|
 |
|
|
İzmir mucizesi
Soruyorum / Süha Tanrıöver
Sık sık Anadolu şehirlerinin yaptıkları atılımlar gündeme gelir. Bunun en güzel örneklerinden biri İzmir'in yanı başında sayılabilecek Denizli'nin başarısıdır. Gerçi şöyle dönüp bakınca Denizli'nin başarısının istikrara ve çok çalışmaya bağlı olduğu hemen anlaşılabilir. Daha benim çocukluğumda (51 yaşındayım) Buldan evlerinin büyük çoğunluğunda en az bir tane dokuma tezgahı vardı. Konya'yı 17, Kayseri'yi de 10 yıldan bu yana görmedim.
Anlatılanlara göre son derece düzenli şehirleşmiş, dinamizm içinde kendini aşmaya çalışan yöreler olmuş buraları. Gaziantep ve Çorum'u sanayileşme, Antalya'yı turizm, Eskişehir'i kültür ve eğitim açısından ayrıca belirtmeye gerek yok. Özellikle Eskişehir belki de örnek olarak incelenmesi gereken bir olgu gibi geliyor bana.
* * *
Peki biz ne yapıyoruz İzmir'de. Türkiye'nin bir zamanlar (ve halen) Batı'ya açılan kapısı olan İzmir bir özgüven eksikliği ve karamsarlık sarmalı içinde mi acaba?
Şöyle baktığımızda, İzmir'de kent içi turizmi yok, olması için bir neden de yok. Beton yığınlarını kim ne yapsın ki?
Mevsim kısa olduğu için yaz turizmi sınırlı. Ancak, buna karşılık, çok büyük bir potansiyel olan kaplıca turizmini kullanamıyoruz. Agamemnon Kaplıcaları'nın nasıl bir yer haline getirilebileceğini görmek için, ilgililerin Budapeşte'deki Margrit Adası'nı görmelerini öneririm.
* * *
En büyük ihracat limanıyız, limana ilişkin sorunlarımızı çözemiyoruz. Tersine, sorunları büyüyüp duruyor.
Nerelerde ne yollar tamamlandı, bir türlü bitmeyen İzmir - Manisa yolu kara mizah eseri haline geldi.
Havaalanımızda yıllardır sefilleri oynuyoruz, iç hatlar binasının temeli daha yeni atıldı (galiba). İzmir - Ankara uçak seferlerinin saatleri ve sıklığı eziyet gibi...
Metroyu yıllardır Üçyol'dan Üçkuyular'a getiremedik. Daha Yüksel Çakmur zamanında "aç - kapa" yöntemiyle inşa edileceği ve inşaat süresinin kısa olacağı söylenen bu hat halen proje aşamasında.
* * *
Şöyle bakınca, iklim ılıman, verimli ovalar mevcut. İki özel üniversite ile birlikte toplam beş üniversite, bir dolu sanayi bölgeleri ve sanayi siteleri var. Buna rağmen bir türlü kalkışa geçemiyoruz.
Birkaç istisna dışında biraraya gelerek sinerji yaratmayı beceremeyiz, laf döner dolaşır dedikoduya gelir. Kim ne yapmış, kim kime nasıl bakıp, neler demiş. Sonra da Kayseri şunu yapmış, Antep bunu yapmış diye ortalıkta döner dururuz. Eskiden dükkanlarda, bürolarda şöyle yazardı: "Az laf, çok iş."
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|