Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 21 Ekim 2004 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Kafkasya notları - 2
Bu dünya parçalanmamalı

Pek çok problemin yaşandığı Kafkasya aynı zamanda da çok renkli bir bölge. Kafkasya barış içinde olmalı ve çok benzeştiği Türkiye ile dostluk içinde ilişkilerini sürdürmeli

Fax: (0312) 427 20 64

Kafkasya'da Ruslar gelene kadar tarih boyu merkezi bir idare olmadı; gelen fatihler yalçın dağlar ve derin vadilerde birbirini anlamayan ve dilyapısal zorluklardan dolayı birbirinin dilini öğrenmeleri mümkün olmayan düşman kabileleri kendi haline bırakmayı tercih etti. Onların başında durup bazısından vergi, bazısından asker toplamanın yeterli olduğunu gördüler. Osmanlı idaresi de Kafkasya'daki iki asırlık yönetiminde seçkin tabakayı İslamlaştırmakla yetindi, daha doğrusu kendisinden beş asır önce başlayan bu süreci kendi renkleri ve idari sistemiyle devam ettirdi. Kafkas kabilelerinin iç yapısına müdahale etmeden hükümranlığını sürdürdü ki, Kafkasya halklarının en hadisesiz ve olumlu hatırlanan dönemidir.
Rusya 18'inci asırda II. Katerina ile sahnede görüldü. Kafkasya'nın işgaline başladı. 19'uncu asrın başında ise Gürcistan'ın milli hanedanı sahneden uzaklaştırıldı, Gürcüce devlet hayatından, adliyeden, hatta eğitimden silindi; direniş sert ve ani değilse de uzun ve inatçı oldu. Kilisenin okumuşları, şairler, bilgin kimseler Gürcü dilini koruyup geliştirdiler. Eski edebiyat işlendiği gibi, başta Shakespeare olmak üzere bütün Avrupa edebiyatı Gürcüceye çevrildi. Gürcüce gibi Ermenice ve Azerbaycan Türkçesi de eski edebi abideleriyle hayatlarını sürdürdü. Kuzey Kafkasya'nın yazısız dilleri dahi ananenin kudretiyle yaşadı. Siyasi direniş de sert oldu ama Puşkin Rusya'sının ve genelde Batılılaşmış Rusya'nın cazibesi üstün geldi. Kafkasya'yı General Yermolov orduları değil, Puşkin'in mısraları fethetti. Aynı Rusya, Lermontov'un, Tolstoy'un, Puşkin'in kaleminde Kafkaslara teslim oldu... Dostoyevski'nin hiçbir karakteri "Tatarin Ali" dediği Dağıstanlı Ali kadar müsbet değildir. Ama Rusya, Kafkasya'da ne kadar kaldı ve ne kadar etkili oldu ise o derece de düşmanlık uyandırdı. Kafkasya halen bir barut fıçısı değilse de devamlı sızlayan bir yaradır.
Bütün Kafkasya'daki gerilimler Gürcistan'da da var. Gürcistan Müslümanları sızlanıyor. Gürcüler; Ermenilerin Kafkasya'da barışı engellediğinden söz ediyor; Ermeni şikayetleri ise burada sıralamakla bitmez. Azerbaycan memnun değil, kuzeyin halkları Rusya'dan ne kadar çekiniyor ise güneydekilerden de çekiniyor. Bütün Kafkas devletlerinde, 10 yılı aşkın bağımsızlığa rağmen altyapının gelişmesi şöyle dursun, eski ehil yapı bile devam ettirilemiyor. Fakat mucize sürüyor. Her gün yeni bir restoran ve kafe açılıyor, Tiflis'in moda evleri civar ülkeleri kıskandıracak renklerde gelişiyor. "Diyalog" toplantısında alışılmış üslupla, barış ve küreselleşmeye karşı yerel kültürün korunması temennileri tekrarlandı. Gürcistan'ın en büyük ikinci adamı Patrik II. İleon bölücülüğe karşı konuştu. İsrail'in ünlü politikacısı Şimon Perez "Bütün Müslümanlar terörist değildir ama bütün teröristler Müslümandır" gibi harika (!) bir mesaj yolladı. İnsan İzak Rabin'in katlinden sonra İsrail'de pek mantıklı politikacı kalmadığını anlıyo r. Sormak lazım, Rabin'i katleden hangi terörist grubun maşasıdır? Bunca terörist Hıristiyan grup nereden çıkmaktadır? Akıllı sandığımız Simon Perez'inki maalesef toptancı ve ucuzcu bir politik üslup...
Sovyet hakimiyeti boyunca Kafkasya'nın sürgündeki politikacıları Avrupa'da Sovyetlere muhalif Rusça dergiler çıkarırdı; Kremlin "Ancak Rusçanın altında birleşebiliyorsunuz" diye bu durumla alay ederdi. Umumi anlaşma dili halen Rusça ama yakın gelecekte birtakım ulusal diller sahneyi dolduracak. Tabii bu yerel dillerin sahipleri dünya ile nasıl iletişim kurabilecekler derseniz, İngilizcenin Gürcülerin arasında şimdiden yerleştiğini görüyorsunuz bile. Kafkasya yabancıya karşı misafirperver ama istilaya direnen bir kıtaydı. Direnç yeni dünyanın düzeni karşısında söz konusu değil. AB'ye girecek Türkiye'ye gıptayla bakılıyor. Kimse AB'nin eğrileriyle doğrularını anlatmaya kalkmasın, kulak asılmaz. Amma velakin aynı şekilde davranması beklenen Ermenistan'da kimse Rusya ittifakı aleyhinde konuşturulmuyor. Bu çelişki ne demeyin? Kafkas politikacıları ayrıntılı düşünmeyi sevmiyor.
Ekim ayında sıcak bir hava var. Tiflis'teki insanların sıcaklığı, sokaklardaki resim sergileri, müzik bütün Kafkasya'nın çok problemli olsa da çok renkli ve tatlı bir dünya olduğunu gösteriyor. Kafkasya barış içinde olmalı, çok benzeştiği Türkiye ile dostluk içinde yaşamalı ve bu dünya parçalanmamalı.

PAZAR
Dilek Sabancı: "Kararsızım" Çağan Erdil: "İkna ederim"
"Param olsa 'Kapı'yı kimseye bırakmazdım"
"Kumar oynamıyorum çünkü sinema zaten bir kumar"
"Futbol, bokstan daha tehlikeli"
Celile'ye mi, Melek'e mi?
"Kabadayılar mahkeme kurup beni çağırdılar"
Ramazanı kilo almadan geçirmenin yolları
"Papermoon'da bir sürü Fatih Terim görebilirsiniz"
Pera'nın ruhu yeniden canlandı
Almanların meşrubatı Türkiye'de
"Aramıza el sokmayalım"
Her damak tadına uygun yemek kursu
Su kuşu sumru
Lokanta gibi lokanta: Bodrumlu Kocadon
İyi ki 18'imde değilim
Bu dünya parçalanmamalı
Kıblemiz mi şaştı bizim?
Melih Aşık'ın penceresinden Türkiye manzaraları





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
NEVSAL ELEVLİ
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Ülkü Tamer

© 2004 Milliyet