|
KKTC'de seçime doğru
KKTC'de hükümet sorunu sürüyor. Derviş Eroğlu'nun girişimleri sonuç vermedi. Öyle görünüyor ki, KKTC bir erken seçime doğru gidiyor.
Bu durum seçimin mevcut hükümetle yapılacağını gösteriyor. Yenisi kurulamadığı için görevde kalacak olan mevcut hükümet erken seçime iktidarda gidecek.
Başbakan Mehmet Ali Talat ve yardımcısı Serdar Denktaş'ın istediği de belki buydu...
Tabii erken seçimin hükümet kurulmasını kolaylaştıracak bir parlamento aritmetiği çıkarıp çıkarmayacağı da belli değil.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, bütün partilerin bir araya gelerek bir seçim hükümeti oluşturmalarını önermişti ama bu öneri partilerce benimsenmedi.
Bir diğer öneri ise başkanlık sistemine geçilmesiydi. Cumhurbaşkanı Denktaş'ın desteklediği bu öneri de kabul görmedi. Başlangıçta Başbakan Mehmet Ali Talat'ın bu formüle sıcak baktığı yansımış olsa da daha sonra öneriye mesafeli durdu.
Cumhurbaşkanlığı'na yeniden aday olmayacağını açıklayan Rauf Denktaş, başkanlık sistemine geçilirse aday olur mu? Denktaş'ın bu halde de aday olmayacağı bu konuda liderlere güvence verdiği de biliniyor. Buna rağmen Talat'ın başkanlık sistemi için Anayasa değişikliğine sıcak bakmadığı bildiriliyor.
Annan planı için yapılan referandumda Mehmet Ali Talat'ın yakaladığı rüzgar bugün aynı kuvvette esmiyor. Talat da bunun farkında. Nitekim, AB'nin verdiği sözleri tutmamasını Başbakan Talat da eleştirmeye başladı. Annan Planı'na "evet" denilme için yapılan kampanyaları destekleyen AB, referandumdan sonra da KKTC'ye önemli sözler vermişti. Ancak bu sözlerin hiçbiri yerine getirilmedi. Ambargonun kaldırılmasıyla ticaretin serbestleştirilmesi, limanların ve havaalanlarının açılması, 259 milyon euroluk yardım; özetle KKTC'ye uygulanan tecridin son bulması gibi...
Şimdi Başbakan Talat gibi Kıbrıslı Türk de kendini aldatılmış, kandırılmış hissediyor. Ancak AB oralı değil. Güney Kıbrıs'ı "hayır" oyuna rağmen AB'ye aldı ve Türkiye ile KKTC karşısında Yunanistan'ın yanında ikinci "veto" tehdidi haline getirdi.
Şimdi Güney Kıbrıs, Yunanistan'a da gerek kalmadan doğrudan Türkiye'ye karşı bu kozunu kullanıyor. Ankara, 17 Aralık'ta tarih almak istiyorsa önce Güney Kıbrıs'ı tanımalıdır, diyor.
Bu süreçte Güney Kıbrıs'ın hedeflerinden biri kuşku yok ki, Kıbrıs Türklerinin, Rum yönetimi altına girmeyi kabul etmeleridir. Eşit egemenlik, eşit kurucu devlet konumunu terk etmeleridir. Türk askerinin adadan çekilmesidir. Bu taleplerle Türkiye'yi sıkıştırmaya çalışan Güney Kıbrıs bu olanağı ve gücü AB vermiştir.
Bu aşamadan sonra sözlerini tutmayan AB'ye karşı, Başbakan Mehmet Ali Talat'ın Başbakanı olduğu devleti daha güçlü bir biçimde savunması gerekir. Bugün, AB'nin sözlerini tutmayışından yakınan Talat'ın, KKTC'nin varlığını, Kıbrıs Türk'ünün eşit egemenlik talebini güçlendirmesi, sahip çıkması, Türkiye'ye ve Kıbrıs Türk'üne yapılan şantajı kabul etmediğini vurgulaması gerekir.
Sadece iç politika kaygıları ve AB korkusuyla politika yapılması yeni olumsuzluklar doğuracak, Rum yönetimi ve Yunanistan'ın elini güçlendirecektir.
KKTC'deki tüm partilerin bu gerçeğin farkında olarak hareket etmeleri gereklidir.
fbila@milliyet.com.tr
|
|