Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 29 Ekim 2004 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
"İçinde kalsın, sakın bana söyleme" oyunu!

Bırakın insanlar hakkınızda istediklerini düşünsünler, sadece size söylemeye cesaret edemesinler yeter!


Size de olur mu, hani bir insana son derece içten ve sıcacık davranırsınız ama araya işler güçler girer de zamansızlıktan görüşemezsiniz. Sonra o kişi çıkar gelir ve sizi aklınıza bile gelmeyen bir şeylerle suçlamaya başlayıverir. "Hani sen bana o zaman şöyle böyle yapmıştın" diye. E, serde insanın çekinmeden dostuna, sevgilisine içinden geçeni söylemesi, hatta kendisine yapılan "yanlış"lara karşı tavır sergilemesi var ya. Karakter atılacak, tavır sergilenecek, cek cek cek...
İyi de o kişi gerçekten yanlış mı yaptı acaba? Yoksa o suçlayan, kendi kötücül hayallerini mi yansıtıyor karşısındakine?
Kadın: "Sen beni arayacağını söylemiştin ama aramadın, bu arada başkasıyla tanıştın ve artık güzel bir ilişkiniz olduğu için beni aramadın diye ben de seni rahatsız etmek istemedim..."
Erkek: "Ne alakası var, sadece sıkkındım, işlerin yoğunluğundan fena halde yoruldum. Keyfini kaçırmak istemediğim için aramadım."
"Tamam, sıkışık mıkışık ya da sahici bir bahanesi var diyelim, iyi de gene de arayabilirdi" diye direnmeyin, mesele aramak sormak değil, kafadan hikaye yazmak. Yani boşlukları doldururken aslına ne kadar sadık kalıyorsunuz? Yoksa gönlünüzün karanlığıyla rüyaları hep kabusa mı çeviriyorsunuz?
İşte Bilirkişi olarak yazıyorum:
"İçinde kalsın, sakın bana söyleme oyunu" işte tam da bu kafadan hikaye yazanların, içinizi karanlık kuruntularla sıkanların düşüncelerini ve sözlerini kursaklarında bırakmak için en uygun oyun.
İster eşiniz, ister sevgiliniz, ister arkadaşınız, size gelip de acayip acayip, sizin hiç de sorumlu olmadığınız şeylerle, sizin ona karşı olan davranışlarınızla ilgili yargılarda bulunmaya başlarsa, ona söyleyebileceğiniz en güzel şey, "İçinde kalsın, sakın bana hakkımda düşündüklerini söyleme!" olmalıdır.
"Aman, konuşsun da bir yanlışım varsa düzelteyim" gibi bir zaafa düşeyim demeyin sakın, bırakın da düşündüğü karmakarışık şeyler onun içinde kalsın. Zira unutmayın ki düşündüklerini bugün düzeltseniz, yarın gene aynı biçimde karşınıza çıkacak. Ama sizinle yüzleşmemiş düşüncelere karşı savunma geliştirmeye, zamanınızı harcamaya, bir de bunlar yetmiyormuş gibi o insanın obsesif durumlarına tolerans göstermeye başlarsanız, o da alışır, sonra da al başına belayı. Size ait olmayan derde ağlayın işiniz yoksa!
Bugünkü yazımın ana fikri şu:
Bırakın insanlar hakkınızda istediklerini düşünsünler, sadece size söylemeye cesaret
edemesinler yeter. Yani ne diyecekmişiz:
"Aman, sus! Sakın bana hakkımda düşündüğün o saçma sapan fikir kumkumalarını söyleme. Onlar senin, sende kalsın!" Tamam, bütün kabızcık kuşlarını da öpmüş olalım böylece...
İyi oyunlar herkese...



Öptüm sizi

Okan Bayülgen malumunuz "Zaga"da "Okan Bayülgen'i Kullanma Kılavuzu" diye bir bölümcük başlattı. Ama bakıyorum bakıyorum, bir türlü anlayıp kullanamıyorum. Ya benim Okan Bayülgen'im bozuk ya da "kullanma kılavuzu" hatalı. Yok, bir işe yaramıyor vallahi. Hani dese ki mesela; "Okan Bayülgen'i nasıl susturursunuz?" Cevap: Hiç konuşmazsanız, bütün programı kendisi konuşarak tüketecek değil ya, sizi konuşturmak için uğraşır elbet. Bakın, ne kolay. Başka bir örnek daha isterseniz: "Telefonu yüzünüze nasıl kapattırırsınız?" Cevap: Alooo, Okanciiim seni seviyorum, demeniz yeterli. Bakın bu da kolay. Yok yok, kesin benimki bozuktu, yoksa adam işini biliyor. Öptüm ben onu...

1 soru 1 cevap

Erkek: Benim hakkımda ne düşünüyorsun?
Kadın: Duymak isteyeceğini sanmıyorum, en iyisi sen de sormamış ol.

ÇEKİNMEYİN, SORUN! DAHA İYİSİNİ BİLENİNİZ VARSA DA ANLATSIN!

"Ben kavga çıkardıkça, o alttan alıyor!"
Benden çok hoşlanan karizmatik bir çocuk vardı çevremde. Biraz peşimden koşturduktan sonra kabul ettim onu. Eskiden çapkınmış ama benimle çıktıktan sonra çok değişti, neredeyse bensiz dışarı bile çıkmıyor. Yani tam herkesin isteyebileceği gibi ideal bir erkek arkadaş oldu ama bu sefer de ben sıkılmaya başladım. Çünkü her dediğimi yapıyor, bütün otorite bende. Yani ben ilişkimize heyecan gelsin diye aşk oyunları oynadıkça, o da alttan alıyor ve otorite yine bana geçiyor. O da eskiden böyle değilmiş ama beni tanıyınca her şeyini ve geçmişini sildi. Yani onu çok yakışıklı olmasına rağmen nerdeyse hiç kıskanmıyorum. Çünkü ona çok güveniyorum. Onun istediği şey kavga edilmeyen ideal bir ilişki ama ben de böylesinden sıkılıyorum. Ben kavga çıkardıkça o da alttan alıyor. Hatta ona dedim ki, "Bana bu kadar iyi davranma ve bazen kavga edelim". Tabii ki anlayamıyor bunu. Yani kısacası elimde tam bir ideal erkek var ve ben onu aslında kusurlarıyla sevmek istiyorum...
N. A.

* * *

"Aman anlayışlı olsun, aman huzur versin, aman sözümü dinlesin, yeter ki sadık olsun" türü taleplerimizi erkeklere ezberlete ezberlete, adamcıkları sahiden öyle yaptık. E, ne olacak şimdi? Neyse ki çözümü basit; ona bolca haksızlık et, elbette bir dayanma sınırı vardır, sonunda kafası dönüp "kusurlu" moduna geri dönebilir. Böylece ideal bir müstakbel kocaya da sahip olursun umarım. Bir yastıkta da kavga edersiniz... Denge önemli, fazla üstte olmamak, arada karşınızdakine yenilmek de gerekir. Numaradan yani...

www.ilhanuckan.com

CUMARTESİ
"Şarkılarımı her isteyen okur, aralarında seçim yapmıyorum"
"Benim yapacağım şovun dünyada bir örneği yok"
Bu kışın seksi ikilisi: Saten ve dantel
Ralli pistlerindeki gelin-görümce
İstanbul'un en güzel balkonları
Güneşli havanın ardından yağmur gelecek
İftar sofraları
Dostluğu pekiştiren projeler
"Türk müziğinin kıymetini bilin"
En sağlıklı günler bu hafta sonu
ALTI NOKTA KÖRLER VAKFI
Mürit





DONATELLA PİATTİ
Sarıkız'ın Anıları
Tuba Akyol
İlhan Uçkan

© 2004 Milliyet