Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 29 Ekim 2004 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
"Carissima Sevgilim"

Mektuplarımızda ne güzel ağlamış, gülmüş, her şeyi paylaşmışız. Şimdi "kitabımıza" bakarken gurur duyuyorum

Paris

Sana bu satırları yazarken Donatella, bir elimde "kitabımızı" tutuyorum. Şimdi diyeceksin ki, "Şaka ediyorsun Miiine, bir elinde kitabımızı tutuyorsan bu yazıyı tek elinle yazıyorsun demektir ki, bu imkansız!" Senin nazik dilinde, "şaka ediyorsun"un karşılığı, "desteksiz atma"dır, bilirim. Ama sen de bilirsin ki Donatella, bizim beş parmağımızda on marifet vardır ve para saymak dışında, başkasının iki elle tutamadığını tek elimizle avuçlar, yıkarız. Böbürlenmek adetim değildir ama bir kerelik tevazu ihlalinden herhalde AİHM'ye düşmem, "sol" elimde tuttuğum "kitabımıza" bakarken gururluyum gerçekten: Meğer ne güzel yazışmışız!
Ne güzel ağlamış, gülmüş, paylaşmışız da diyebilirdim çünkü bu mektupların hepsi ya da sencileyin "epsi" sahici, evet, çok severek yazdık, çok eğlendik, okurlarımızı da epeyce güldürdük ve ne edebi düşündük ne ebedi. Oysa şimdi, her biri inciler gibi dizilmiş, iki arkadaşın tuhaf kader ortaklığından, bir (ikinci) bahar rayihası, bir nane şekeri ferahlığı damıtmışlar. İsmine baktıkça eriyorum: "Carissima Sevgilim" (Epsilon Yayınları, 2004). Kapak fotoğrafımız şahane, cara! İçerdeki fotoğraflarımız, her ne kadar matbaanın 50 bin kesimlik mezbahasında kelleden olmasa bile sünnete kurban gittiyse de, yine de mihrabımızın yerinde olduğunu teslim ediyorlar.
Tam olarak nasıl ve ne zaman aklıma geldi, ben de bilmiyorum. Sana telefon açıp, "Donatella, mektuplarımı çıkar, ben seninkileri buldum, kitap yapacağız!" dediğimde geçirdiğin şaşkınlığı hatırlıyor musun? Çıkardığın garip sesten, mektupları nereye koyduğunu unuttuğunu anladım. İtalya yarımadasına çıkan Türk korsanları görünce "Mamma il Turco!" diye haykıran atalarının dehşetine kapılıp "Mamma mia!" diye mırıldandığını gayet net duydum, hiç inkar etme Dona! Türkler, senin de artık yakından bildiğin gibi dişlerinin arasına sıkıştırdıkları palalarla çıkmıyor Avrupalıların karşısına. Bazen kalem sıkıştırıyorlar, kitap yapmak için "esir" alıyorlar sarışın Milanoluları.
İtiraf ederim ki gönüllü ve uysal bir tutsaktın. Tam üç gün boyunca, hiç sızlanmadan mektupları aradın. Kimini, İtalya'dan alıp bir köşede unuttuğun iç gıcıklayıcı don ve sutyenlerin arasında buldun. Mektubu mu bulduğuna yoksa yepyeni bir çamaşır koleksiyonuna kavuştuğuna mı daha çok sevindin bilmiyorum ama en azından başına açtığım "iş"i affettin sanıyorum. Kimi mutfak dolaplarındaki yemek tarifelerinin arasına karışmıştı, bazılarıysa olmaları gerektiği yerden, yazı masası çekmelerinden ama nedense, ütülü mendil gibi dörde katlanmış çıktılar, Donatella.
Hepsi düzgün bir biçimde kesilmiş, ancak... Hiçbirine tarih atılmamıştı. Hangi mektubun hangi mektuba karşılık yazıldığını, ara ki bulasın!
Seni, tepeni attıracak kadar sıkıştırmamak gerektiğinin "pratik" bilinci içinde oturup iki gün iki gece sabahlayarak; benim düzenli bir biçimde tarihleri atılıp kopyaları çıkarılarak arşivlenmiş mektupların, senin ütülendikleri için uçamayan kelebek koleksiyonundaki karşılıklarını aradım ve tabii ki buldum, Donatella!
İşte sonuç, sevgili önsöz yazarımız Feryal Pere'nin kaleminden, "Büyük büyük konuşup, ufak ufak yazan iki canım arkadaşım Mine ve Donatella'nın bu kitabına bulaşamazsam, hasedimden ölürdüm" ara nağmesiyle başlayan bir orkestrasyon. Kader haraşo örmüş, sen İtalya'da doğup Kadıköylü, ben buralarda doğup Parisienne olarak sürdürdüğümüz yaşamımızdan; alçaklıklar, yükseklikler, çok sevilen ve çok kızılan oğullar, tapılan ve nefret edilen erkekler, hüzünler ve gülünçlükler, kısacası insanlık hallerini damıtmışız, meğerse.
İşte bugün, TÜYAP Kitap Fuarı'nda sen ve ben, okurlarımızın karşısındayız.
Ve bu mektuplara yer veren ve bize tahammül eden yönetmenimiz Deniz Alphan, desteği olmadan ne yapardık bilemeyeceğimiz Elif Yıldız ve kendisine sunduğum Feryalbahçe namına vefakar, önsöz yazarımız Feryal Pere'ye teşekkürlerimizi sunarız.
Ciao bella, öğleden sonra 14'te buluşmak üzere.

Yazara e-mail




PAZAR
"Onlar artık bizim köylüler"
Bir Cafe Marmara da Pera'ya geldi
Küçükken düşlediği ejderhalar onu ünlü bir yazar yaptı
Harvard mezunu Türkler 10'uncu yıllarını kutluyor
Hepimiz bir sitenin güller açan dalıyız
"Çalıp çırpanlar utanır, insan içine çıkamazdı"
100 yönetmen 1 filmde buluşacak
"Çekimlerden önce evde oturup sevişme sahneleri izledim"
Güzelliğin tarifi
Her 10 çocuktan biri horluyor
"Olimpiyatlarda yarı final oynarız"
Asker misin, sivil misin?
Ne nostaljisi? Ramazanini dandanini dan dan!
Limanın iki gözdesi
"Carissima Sevgilim"
Avrupa Birliği mi yoksa Balkan Birliği mi?
"Clubbing öldü, yaşasın... Sıradaki!"
Oscar Wilde 150 yaşında





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
Mine Kırıkkanat
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Ülkü Tamer

© 2004 Milliyet