dinleyicileri de içine katarak yaptığı sohbetine, "'Kar' politik roman yazmamaya en başta karar vermiş bir yazarın ilk ve son politik romanı" sözleriyle giriyor Pamuk. Ben de ertesi sabah, sormaya oradan başlıyorum.
"Bana 'Kurtul bakalım kurtulabilirsen politik romancı yaftasından' diyen başkaları da oldu" diye gülüyor Pamuk. "Ama bu, benim için ilk ve son. Üstelik politik olmasına karşın, okuru postmodern oyunların içine de çeken bir roman; angaje bir roman hiç değil. Yine de politika geçicidir. İçine hapsolursanız, romanlar da biter onunla. Dostoyevski ve Conrad da birer tane politik roman yazdılar, orada durdular."
"Birisini anladığın zaman, onu bombalayamazsın"
Buna karşın Pamuk, Amerikalıların "Kar"a gösterdiği ilginin biraz da bu niteliğinden kaynaklandığını, "Sebebi ne yazık ki politik" diye itiraf ediyor: "Savaş yüzünden politize olan Amerikan toplumunda, özellikle de devletlerinin demokrat davranmasını, milliyetçi olmamasını isteyen okurlar, o bölgelerin insanlığını dile getiren bir kitap olarak gördüler ve sahiplendiler romanımı."
"Kar"ın, ilk yayımlandığında Türkiye'de gördüğü tepkiyi hatırlatıyorum. Pamuk'a göre, o tepki ile Amerikalı okurunki arasında fark var: "Türkiye'de, laik, Batıcı ve benden daha şekerli şeyler yazmamı bekleyenleri rahatsız etti 'Kar.' Burada ise siyah-beyaz bakmanın ötesine geçip, dünyanın o köşesinin insanlığını anlamaya çalışanları çekti. Birisinin insanlığını anlayınca, onu aşağılayamıyorsun, bombalayamıyorsun kolay kolay."
Buna karşın, New Yorker Festivali'nde birlikte bir programa katıldığı Amerikalı yazar Cynthia Ozick'in "Bir politik İslamcıyı anlama çabası beni rahatsız etti" dediğini de saklamıyor Pamuk.
Artık Avrupa'ya içeriden bakacağız"
ABD'ye gelmeden kısa süre önce "zina" tartışmaları karşısında, Avrupa Parlamentosu Yeşiller Grubu üyesi Daniel Cohn -Bendit ile ortak açıklama yapan Pamuk'a, bunun hikayesini sorunca, konu AB'ye katılım müzakerelerinin Türkiye'yi nasıl dönüştüreceğine kayıyor.
"Adalet bakanı, Türkiye'nin üzerine düşeni yaptığından, şimdi de zina yapanı hapse atabileceğimizden bahsediyordu. Hemen Cohn-Bendit'i aradım, açıklama metnini yazdık."
Pamuk'u rahatsız eden zihniyet, "AB'yi yalnızca verdiği ev ödevlerinin yapılması gereken bir kurum gibi algılamak."
"Çok ödev verdi, hepsini yaptım, şimdi biraz da istediğim gibi oynayayım" diye düşünmeyi, AB'yi anlamamakla özdeşleştiriyor romancı. Ona göre, katılım müzakereleri ile başlayacak sürecin anlamı şu:
"Biz de Avrupalı oluyoruz. Avrupa'ya içeriden bakma hakkımız doğuyor. Daha az Türk, daha çok Avrupalı olacağız belki. İçimizdeki 'biz' duygusu azalacak, değişecek. Bu değişimler olmalı Türkiye'de."
Pamuk, AB Komisyonu'nun "Müzakere sonunda üyelik garanti" dememesini de "olumlu" buluyor ve "her an milliyetçiliğe kayma eğilimli" bir toplumun, AB yolunda kalmasının güvencesi sayıyor.
"Yeni romanım tam anlamıyla bir aşk romanı olacak"
Pamuk, ABD'de gördüğü ilgiden memnun ama 2006'da yayımlatmayı planladığı yeni romanından kopmaktan da şikayetçi.
"Bu, tam anlamıyla bir aşk romanı" demesi, benim gibiler için güzel bir müjde ama romandaki "babacan" bir karakterin, Dostoyevski'nin "mutluluk ve akıl" ikileminden esinlenerek söylediklerini ağzından kaçırır kaçırmaz, "Aman yazmayın burasını" diye romanına saklamayı da ihmal etmiyor.
Pragmatist felsefenin temelindeki "Bir şeyin değeri, insanın ve toplumun mutluluğuna katkısındadır. Gerçekliğinde, kutsallığında vs. değil" yaklaşımına benzer bir "Aslolan mutluluk" mesajı var Pamuk'un anlattıklarında.
"ABD'deki tempo yüzünden sürekli gezen bir sirk gibiyim"
Yine de, yazar aklı ve doğası, kestirip atmalara, kendinden emin konuşmalara yatkın değil. "Belki" diyor, "yaşım ilerledikçe, kuvvetli düşüncelerden uzaklaşıp gizli simetrilere kayıyorum. Şimdi, gençliğimde olduğundan daha önemli mutluluk. 'Kar'ın kahramanı Ka'nın meselesi de aslında politika değildir; ülkesinin acısının içinde mutluluğu arar. (İlk iki romanı) 'Cevdet Bey ve Oğulları'nın, 'Sessiz Ev'in karakterleri, Ka'ya benim bugünkü sempatimle bakmayabilirler."
Pamuk, ABD'deki temposunu "Gezen bir sirk gibiyim" diye anlatıyor. Her geldiği kentte uçaktan iner inmez kendisini karşılayıp sürekli yanında dolaşan, onu programlarına yetiştiren eskortları var.
"Yazar gezdirmeyi iş edinmiş insanlar bunlar. Benim eskortlarımdan biri, Norman Mailer'ı, Salman Rüşdi'yi de gezdirdiğini anlattı. Sonradan aralarında toplanıp en berbat huylu yazarın kim olduğunu konuşuyorlardır herhalde" diyor. Gülüyorum, "Sizden memnunlar mı?"
Bu kez gülme sırası onda, "Yok, ben çok efendiyim." Diğer yazarların nasıl olduğunu da sormuş eskortlarına; "Hepsi aynı sizin gibi" demişler, "bir kente varır varmaz, ilk istedikleri hemen internete bakıp e-postalarını okumak."
"İnternet romanı yazacak mısınız?" sorusuna, "Hayır" diyor. Pamuk'un şimdiki gündemi "aşk", ardından belki "İstanbul" kitabının devamını yazmak.
Bir sonraki randevusuna yetişmek için ayrılmadan, "Yazarlığımın ilk günlerindeki heyecanımı koruyorum. Burada sergilere gidiyorum. Resim gördükçe heyecanlanıyorum yine, roman yazmak istiyorum" diye 30 yılın sonunda vardığı yeri de özetleyiveriyor.
|
|
|

|