Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 29 Ekim 2004 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Politik safsataların büyüttüğü umacılar


ORTALIĞA her gün biraz daha bolca dökülmeye başlayan vurgun, soygun, rüşvet, şike, mafya, bürokrasinin her kesimine doğru uzandığı anlaşılan örgütlü suç çeteleriyle; beklenmedik bela, çatışma ve kundaklamalara bakarak, sakın enseyi karatmayın.
20. yüzyıl boyunca "Türk'e Türk propagandaları"; tartışma dışı "resmi tarih"; "tabu"laştırılmış liderler; "dogmalaştırılmış" sloganlar; kişi hak ve özgürlüklerini baskı altına almış, ekonomik bir berraklığa geçit vermeyen faşist yasalarla, öz gerçekleri perdelenmiş bir Türkiye'nin; temeldeki yamuklukları nihayet alev alev fışkırarak dökülmeye başladı ekranlarla manşetlere.
Tıpkı görmezlikten gelinmiş çürük yapılardaki çürüklük oranının; zorlu bir depremle yaşanan facialardan sonra ortaya çıkması gibi...
***
Yaşanan güncel olaylara, taze bir fotoğraf karesi gibi bakılıyor; oysa onlar, uzun bir filmin son karesi...
Örneğin Atatürk'ün kadınlara tanıdığı haklardan söz ederek, Atatürk sevgisini dalga dalga dalgalandıran ve "kadın haklarını" bugün de ön plana çıkarmaya çalışan örgüt temsilcilerinden; şimdiye dek kaç kişi Cumhuriyet bayramlarında, Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım'la, kız kardeşi Makbule Hanım'ın mezarlarını ziyarete gitti ki?
Salt politik görünüm ve propagandalarla her yıl tekrarlanan son kareler... Ve kimsenin, taşlarında bile neler yazdığını pek bilmediği Zübeyde Hanım'la, Makbule Hanım'ın mezarları. Uzun bir filmin unutulmuş kahramanları...
***
2. Dünya Savaşı'nın bitiminde yeni bir dünya düzeninin çizildiği Potsdam anlaşmalarından sonra, Ankara neden Washington'a doğru dümen kırdı ki?
Ve ABD'nin yeni dostuna karşı ilk başlattığı eylem, neden 1947'deki "Karayolları seferberliği" oldu ki?
Bugün İstanbul bir taşra yağmasına uğramış ve pıtıraklaşmış bir gecekondu umacısıyla durmadan burun buruna gelmeye başlamışsa; bunun nedeni, "demagoglar saltanatı"na göre biçimlenmiş oligarşik bir yapının, tüm yetkileri kendi egemenliğinde tutup; hiçbir sorumluluğu üstlenmemesidir.
***
Sorun şudur:
- Karayolları seferberliğiyle birlikte, taşra neden yağmalama sürecine girdi İstanbul'u?
Çünkü efendim Hazine arazilerinin kadastrosu yoktu ve o arazileri kendi çıkarları açısından en başta yağmalayan ve yağmalatanlar; iktidarı şu veya bu yoldan, ele geçirmiş olan politikacılardı.
***
Taşra insanlarının ve özellikle de köylülerin, kendi yörelerinde çağdaş olanaklara kavuşturulması; sadece vaat olarak, demagojik söylemlerde kalıyordu...
Onlar da, geçinmek için değil; gizli bir umutla, yapacakları bir gecekonduyu, bir yap - satçıyla paylaşarak, bir anda zengin olmak için akıyorlardı İstanbul'a...
Çünkü böyle bir zenginliğin örneklerini bol bol görüyorlardı kendi dünyalarında.
Yarım yüzyıldan bu yana eski gecekonduların, bugün dönüşmüş oldukları tablolara bir bakın...
***
İri kıyım bürokratlar, karşılaştıkları her türlü toplumsal tümör büyümesinin; ne tarihsel nedenleriyle, ne geleceğe dönük çözümleriyle ilgilenmeye alışıktırlar. Sadece "Benden atlasın da, nerede patlarsa patlasın" eyyamcılığının dürtüsüyle "durumu idare etmeye" ve her türlü sorumluluktan kaçınmaya alışıktırlar. Odaklandıkları tek hedef de malumdur; yüksek bir emeklilik maaşı...
***
Mesleksizlikle, piyasası olmayan diplomalar için, tek geçim kapısıdır Hazine...
O yüzden de "önce vatan" ve "devletin güvenliği" klişeleri; "önce meslek" ve "halk yığınlarının güvenliği" doğrultusundaki ekonomik ve hukuksal bir toplum platformu anlayışının önüne geçmiştir.
***
1939'da İsmet Paşa'nın ilk Başbakanı Dr. Refik Saydam, ilk verdiği demeçlerden birinde şöyle diyordu:
- Her işimiz A'dan Z'ye bozuktur...
Ondan sonra gelenler ise, daha değişik bir vurgulamayla:
- Bir enkaz devraldık, demeye başladılar...
Buna rağmen üstü örtülü ekonomik bataklıklardan üreyip duran vızıltılı toplum olaylarına, nedense bir "asayiş sorunu" olarak bakmak yeğlendi hep...
***
Biten koskoca bir yüz yıl boyunca ekilmiş olan saçmasapan tohumlardan ötürü ortaya çıkmaya başlayan devedikenleri, sıkmasın canınızı...
Saydamlaşma süreci derler buna...
20 - 25 yıllık bir çalkantıdan geçilse de; 21. yüzyıl, yine sonuna dek ıskalatılmayacak Türkiye'ye...
Enseyi karartmayın. İçi boş hamasi bir romantizmden; çok daha yapıcıdır, tuzlu biberli bir realizm. Bayramınız da kutlu olsun...

c.altan@prizma.net.tr








Taha AKYOL
Cumhuriyet ve değişim
KOMPLO teorileri sosyal bilimleri nasıl katle...
Çetin ALTAN
Politik safsataların büyüttüğü umacılar
ORTALIĞA her gün biraz daha bolca dökülmeye b...
Melih AŞIK
Yaşasın Cumhuriyet
Gölköy adında bir yer varmış Gelibolu'da Tele...
Fikret BİLA
KKTC'de seçime doğru
KKTC'de hükümet sorunu sürüyor. Derviş Eroğlu...
Hasan CEMAL
29 Ekim: En büyük bayram!
Cumhuriyet Bayramı, en büyük bayram, birtakım...
Güneri CIVAOĞLU
Çağın şafağında
Türkiye Cumhuriyet Bayramı ile AB Anayasası i...
Abbas GÜÇLÜ
Öğrenciler işte bu yüzden sıfır alıyor
Müdür yardımcılığı için yapılan sınavda, öğre...
Hurşit GÜNEŞ
Dış ticaret dengesi düzeliyor mu?
Yıl sonunda cari işlemler açığının 12 milyar ...
Sami KOHEN
Dış politikada Cumhuriyet kriterleri
BUGÜN kuruluşunun 81. yıldönümünü kutladığımı...
Mehmet Y. YILMAZ
Farkı yaratan cumhuriyetin ilanıydı!
Geçenlerde İran'a kısa bir gezi yapıp dönen b...
Faik ÖZTRAK
IMF ile müzakerelere ara vermenin riski
Yeni stand - by düzenlemesiyle ilgili Türkiye...
Hasan PULUR
Cumhuriyet ve Sevr paranoyası...
BUGÜN Cumhuriyet Bayramı...
Derya SAZAK
Atatürk ve Cumhuriyet
Türkiye Cumhuriyeti, kuruluşunun 81. yıldönüm...
Meral TAMER
Kotler'den gerilla tipi pazarlama
Diyelim ki siz her gün işiniz gereği kentin e...
Ece TEMELKURAN
Hayat Okulu mu Kitap Okulu mu?
İhtiyarlar, hatta orta yaşını yeni aştığı içi...
Yaman TÖRÜNER
Kalpazanlara gün doğdu
Yeni Lira dünyanın en kolay taklit edilebilec...
Güngör URAS
Çankaya
Bugünün önemini unutmayınız. Hiç olmazsa bugü...
M. Ali BİRAND
Pendik olaylarının gerçek sorumluları
Pendik Aydos mevkiindeki Ertuğrul Gazi mahall...

© 2004 Milliyet