|
Kirli formalar
Almanya Şansölyesi Schröder, gençliğinde futbol oynamış. Türkiye Başbakanı Erdoğan da futbol kökenli... Türkiye'de futbolun dokularını kanser hücreleri gibi saran mafyayı kurutmak için "ilaçlamayı" konuşsalar.
Bu pislik, Başbakan'ın siyasi ağırlığı ve kararlılığı olmadan temizlenemez. Çünkü artık Türkiye mafyası, çocukluk hastalığı olmaktan çıktı.
Kurtlar Vadisi'nden taşmış ve bir büyük salgın halini almıştır.
Ahtapotun kolları toplumu ve ülkeyi sarmış bulunmakta.
Babalar her yerde
Türkiye mafyası, "ABD/Rusya/İtalya altın üçgeninde" denebilir.
ABD'den "spor," Rusya'dan "finans," İtalya'dan "siyaset" bağlantıları modellerini almış.
Gerçekten...
Büyük ihaleler, özelleştirme süreçlerinde "babaların" devrede oldukları, karar verdikleri artık kanıtlarla apaçık ortada.
Rusya modelinde olduğu gibi, devletten "dayıları" besleyen "babaların" parmakları, bal tutuyor. Yargıda, poliste de kuzenler var.
Bazı büyük patronların, babalar telefon ettiğinde dizlerinin titrediği ve ciddi paralar gönderdikleri bilinmekte. Hem de bir kez göndermekle kalınmadığı, bu haraç ödemelerinin sıklıkla sürdüğü isim isim konuşuluyor.
Ancak...
O patronların çoğunun, bazı gıllıgışlı ilişkileri ve işleri olduğu da bir gerçek.
Doğru dürüst işadamlarına pek yanaşmıyorlar...
Ama tabii bu kesin bir kural değil.
Daha yıllar öncesi, çok büyük işadamlarından, kızını/oğlunu kaçırmak tehdidiyle inanılmaz paralar sızdırdıklarını dinlemiştim. Polise söylememişler bile...
Haraca bağlanan işadamları zamanla babaların - neredeyse - dostları haline geliyor, zorlu durumlarda aracı bile olabiliyorlar.
Babalar böylece sınıf atlıyorlar.
Haraç falan artık kesmiyor, iş hayatının düzenleyici konumuna geçiyor, büyük yasadışı işleri finanse ediyorlar.
Derine dalmak
İtalya modelinde, her türlü işin içinde mafya vardır...
Ama orada siyasetle, derin devletle iç içedir.
Kurumsaldır.
Cumhurbaşkanından başbakana, ulusal gizli servisin ikinci adamına kadar genişlediğini, son yılların en önemli savcısı Scarpinato'dan dinlemiştim. TV'den yansıtmıştım.
Scarpinato, mafya/devlet/derin devlet ilişkileri dibinde dinamit gibi patlayan savcıdır.
Hiçbir gece evinde yatma lüksü yoktur.
Genellikle, önceden bilinmeyen askeri kışlalardan birinde geceler.
Geçeceği yollar da bilinmez.
Bu - sağlamcı - yöntemle hayatta kalabilmiş, devletin zirvesindekileri ve gizli güvenlik örgütünün ikinci adamını hapse sokmuştur.
Türkiye'de de babaların siyasetçilerle ilişkileri ortaya dökülmedi mi?
Onlara - güya - devlete gizli hizmet görevleri verildiği, üzerlerinden çıkan pasaportlardan da anlaşılmıyor mu?
Çatlı ve Çakıcı sadece ikisi...
Yeşilde çamur var
Yeşil sahalar için "toplumun akciğerleri" denir.
Toplumun kanı, yeşil sahalarda temizlenir.
Ancak ABD'de olduğu gibi mafya, işte yeşil çimlere de çamur gibi bulaştı.
Önce Milliyet'in - cesaretle ve iyi bir gazetecilik örneği vererek - yayımladığı kaset deşifreleriyle, babaların, ihale dağıtır gibi futbol maçları için racon kestikleri, futbolcu, idareci, hakem kiraladıkları, kirli çamaşırlar/(forma kirleri) olarak ortaya döküldü.
Bu babalar, taraftarla adeta dalga geçmişler.
Heyecanları, en güzel duyguları sömürmüşler.
Tıpkı ABD'deki türdaşları gibi - ki onlar, daha çok boksta yoğunlaşmışlardır - gencecik futbolcuları tehditle, parayla "spor köleleri" haline getirmişler, bu emir kulu köleler, hakemler ve suç ortağı kulüp yöneticileriyle, bahsi müştereklerde servet kazanmışlar.
Kulüp kongrelerini himayeye almışlar... İdarecilerin koruması olmuş, kendi tesislerinde milli futbolcu dövmüşler...
Federasyon yöneticisi bile kendini affettirmek için, öfkelendirdiği baba adına 100 koyun kurban etmiş.
"Bu pisliği federasyon başkanı temizleyecektir/temizleyebilir" sananlar, saftan öte aptaldır.
Almanya'da en gözde kulüplerin "Bundesliga"dan düşürüldüklerini, Erdoğan, Schröder'den dinlemeli.
g.civaoglu@milliyet.com.tr
|
|