Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 29 Ekim 2004 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Ne nostaljisi? Ramazanini dandanini dan dan!

Kütüphanemdeki, ünlü yazarlara ait güler yüzlü kitaplardan faydalanarak hazırladığım ramazan testusuna buyur ola bu hafta

Ramazan Testus

Çocukluğumda ramazan geceleri ürperirdim. İftardan sonra babam teravih namazına gider, karanlığın bir-iki saatlik porsiyonu benim olurdu. Neler yaşamazdım ki o dakikalarda... Hayatın pek çok sırrı o gecelerde girdi çocuk benliğimin penceresinden. Cavide ile el ele tutuşurduk. Yollara gaddarca maytap dizerdik. Bir koşu çarşıya seyirtirdik, gazoz satın alırdık. Mahalleli çocuklara sihirbazlık gösterileri düzenlerdik. Fal bakar yüz paralar kazanırdık... Sanıyor musunuz ki bütün bunlar nostaljik betimlemeler? Aynı şeyler bugün de olmuyor mu? Baba gidince annenin toleransıyla kız-erkek bütün çocuklar gecenin sırlarını keşfediyor. Ramazan ayı bütün çocuklar için macera, sürpriz, gizem dolu. Bir yanda büyüklerin ibadetinin ağır adımları... Öte yandan geceyle gündüzün top sesleriyle, davulla dan dan dan karışıp kaynaştığı lubiyyat... Yani eğlenceler dünyası... Çocukluğumun ramazan neşesi, mütebessim pidelerde belirir sıcak sıcak her yıl yeniden... Ramazan pidesiz duramam! Ramazan yazılarıyla da meşhur yazarlar vardı eskiden. Onlarda yine o hınzır neşeyi yakaladım. Bir zamanlar Türk basınının tuzu biberi sayılan Ahmet Rasim, gazetelerin ramazan ayı için özellikle peşinde koştukları bir yazardı. Günümüzde de izleri görülen bu "Ramazan yazarlığı" onunla, özellikle "Ramazan Karşılaması" kitabıyla başlamıştır denilebilir. Cenab Şehabeddin'in "Ramazan Hasbihalleri" başlığını taşıyan yazıları 20 Mayıs ile 18 Haziran 1920 tarihleri arasında. Bundan 84 yıl önce. Bir ramazan ayı boyunca Alemdar gazetesinde 25 gün yayımlanmış. Abdullah Uçman onları toplayarak "İstanbul'da Bir Ramazan" adlı kitapta sunmuş. Kitabın arkasında çok hoş bir de ramazan albümü var... Kütüphanemin bu güler yüzlü kitaplarından da yararlanarak buyur ola ramazan testusuna...

1- Cenab Şehabeddin'e göre "Ramazan, şehr-i sıyam, şehr-i itikaf ve şehr-i istiğfardır." Sırasıyla, "sıyam" oruç; "itikaf" kapanıp ibadet etme; "istiğfar" tövbe etmek demek. Peki, bu tamlamalarda "şehr" ne demek?

a. Basbayağı şehir; oruç şehri İstanbul gibi
b. Farz
c. Vazife
d. Bir aylık zaman, ay


2 -Ahmet Rasim'e göre sahur mönüsünde "Türlü türlü söğüşler bulunurdu. Mesela elmasiye kutuları içinde jelatinle dondurulmuş bezelyeli, havuçlu hindi paçaları, gerdan söğüşleri, köfte, başlıca üzüm hoşafı bulundurmak hemen hemen mutlaktı." Sahurlarda birinci mevkiyi neyin işgal ettiği görülüyordu?

a. Hoşaf
b. Havuç
c. Et
d. Hiçbiri


3-Peki elmasiye neydi?

a. Bir tür elma
b. Bir tür elmaşekeri
c. Elmayla pişirilen bir tür hindi yemeği
d. Dondurulmuş meyve suyundan yapılmış bir tür pelte


4- İslam takviminin dokuzuncu ayı olan ramazan süresince günün hangi vaktinden iftara kadar oruç tutulur?

a. Sahur vaktinden
b. İmsak vaktinden
c. Eşref saatinden
d. Vakt-i kerahetten


5- Peki imsak ne demek, kestirebilir misiniz?

a. Perhiz
b. Ramazanda tansökümünde oruca başlama zamanı
c. Bir şeyden el çekerek nefsine hakim olma
d. Hepsi


6- Cenab Şehabeddin'e göre 1920'lerde İstanbul hayatı ramazan geceleri bilhassa Direklerarası'nda yoğunlaşırdı. İftardan sonra Direklerarası'na çıkılırdı. Boylu boyunca iki sıra dükkanların önlerinde sıralanan direklerden dolayı bu ismi alan caddede çaycılar, kahveler, tiyatrolar, nişan atma barakaları, acayip hayvanların teşhir edildiği dükkanlar bulunurdu. 1826'da yeniçeriliğin kaldırılmasından önceki yıllarda Direklerarası diye bir yer yoktu. Orası Osmanlılarda eskiden ne olarak kullanılırmış acep?

a. Mezbaha
b. Seri idamlar için darağacı
c. Yeniçeriler için kusur giderme yeri
d. Yeniçeri Acemi Oğlanlar Kışlası olan eski odalar


7- Ramazan ve bayram gecelerinde çifte minareli camilerde iki minare arasına gerili iplere yağlı kandiller asılarak yazı yazma ya da şekil yapma sanatına mahyacılık denir. Oldukça zor ve hüner isteyen mahyacılık, yüzyılın başına kadar önemli bir sanat olarak icra edilmiştir. Ramazanın 15'ine kadar yazı, daha sonra da resim olarak düzenlenirdi. Şimdi bu sanat elektrik ampulleriyle sürüyor. İstanbullu bir Türk icadı olan mahya ilk kez hangi sultan zamanında yapılmış?

a. I. Ahmet
b. II. Ahmet
c. III. Ahmet
d. VI. Mehmet


8- Eski ramazanlarda iftardan sonra İstanbullar gezintiye çıkardı. Sumo güreşçileri gibi, 12 saat aç durup sonra tıka basa yenenleri sindirebilmek için olsa gerek. Gezinti nereden başlar, nerede biterdi?

a. Laila'da başlar, Reina'da biterdi
b. Sultanahmet Meydanı'ndan başlar, Fatih Meydanı'nda biterdi
c. Divanyolu'nda başlar, Bakırköy'de "Divane Yolu"nda biterdi
d. Fenerbahçe'de başlar, Galatasaray'a uğrar, Beşiktaş'ta biterdi


9- Eskiden ramazan ayında iftara gidilen yerlerde misafirlere yemek ve namazdan sonra, ayrılırken verilen hediye ya da paraya ne denirdi?

a. Mano
b. Haraç
c. Bahşiş
d. Diş kirası


10- "İstanbul Nasıl Eğleniyordu?" adlı eserin yazarı Refik Ahmet Sevengil'e göre, ramazanda kahvehanelerde, umumi yerlerde halkı güldüren ve kıssadan hisse menkıbeler veya müstehcen fıkralar anlatan, hikayeler sırasında hayvan taklitleri yapan komik adamlar vardı. Türk eğlence hayatının vazgeçilmez unsuru olan ve çeşitli adlarla çağrılan bu en eski "stand up"çılara ne ad verilirdi?

a. Kıssahan
b. Şehnamehan
c. Meddah
d. Hepsi


11- Meddahlar zeki, yetenekli ve az çok edebiyat eğitimi almış kişilerdi. Sevengil'e göre bayağılık yaparak meddahlık ve Karagözcülük etmeye çalışanlara ne denirmiş?

a. Yavşak
b. Maskara
c. Cıvıtık
d. Şaklaban


12- Eskiden iftar vakti yaklaşırken İstanbul sokaklarını bir telaş alırdı. Ulaşım araçları olmadığı için halk işinden yürüyerek evine yetişmeye çalışır, kimi zaman da geç kalırdı. Özellikle köprüden geçişte geçiş parası isteyen memurlar, cebinde bozuk parası olmayan ve bu nedenle vakit kaybedenlerce "iftar kaçırtanlar" diye adlandırılırdı. Uygulaması 1930'a kadar süren bu geçiş parasına ne ad verilmişti?

a. Dumruliye
b. Duhuliye
c. Müruriye
d. İmsakiye

Yanıtlar: 1) d, 2) c, 3) d, 4) b, 5) d, 6) d, 7) a, 8) b, 9) d, 10) d, 11) b, 12) c.

Yazara e-mail



PAZAR
"Onlar artık bizim köylüler"
Bir Cafe Marmara da Pera'ya geldi
Küçükken düşlediği ejderhalar onu ünlü bir yazar yaptı
Harvard mezunu Türkler 10'uncu yıllarını kutluyor
Hepimiz bir sitenin güller açan dalıyız
"Çalıp çırpanlar utanır, insan içine çıkamazdı"
100 yönetmen 1 filmde buluşacak
"Çekimlerden önce evde oturup sevişme sahneleri izledim"
Güzelliğin tarifi
Her 10 çocuktan biri horluyor
"Olimpiyatlarda yarı final oynarız"
Asker misin, sivil misin?
Ne nostaljisi? Ramazanini dandanini dan dan!
Limanın iki gözdesi
"Carissima Sevgilim"
Avrupa Birliği mi yoksa Balkan Birliği mi?
"Clubbing öldü, yaşasın... Sıradaki!"
Oscar Wilde 150 yaşında





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
Mine Kırıkkanat
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Ülkü Tamer

© 2004 Milliyet