|
Kemalizm deyince!
Kemalizm... Atatürkçülük... Atatürkçü düşünce sistemi... Sizin için hangisi?
Gerçekte tümü olabilir.
Hepsi aynı kapıya çıkar deyip geçebilirsiniz de. Kimileri de farklı düşünür. Konu açıldığı vakit derhal ince ayrımlara dayalı açıklamalara girişirler.
Bu da olabilir.
Ama belki daha önemli olan, koyduğunuz isimden çok bundan ne anladığınızdır. Yani hangi şapkanın altında ne var, bu konudaki düşüncenizdir.
Eğer Kemalizm deyip örneğin Avrupa Birliği'ne karşı çıkıyorsanız.
Kemalizm deyip Avrupa Birliği'nin Türkiye'yi böleceğine inanıyorsanız.
Kemalizm deyip ekonomide devletçiliği tek yol görüyorsanız.
Kemalizm deyip Kürt sözcüğünü duyunca, tüyleriniz diken diken oluyorsa.
Kemalizm deyip Kıbrıs'ta örneğin Annan planına evet diyenleri vatan haini olarak görüyorsanız.
Kemalizm deyip yerel yönetimlerin güçlendirilmesine ilişkin reformcu adımların, Türkiye'nin bölünmesine gidecek komplolar olduğunu sanıyorsanız.
Kemalizm deyip dinin her görüntüsünü, her simgesini irtica ya da din devletine açılan kapı olarak yorumluyorsanız.
Kemalizm deyip demokrasi açısından her asker eleştirisini ordu düşmanlığı ya da vatan hainliğiyle eşanlamlı sayıyorsanız.
Kemalizm deyip seçim sandığından çıkmış iktidarlara karşı darbe çağrıları yapıyorsanız.
O zaman, sizin Kemalizm anlayışınız başka türlü bir 'Kemalizm'dir. Ve herkes bunu paylaşmak zorunda değildir.
Kemalizm başka türlü de yorumlanabilir. Çünkü demokrasilerde tek bir pencere yoktur. Herkes istediği pencereden bakabilir.
Şahin Alpay'ın geçen günkü yazısı buna güzel bir örnekti:
"Muhatap olduğum çok sayıda sorudan belki en ilginci, 'Kemalizm AB ile bağdaşır mı?' şeklinde özetlenebilecek olanıydı.
Şu cevabı verdim:
Kimileri Kemalizm'i koyu bir (etnik) milliyetçilik, din özgürlüğüne yer bırakmayan türden radikal bir laiklik, katı bir merkeziyetçilik, ekonomide içe kapanış ve otoriter yönetim savunuculuğu olarak yorumluyorlar.
Eğer Kemalizm'den anladığınız bu ise Kemalizm AB ile kesinlikle bağdaşmaz.
Ama Kemalizm'i çoğumuz gibi Türkiye'nin iktisadi ve siyasi anlamda çağdaşlaşması, Batılılaşması, yani Batı standartlarında bir ekonomi ve demokrasi haline gelmesi projesi olarak anlıyorsanız, AB üyeliği Kemalizm'in nihai hedefine ulaşması demek olacaktır. AB reformları, Cumhuriyet'in kuruluş döneminde gerçekleştirilen reformların devamı olarak görülebilir.
İki dönem arasında iki temel açıdan fark var: Cumhuriyet'in kurucuları, modernleşme ve çağdaşlaşma reformlarını yukarıdan aşağıya, fazla bir halk desteğine sahip olmaksızın uyguladılar. AB reformları ise geniş bir halk desteğiyle, hemen bütün kesimlerin mutabakatıyla yürüyor.
Öte yandan, Cumhuriyet'in kuruluş döneminde modernleşme, aynı dili konuşan, aynı inancı ve kültürü paylaşan bir milletin yaratılması anlamına geliyordu.
Günümüzde ise modernleşme, anayasanın tanıdığı hakları ve yüklediği sorumlulukları paylaşan, aynı zamanda farklı anadil, inanç ve kültürleri eşit saygı gören vatandaşlardan oluşan bir millet anlayışının yerleşmesi anlamına geliyor." (Şahin Alpay'ın "Kemalizm AB ile bağdaşır mı?" başlıklı makalesi, Zaman, 12 Ekim 04, s.17)
Siz ne düşünüyorsunuz?
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|