|
 |
|
|
İyi ki 18'imde değilim
İngiltere'de her hafta sonu 1 milyondan fazla genç ecstasy kullanıyor. Bu uyuşturucunun gençleri nasıl pençesine aldığını, bir arkadaşımın 18 yaşındaki kızıyla katıldığım orman partisinde gördüm
londra
Önce hemen belirtmeliyim ki, bu yazıya konu olan E (ecstasy) sorunu sadece Batı'da yaşanmıyor. Dünyanın birçok ülkesinde gençlerin başına bela olmuş bir sorun bu. Batı'da daha çok söz ediliyor oluşu, en küçük bir olumsuzluğun hemen kamuoyuna yansıtılmasından kaynaklanıyor. Yani açık toplumların bir gereği olarak, sorunun üstü örtülmüyor aksine üstüne gidiliyor. Bazı sorunların belli coğrafyalarda yaşandığını düşünmek, önlemlerin global çerçevede alınmasını zorlaştıran bir olumsuzluk getiriyor beraberinde. Bazı konularda, uyuşturucu gibi örneğin, Doğu'nun Batı ile yarıştığı bile söylenebilir. Bu girişten sonra geçenlerde yaşadığım bir tecrübeyi sizinle paylaşabilirim.
İngiltere'de her hafta sonu 1 milyon gencin bir veya birden fazla E aldığı biliniyor. Buna İngiliz argosunda "dropping the pill" yani "hap düşürmek" denir. Birçok genç gibi, Lorna Spinks de iki hap "düşürdü" ve hastaneye kaldırıldıktan 70 saat sonra öldü. Yaşarken güzelliği simgeleyen bu genç kız öldüğünde bir canavar görünümündeydi.
Diğer gençlere ibret olsun diye anne babasının yayınlanmasına izin verdiği fotoğraflarda, şişmiş vücudunun her yerinden kan fışkıran bir ejderhaydı adeta. Lorna diskoya gitmeden önce iki E tableti yutmuştu. Üçüncüsü cebinde bulundu.
Lorna'nın ölümü E alanları korkutmuş gibi görünmüyor. Bir arkadaşımın son bir yıldır E kullanan 18 yaşındaki kızı bile, "Lorna'nın başına gelenler bir kazaydı. Bir-iki E 'düşürmekten' ölmedi. Şansına kötü hap düştüğünden öldü. Aldıkları çok kuvvetliymiş. Büyük ihtimalle ketamin içeriyordu" diyor.
Türkiye'den İngiltere'ye gidip de E'ye sevdalanan bu genç kız, benim arkadaşımın kızı. Gençlerle aram iyi olduğundan çoğu sırlarını benimle paylaşır. Geçtiğimiz aylarda onunla birlikte, sadece gazetecilik dürtüsüyle, bir orman partisine katıldım. Yılda iki ya da üç kere ormanda yapılan bir parti bu. Adres, partinin yapıldığı gün öğreniliyor.
Uyuşturucu satanlar ve kullananlar arttı
Kentin dışında bir yere trenle gittik. Burada parti organizasyonunda kişiler bizi bekliyordu. Minibüslere binildi. Adres öğrenildi. Neredeyse bir saatlik bir yolculuktan sonra bir ormanın girişine vardık. Ormanın derinliklerine yürüyüşümüz de yarım saat sürdü. Meşrubat kasalarından yapılmış bir girişte dört koruma bizi kontrol etti. Tabii benim kameraya da el kondu. Müziğin sesi hafif kısıktı. İçerde yaşları 16 ile 60 arasında değişen yüzlerce kişi vardı. Çoğunluğu tabii ki gençler, daha doğrusu çocuklar oluşturuyordu. Standlarda sadece meyve suyu, kola, kahve, su ve bira satılıyordu. Son derece masum görünüşlü bir parti sanki. Öyle ki kapıda E tabletleri bile toplanıyor. Arkadaşımın kızı "Bu sadece acid ve ot partisi" diye kulağıma fısıldıyor. Bir şey içmek istediğimi söyledim. Buralarda içki olmazmış. Gece ilerlemeye başladı. E satanlar arttı. Arkadaşımın kızı, "E alacaksan benim tanıdığımdan al. Çünkü bazıları kötü oluyor" dedi. Yani anlayacağınız satıcıyı da tanımanız gerekiyor iyi mal almanız için. 15 sterlini verdik. Güya E'nin en iyisini aldık. Dilimin altına koyup suyu içtikten sonra hapı nasıl dışarı attığımı bir ben biliyorum. Arkadaşımın kızı "Birazdan müziği daha iyi hissedeceksin, herkesi seveceksin" diyordu ama bu söylediğine kendisi de inanmıyordu.
İlk kez gidenlerin E'yi bulmalarının zor olduğunu öğreniyorum. Tanıdık olması gerekiyor. Yoksa şüpheleniyorlar. Bu parti sabaha kadar sürecekmiş. Birbirini tanıyanlar daha sonra evlere gidiyor. E'nin ardından hemen uyumak iyi değilmiş. Kalp krizi geçirmek mümkünmüş. Bunları anlatan 18 yaşındaki "arkadaşım" derslerini de bu kadar iyi biliyor mu acaba diye düşünüyorum. Saat 03.00... 18'lik arkadaşımı arıyorum.
O dalmış, dili sarkar bir şekilde dans etmeye devam ediyor. Beni tuvalete götürmesini söylüyorum. Bir yere gidiyoruz. Çadırdan yapılmış, içerisi saman dolu bir mekan. Burada kusanlar, aşk yapanlar. Ve ihtiyaç giderenler... Bu pisliklerin üzerine adeta ölü vaziyette yatan bir adam. 18'lik arkadaşım "Bırak o uyuyor. Herhalde sahte E aldı" diye uyarıyor beni.
O sırada o pis kokulu samanlıkta gencecik bir kız striptize başlıyor. Midem bulanıyor. Ve iyi ki 18'imde değilim diye şükrediyorum. İçerisi artık çekilir gibi değil. Neredeyse ağlayacağım. O gençlerin kendisini bilmez halleri beni çok sarsıyor. Saat 04.00... Kimi köşede kusuyor, kimi ağlıyor, kimi aşk yapıyor. Ne yaptıklarının farkındalar mı? Sanmam. Parti sabahın altısına kadar sürüyor.
O gece hastaneye kaldırılanlardan bir genç iki gün sonra ölmüş. 18'lik arkadaşımdan öğrendim bunu. Ona göre ölen kız kötü E almış ve su içmemiş. Bol su içseymiş ölmezmiş. Miş miş miş...
Gençler E'yi tehlikeli bir madde olarak görmüyor
Kamuoyunda bu tip ölümler şok yaratıyor ama bu gençlerin E kullanmalarını önlemiyor. Uyuşturucu probleminin çözümüyle ilgilenen bir yardım kuruluşu olan Lifeline'dan Mike Minnel, "İşin kötüsü gençler E'yi bağımlılık yaratan, gerçekten tehlikeli bir uyuşturucu olarak görmüyor. Halbuki E ile başlayıp diğer uyuşturuculara geçiyorlar. Kötü haplar beynin şişmesine ve organların çalışamaz hale gelmesine yol açıyor. Bunun için E ile mücadelede hisleri bir yana bırakıp akıllıca davranmalı" diyor.
Her uyuşturucuda olduğu gibi iyi vakit geçirttiği sanılan "yolculuk"un gerisinde kötülük yatıyor. Bu hapları imal edenler müşterilerinin iyi vakit geçirmesi ile hiç ilgili değil. Onları sadece bir şey ilgilendiriyor; para kazanmak. Lorna'nın hikayesi hep aynı gerçeği söylüyor. "Para kazanmanın birinci geldiği yerde insan hayatının önemi hep ikinci gelir." Bir E hapı, alıcısını bulana kadar altı-yedi el değiştirir. Kalite kontrolü diye bir şey söz konusu değil; bunun imalatı kolay, kârı büyük endüstride. İngiltere'de kullanılan E'lerin yüzde 80'i Hollanda'dan geliyor. Bunlar büyük olasılıkla bir evin arka odasında, bahçedeki yıkık dökük kulübede imal ediliyor. Bir gün içinde birkaç bin hap imal etmek mümkün. İngiltere'ye kaçak olarak sokuluyor ve tanesi aşağı yukarı 1 sterlinden toptancıya satılıyor. Diskotek ve gece kulüplerine ulaştığı zaman fiyatları 15 sterlin oluyor. Her aracı bundan ortalama 2 sterlin pay alır. Son satıcının kimin malını sattığını bilmesi ise mümkün değil.
Sonuç şu: Lorna gibi milyonlarca genç, her cumartesi ya da perşembe gecesi bir E "düşürdüklerinde", yaşamlarını parayı hep birinci sırada tutan, tanımadıkları altı-yedi meçhul kişinin ellerine teslim ediyor. Her gün bu aptallığın bedelini maalesef bir genç daha ödeyecek ve bir aile de onunla beraber sönecek. Ailelere ne kadar çok iş düşüyor. Görüyor musunuz?
|
|
|

|