|
KİT'leri bırak, çetelerden kurtulmaya bak
Sedat Peker'in tutuklanma - salıverilme - yeniden tutuklanma komedisinin, asker - bürokrat - yargı - polisle çetelerin işbirliğinin ürkütücü boyutlarını gözler önüne serdiği günlere denk gelmesinin de payı vardı herhalde...
İstanbul Sanayi Odası'nca düzenlenen 3. Sanayi Kongresi'nde 2 gün boyunca söz alan Türk konuşmacıların tümü ısrarla, hukuk alanındaki reformların aciliyeti üzerine vurgu yaptılar. Ekonomide sağlanan istikrar ve başarıya rağmen kırılganlığın tümüyle ortadan kalkmadığı endişesini dile getiren konuşmacılar, hukuk reformları kısa sürede tamamlanmadığı takdirde ekonomideki istikrarın bozulabileceğine ve güçlükle elde edilen bu kazanımların heba olabileceğine dikkat çektiler.
İlle de hukuk reformu
Kongrenin kapanış oturumunun konuşmacıları Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı ve İSO eski başkanlarından CHP milletvekili Memduh Hacıoğlu için de Türkiye'nin bugün neşter atılmasını bekleyen en acil sorunu, hukuk düzeni.
80'li yılların başında pek moda olan monaterizmin babası Prof. Milton Friedman bile bu noktaya gelmiş! Eczacıbaşı anlattı: Friedman, 1991'de bir röportajda, "Doğu Avrupa ülkelerinin piyasa ekonomisine geçiş sürecinde atılması gereken en önemli 3 adım nedir?" sorusuna şu yanıtı vermiş:
1) Özelleştirme
2) Özelleştirme
3) Özelleştirme
KİT'ten önce çeteler
2001 yılında kendisiyle yapılan bir söyleşide ise, "Şimdi aynı soru sorulsa, vereceğim yanıt, 10 yıl öncekinden çok farklı olurdu" demiş ve 3 önemli adımı şöyle peşpeşe sıralamış:
1) Hukuk reformu
2) Hukuk reformu
3) Hukuk reformu
Friedman'ın 10 yıl geriye bakarak günah çıkartmasının ne o günlere, ne de bugüne yararı var. Ancak Friedman'ın itirafının Eczacıbaşı tarafından tercümesi gayet anlamlı: "Yani Friedman diyor ki: KİT'lerden kurtulun, ama daha önce çetelerden kurtulun!"
Sabancı'nın kaygısı
Güler Sabancı'ya göre ise hukuk reformu bir an önce gerçekleştirilmediği takdirde, ekonomide bugünkü iyiye gidiş de tersine dönebilir: "Geçtiğimiz yıllar, kayıp yıllardı. Bugün seviniyoruz. Büyüme çok iyi. Enflasyon da düştü. Kamu borçlanması da azalıyor gibi görünmekle birlikte hâlâ çok yüksek. Makro ekonomide bugünkü istikrar kalıcı mı, geçici mi, bunu çok iyi tespit etmemiz lazım. Eğer hukuk düzenimiz değişmezse, bugün yakalamış gibi göründüğümüz istikrar geçicidir. Artık söylemekten yorulduk. Bu istikrarı sürdürebilmek için bir çapa arıyoruz. Hatta 1 çapa yetmez, çünkü önümüzde çok sayıda fırtına var. Onun için IMF çapası da lazım, onun için AB çapası da lazım, onun için küresel düzene uyum da lazım."
Tımarhanelik soru
Ve oturumu yöneten Nuri Çolakoğlu'ndan tüm konuşmacılara şu ilginç soru:
"3 yıl önce biri gelip size "2004'te enflasyon tek haneye düşecek, büyüme % 10'u aşacak, ihracat 2 katına çıkacak, AB ile müzakere tarihi alma noktasına gelinecek" dese, tımarhaneye göndermez miydiniz?"
Anayasa fırlatma krizi sonrasındaki günleri anımsayın. Ekonomi nasıl da tepetaklak oluvermişti. Aynı soru size de sorulsa yanıtınız ne olur?
Gelişmeler, kimsenin öngöremeyeceği kadar iyi, ama hukuk reformu yapılmadığı takdirde bir çuval incirin berbat edilmesi de pekâlâ mümkün.
mtamer@milliyet.com.tr
|
|