|
Komünizm, bir Kozmos düzenidir
AB üyeliği için, 17 Aralık'ta müzakerelerin başlama tarihi "saptanır mı, saptanmaz mı" konusundaki öngörüler, öneriler, tartışmalar, geziler ve demeçler tatavalaşmaya ve usandırıcı olmaya başladı.
Bu arada "Türkiye'nin onuru" gongu da, bazı ağızlarda yeniden çalmaya başladı...
Uluslararası Saydamlık Örgütü'nün; yolsuzluk, rüşvet ve mafya - bürokrasi ilişkilerine göre "temiz"den "kirli"ye doğru sıraladığı 146 ülke arasında, Türkiye'nin 77'nci basamakta ve Angola, Kenya, Pakistan'la aynı kokuşmuşlukta görünmesinin; nedense o bazı ağızlarda bir türlü çaldıramadığı "Türkiye'nin onuru" gongu...
Birkaç çürük elma için, ülkemizi yıpratmayalım arkadaşlar!
***
17 Aralık'ta AB üyeliği için müzakerelerin başlama tarihi saptanacak mı, saptanmayacak mı, diye bekleyeduralım...
ABD'deki başkanlık seçimlerine de 10 gün kaldı...
Yapılan anketlere göre, Cumhuriyetçi Parti'nin adayı Bush ile Demokrat Parti'nin adayı Kerry at başı...
Kerry'nin iç propaganda malzemelerinden biri de; 1915'te Alman İmparatoru II. Wilhelm'le işbirliği içindeki Enver Paşa'nın, Türkiye'de gerçekleştirdiği iddia edilen Ermeni soykırımı...
Öyle ki, ABD'nin Ankara Büyükelçisi Eric S. Edelman, kibarca açıklama yapma gereğini duydu:
- Başkanlık seçimlerindeki propagandalarda söylenenler, iktidara gelindikten sonra pek uygulanmaz...
***
Em. Büyükelçi Yalım Eralp'in öngörüsü doğru çıkar da, Kerry başkanlık seçimlerini kazanırsa...
Ve de tutturursa, "Ermeni soykırımı" iddiasını, Ankara'nın tanıması için...
ABD'ye karşı tepkilerimiz nasıl olur? İncirlik Askeri Hava Üssü'nü kapatarak mı olur; Amerika'dan silah almayı durdurarak mı olur; Washington Büyükelçimizi geri çekerek mi olur; yoksa Kerry'nin istemini - şimdiye dek yapıldığı gibi - sineye çekmekle mi olur?
***
Kemal Derviş, Le Monde gazetesinin bu konuda kendisiyle yaptığı bir röportajda "soykırımı - genocide"i değil ama, "kıyımı - massacre"ı kabul etmiş.
Okay Gönensin, Kemal Derviş'in bu konuda netleştirdiği "nüans"a projektör tutuyor ve Derviş'i suçlamanın haksızlık olacağını yazıyor.
Ermenistan'la sınırların açılması konusu da, pek yakında gelecektir gündeme...
Türk düşmanlarının propagandalarına kulak asarak, Enver Paşa ile II. Wilhelm'in anılarını yıpratmayalım arkadaşlar!
***
Uluslararası Saydamlık Örgütü'nün, "temizlik" açısından Türkiye'ye verdiği not, 10 üstünden 3.2... 10 üstünden 6 ve 6'nın üstü not alanlar "temiz ülke" sayılıyor, gerisi "kirli ülke"...
Ve nedense Türkiye'de, "devletin güvenliği"ne karşı gösterilen duyarlılık; "ülkenin temizliği"ne karşı gösterilen duyarlılığın çok önünde...
Bu garip çelişkiye ise hiç kimse değinmiyor nedense...
Belki de birkaç çürük elma için, ulusal onurumuzu yıpratmamak titizliğiyle...
***
20. yüzyılın 2 büyük yanılgısı oldu:
1- Leninizmi "komünizm" sanmak...
2- "Ekonomi"yi, siyasal parti programlarına göre, "ulus - devlet" modeli içinde, değişik değişik uygulanabilecek, insan iradesine bağlı bir mekanizma sanmak..
***
"Komünizm" siyasal bir doktrin değil, bir Kozmos düzenidir; galaksilerin, bizim Güneş Sistemi'nin, "Yer" küresindeki balıkların, çiçeklerin, ağaçların, böceklerin, kuşların, fillerin, ceylanların, aslanların, timsahların sürekli bir değişim içindeki düzeni...
Ve sorun da şudur:
"İnsanoğlu, bu düzenin dışında mıdır, içinde mi?"
***
Kapitalizmin başlangıçta, enerji kaynağı olarak; insanoğlunun yani işçi sınıfının, yani proleteryanın gövdesel gücünü kullanması, Kozmos'un düzenine aykırıydı... Ne martılar, martıların enerji gücünü kullanıyordu; ne lüferler, lüferlerin enerji gücünü... Etobur olmakla, otobur olmak ise, ayrı bir kategoriydi; ayrıca aslan aslanı, timsah da timsahı yemiyordu.
***
Ve "Kozmos, eşit enerji" demekti...
Kozmos'un enerjisini, insan iradesi içine alıp, üretime dönüştürmek varken; ilkel kapitalizmin, enerji kaynaklarına yatırım yapmak yerine, işçilerin enerjisini kullanmayı daha ucuz bulması; aşılması gerekli bir "statüko"ydu...
***
Şimdi bu dönem aşıldı. Robotlar, işçi sınıfının yerini almaya başladı. İstatistiklere göre, 2003'te saniyede kullanılan robot sayısı, 800 bin 772'ye çıktı.
Böylece, "ekonomi" de, evrensel ve saydam olma koşuluyla fizik gibi, kimya gibi pozitif bir bilim olma yoluna girdi...
"Ulus - devlet" modelinin, silah piyasasına ayırdığı pay; insanları yoksul bıraktığı ve alım gücünü kısıtladığı için, karlı olmaktan çıktı. Çünkü Kozmos enerjisinin devreye girmesiyle sürekli artan modern üretim, kendine yeni müşteriler bulmak ve insanları yoksulluktan kurtarmak zorundaydı. Karl Marx, buna "non - antagonist" dönem diyordu.
***
21. yüzyılda hızı büsbütün artacak olan böyle bir değişimi, Türkiye'nin Hazine'den geçinmeli egemenleri, ne oranda algılayabilir, ne oranda algılayamaz; kestirmek zor...
"Onlar - biz" ayrımlarının çoktan aşılmış olduğu bile, henüz tam algılanmıyor gibi...
Vaktiyle babamın sık tekrarladığı bir söz vardı:
- Hem bilmiyor, hem bilmediğini bilmiyor, der dururdu.
***
20 - 25 yıl içinde, bugünkü bağnazlıklar da aşılır gider...
Enseyi karartmayın...
Birkaç statükocu için, aklın tutarlılığını yıpratmayalım arkadaşlar!
c.altan@prizma.net.tr
|
|