|
 |
|
|
Bu ayıp kimin
Satır Arası / Deniz Sipahi
Milliyet'in İzmir Bürosu'ndan Alsancak Limanı'ndaki bütün hareketliliği görebiliyorsunuz. Ben de günde en az 10 dakikamı limanı seyrederek geçiriyorum.
Geçen gün Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen, Türkiye'nin ihracatta 50 milyar dolarla rekor kırdığı müjdesini verdi. Çok değil, 20 yıl önce bu rakamları telaffuz etmekte bile zorlanan bu ülkenin insanları bu hayali hayata geçirmenin keyfini yaşamalı.
Yaşamalı ama nasıl?
İhracat arttığında yüzler güleceğine aksine hafif bir tedirginlik gözlemleniyor.
Birincisi ihracatçının bu kadar büyük hacme ulaşmasına rağmen hala kar edememesi. Hatta kimi tekstil firmalarının büyük müşterilerini kaybetmeme uğruna zararına üretim yapmaları ileriki günlerde hiç de hoş olmayan tabloları karşımıza çıkaracak gibi gözüküyor.
Evet...
İhracat artıyor ama ithalata da fren bir türlü konamıyor.
Bugün üretimin büyük bir kısmı hala dışarıdan karşılanıyor. Amaç bu oranı ileriki yıllarda düşürebilmek ve ihracatçıyı çok küçük marjlara çalışmaya mahkum etmemek.
* * *
Bu konuyu bir başka gün tartışmak üzere burada bir nokta koyalım ve asıl söylemek istediğim hususa dönelim.
Milliyet'ten Alsancak limanına her baktığımda hep aynı soru aklıma geliyor.
Bir 10 yıl sonra İzmir ne yapacak?
Limanda daha bugünden yer yok. Son günlerde işittiğimiz, "Yapacağız, edeceğiz..." sözünü veren bakanlarımız, bürokratlarımız yıllardır aynı şeyleri söyleyip, ellerini kıpırdatmıyorlar. Yine ve her zaman olduğu gibi olaya iyi niyetle yaklaşalım ve verilen sözlerin bir bir yerine getirildiğini düşünelim.
Liman genişletilse bile, vinçler alınıp yükleme boşaltma hız kazansa bile yapılanlar İzmir'in yarasına merhem olmayacak ki...
Kısa bir süre sonra kendimizi yine aynı tartışmaların içinde bulacağız.
9 - 10 metreye kadar inen deniz suyu seviyesiyle büyük gemilerin Alsancak'a yanaşamıyor olması büyük bir handikap.
30 yıl önce İzmir'in çok gerisinde olan Pire Limanı'nı kendi hatalarımız ve beceriksizliğimiz sayesinde cazibe noktası yarattık.
* * *
Bu anlayışla kentin gelecek vizyonunu da küçülttük.
Tipik bir liman kenti olan İzmir'e boşuna roller biçmeye kalkıştık, başka şeylerle uğraşacağımıza enerjimizi bu konulara harcadık.
Limanı olmayan, Alsancak'ın yanına ikincisini hatta üçüncüsü eklemeyen bir İzmir; yüzyıllar sonra yanıbaşımızdaki Efes'in kaderini paylaşmaya mecburdur. 1954'te yapımına başlanan Alsancak Limanı 2004 yılında hala bitmemiştir.
Limanın gelirleri sanki Ankara'ya konulan büyük bir mıknatıs tarafından çekilip, yok edilmiştir. Bankalarda hortumlanan 57 milyar doları, yanlış planlama sonucu başlanıp bitirilemeyen yatırımlara harcanan 100 milyar doları bulan Türkiye, ihracatın en önemli noktalarından biri olan İzmir'e 150 milyon doları bulamamıştır.
Bu ayıp İzmir'i yönetenlerin ve İzmir'in temsilcisi olduğunu iddia edip Ankara'ya gidenlerindir.
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|