Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 21 Ekim 2004 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Durmadan icat ediyor girmedik iş bırakmıyor

Savaş Özaydemir, daha çocukken mısır patlatma ve kadayıf makinesi icat etmiş. Ürettiği çamaşır makinesini annesi bir yıl kullanmış. Şimdi 40 milyon dolar ciro yapan fabrikaların sahibi ama hâlâ icat ediyor. Kiremit fabrikasındaki birçok makineyi o yapmış. girmedik iş bırakmamış Fırıncı, bisikletçi, sobacı, marangoz... Libya'ya gitmiş. Erdemir, Petkim ve Eskişehir Çimento'da çalışmış. Yufka, İtalyan mantısı üretmiş, kiremitçi olmuş. Şimdi de ekmek fabrikası açarak baba işine dönüş yapacak

EYLEM TÜRK

O 'mucit' bir işadamı. Sahibi olduğu kiremit fabrikasındaki makinelerin çoğunu kendisi icat etmiş. Sanayinin zihni sinir projelerinin sahibi diyebileceğimiz Savaş Özaydemir'in keşfetme güdüsü ufak yaşlarda ortaya çıkmış.
Babası fırıncı ustası. Makedonya'dan Eskişehir'e yerleştiğinde yıl 1915. Savaş Özaydemir, dört kardeşin en küçüğü. O yıllarda en büyük eğlencesi, ağabeyi ile birlikte yaptığı türlü icatlar... Mısır patlatma makinesinden, kadayıf makinesine kadar birçok ürüne ağabeyi ile birlikte imza atmış. AEG'nin Lavamat modeli benzeri ilk çamaşır makinesini ürettiğinde ise ortaokul öğrencisiymiş... Annesi bu makineyi tam bir yıl kullanmış.
Özaydemir Maarif Koleji'nin ilk öğrencilerinden.
"1955 yılında Eskişehir'de açılan Maarif Koleji'ni kazandım. Aslında benim öyküm ilkokul üçte başlıyor. Ben fırıncı çocuğuyum. Ekmeği bol yiyenlerden. Fırında çalıştım, bisikletçide, sobacıda, marangozcuda... Tamir ve tekniğe merakım o dönemde arttı" diyor.

Amerikalı patron 'kal' dedi
Özaydemir, 1960 ihtilalinden sonra American School Food Service ile bir yıllığına California'ya gitmiş:
"Benim için bir başka dönüm noktası da Gittiğim yerde sanayi odası başkanı ile tanıştım. Beni her hafta bir fabrikaya gönderirdi. Patates cips fabrikası vardı. Patronu beni pek sevmişti. Kalmamı teklif etti. Hatta kızıyla da evlenebileceğimi söylemişti. Kabul etmedim. İşin şakası ben vatanıma dönmek istiyordum."
Türkiye'ye dönüşünde Robert Koleji kazanan Özaydemir, yaz aylarında da çalışmaya devam etmiş. Şöyle anlatıyor:
"Yaz döneminde Erdemir'de çalıştım. Bir süre sonra şef oldum. İyi maaş verdikleri için ikinci yıl okulu bırakıp çalışmaya başladım. Ailem beni tekrar okula dönmeye razı etti. Bu kez Yıldız Teknik Üniversitesi'ne girdim. Talebe mübadeleleri kapsamında Milano'ya gittim. Pirelli'de dizayn bölümünde bir ay staj yapacaktım ama ben 4.5 ay çalıştım. Okulu falan unuttum. Otostopla Avrupa'yı dolaştım. Sonra okula döndüm."
Özaydemir Türkiye'ye döndükten sonra bu kez Petkim'de iş bulmuş. 2.5 yıl çalıştıktan sonra Aliağa'da işbaşı yapmış. Şöyle anlatıyor: "Petkim'den 200 kişiyi Aliağa'ya transfer ettim. Kamyonlar, otobüsler tuttum. İzmit civarından 200 aileyi Aliağa'ya taşıdım. 1969 yılıydı. 25 yaşındaydım. Lafımı dinlesinler diye bıyık bile bırakmıştım. Aliağa'da üç sene kadar da orada çalıştım. O dönem başmühendis sıfatıyla 600 kişi bana bağlı çalışıyordu."
O sırada Eskişehir'in köklü sanayicilerinden Sabri Kılıçoğlu'nun torunu ile evlenen Özaydemir, bir yıl sonra askerlik görevi için Ankara'ya gitmiş. Askerlik sonrası eşiyle birlikte Eskişehir'e dönmüş.
"Askerlik sonrası ABD'li firmalardan iş teklifi aldım. Bahama Adaları'nda rafineri kuracaklardı. Verecekleri maaş da yüksekti. Ama eşimi ikna edemedim. Bizim hayalimiz dünyayı dolaşmaktı. Ama karım caydı ve Eskişehir'e gitmek istedi. Biz de döndük. Askerdeyken tüm birikimimiz bitmişti. Eskişehir'e postal ve asker elbisesiyle geldim. Takım elbisem bile yoktu" diyor.

Çölde makarna - patatesli hayat
Döner dönmez mühendislik yapmaya karar veren Özaydemir Eskişehir'deki ilk günlerini şöyle anlatıyor:
"Bir arkadaşımın ofisine taşındım ama bir türlü iş gelmedi. Çimento fabrikasında elektrik mühendisi olarak çalışmaya başladım. İyi maaş alıyordum. O sırada organize bölgenin projelerini yaptım. Sanayi odasına bulaşmamın nedenlerinden birisi de bu. Ardından madencilikle uğraştım."
O tarihlerde Özaydemir'in bir arkadaşı Libya'da iş almış, birlikte gitmişler. Özaydemir, "Çölün ortasında çalışıyorduk. Hayat hayat değildi. Her gün patates, makarna yedik. Kaldığımız evi bize vermek istediler. Bizim mühendislerden birisine 'sen kaydol' dedik, ev ona kaldı" diye anlatıyor. Dönüşlerinde arkadaşıyla beraber iş kurmak isteyen Özaydemir, yufka üretmeye karar vermiş. 1978'de yufka fabrikası kurmuşlar ama yürümemiş. Müşteri elle açılan yufkalar tercih etmiş.

Bakanlık mantılarını toplattı
Ortaklar yufka işi iyi gitmeyince Türkiye'ye yabancı olan 'ravioli' (İtalyan mutfağına özgü bir tür mantı) üretmeye karar vermiş. Özaydemir, "Ravioli makinesi icat ettim ve satışına başladık. Bayilikler verdik. Tabak mantı adıyla satıyorduk. Sağlık Bakanlığı, "Böyle bir ürün gıda tüzüğünde yok" diyerek ürünlerimizi toplattı. Altı ay kadar uğraştıktan sonra izin aldık ama işten soğumuştuk" diyor.
Özaydemir, yine vazgeçmeyip bu kez elektrik malzemeleri satan bir dükkân açmış. Eskişehir'deki sanayileşme atağı ile birlikte, birçok fabrikanın elektro mekanik montaj işini üstlenmiş. Aynı dönemde Arçelik ile çalışmaya başlayan Özaydemir o günleri şöyle anlatıyor:
"Arçelik'in Eskişehir'deki fabrikasında üretilen buzdolaplarının elektrik tesisatını biz yapıyorduk. Ardından Arçelik'in İstanbul ve Ankara'daki fabrikaları için de çalışmaya başladık. Bugün Arçelik'in en büyük yan sanayi firmalarından birisiyiz. Bizim grupta bin 600 çalışan var ve bunun 800'ü Arçelik için çalışır."

Kiremitçi oldu
Özaydemir, 1992'de eşinin babasından, borçlarıyla birlikte bir kiremit fabrikası devralmış. Şöyle anlatıyor:
"Şirket eşimin dedesi Sabri Kılıçoğlu tarafından kurulmuş. Kılıçoğlu ailesi Bulgaristan'dan gelmiş. Sabri Kılıçoğlu da bir dönem fırıncıydı ve babamın rakibiydi. Bizim evliliğimiz ikisinin de vefatından sonraya denk geldi. Fırıncılıktan sonra kurduğu kiremit fabrikasının başına Sabri Bey ölünce oğlu Yalçın Kılıçoğlu, yani kayınpederim geçmiş. Kayınpederimin de vefatından sonra şirket 1991 yılındaki Körfez Krizi'nden büyük ölçüde etkilendi. Konkordato ilan etti. Fabrikayı benim almamı istediler. Ben de kolları sıvadım ve kiremitçi oldum. Beş yıl içinde şirketi toparlayıp yeni bir yatırım yaptım ve ikinci bir fabrika kurdum. 1996 yılında üretime başladık. Bir süre sonra da üretim tesisim üçe çıktı. Kiremit fabrikalarındaki makinelerin çoğu benim icadım. Patent müracaatları yapıyorum. Makinelerin yüzde 90'ını biz yapıyoruz. Hâlâ boş zamanlarımda bir şeyler çizer, geliştiririm."
Beyaz eşya yan sanayi ve kiremit sektöründeki toplam 12 şirketi ile 40 milyon dolar ciro yapan Özaydemir aynı zamanda yıllardır Eskişehir Sanayi Odası Başkanlığı'nı da yürütüyor.

Sibirya'ya çatı kiremiti satıyor
İsrail, Lübnan, Irak, Mısır, Rusya ve Suudi Arabistan'a çatı kiremiti ihraç ettiklerini söyleyen Özaydemir, "Kudüs ile Tel Aviv arasında yeni kentler kuruluyordu. Kiremiti oraya sattık. Ama rengini çok kırmızı buldular. Aynı kiremitten Sibirya'ya Yemen'e de gönderdik. Ayrıca milletvekili evlerinin kiremiti de bizim. Özal döneminde bir araya gelince altıgen oluşturacak kiremitler dizayn etmiştim. Altıgen kiremitler döşenince arı peteğini andırıyordu" diyor.
Beyaz eşya işinde de Avrupa'da aktif hale geldiklerini belirten Özaydemir, Electrolux'e ihracat yaptıklarını anlatıyor. Özaydemir'in girişim projeleri henüz sona ermemiş. Şimdi sırada ekmek fabrikası var. "Kriz nedeniyle erteliyorum ama bu yıl sonunda nasipse başlayacağız. Bu projenin sosyal bir misyonu da olacak. Eskişehir'e yerleşmek istemezken kendini Eskişehir'e adamış birisi oldum" diyor.


'Pideye iyi tırnak atarım'
Özaydemir, ortaokul üçüncü sınıfta icat ettiği çamaşır makinesiyle ilgili olarak da "Çift kazanlı bir makineydi. Annem bir yıl kullandı. Yaz aylarında yanında çalıştığım sobacı bana müsaade etmiş, dükkânın bir köşesinde bu makineyi yapmama izin vermişti. Babamın yanında da çalışırdım. Ne zaman işçi gelmezse sabahları beni ve kardeşlerimi erkenden kaldırırdı. Ekmek yoğurmayı bilirim yani. En güzel pide yaparım. Güzel tırnak atarım. Pidenin üzerindeki şekiller tırnakla yapılır. Bu işi yapana da tırnakçı denir. Ben de iyi tırnakçıydım anlayacağınız" diyor.

BUSINESS
 Çimento piyasasında kartlar yeniden dağılacak
 Editörden
 Maestro, grubu toplamaya çalışıyor
 35 ülkede fuar düzenledi başına gelmeyen kalmadı
 Adana'dan çekirgelere sınır ötesi operasyon
 ABD'de gördüğü 'toplu posta reklamı' sistemini Türkiye'ye getirdi
 Sadakata güvenme, dükkânın neşeli olsun
 Bayanlar baylar, filleri ve balinaları koruyalım!
 bu aralar mevduat ve repoyu kısa vadeli yapmakta yarar var
 BDDK'da sürgünler başladı
 Kurumsal yönetim 'iş etiği'ni güçlendirecek
 'Arkadaşlar, akrabalar, bu işi kaçıramam, yardıma koşun!'
 İtalyan kahve satıyor, isteyene 'barista' eğitimi de veriyor
 Ortak paraya, ortak imla kılavuzu aranıyor
 Türkler 'iş kurmak', Avrupalı ise 'sosyal güvenlikli iş' istiyor
 Oy kullanmak
 Şaraba 'bluetooth' girdi
 Moda dünyası, gözünü '60 Kuşağı'na çevirdi





© 2004 Milliyet