Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 29 Ekim 2004 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
29 Ekim: En büyük bayram!


Cumhuriyet Bayramı, en büyük bayram, birtakım klişe ve sloganların her yıl 29 Ekim'de tekrarlanması mı? Birtakım kalıplaşmış, donmuş düşüncelerden mi ibaret 29 Ekim'ler?
Hayır, 29 Ekim bir süreç.
Devrimci bir süreç üstelik.
Kökleri Osmanlı dönemine giden bu reformcu süreçte 29 Ekim 1923 büyük bir sıçramanın tarihi. Cumhuriyet'in ilanıyla geçen yüzyılın belki de en iddialı uygarlık projesi için Atatürk ve dava arkadaşları tarafından düğmeye basılıyor.
Ama her şey bununla bitmiyor.
Bu sadece bir başlangıç.
Tarihin sonu gelmiyor 29 Ekim'de.
Atatürk'ün muasır medeniyeti, bugünkü deyişle çağdaş uygarlık hedefi 1940'larda da devam ediyor. Türkiye'nin yüzünü Doğu'dan Batı'ya çeviren en önemli ilmiklerden biri, 1945'te çok partili demokrasiye geçişle ve 1950'de ilk kez halk oyuyla iktidar değişimi yaşanarak atılıyor.
1945, 1950 önemli dönemeçler.
Ama bunlar da son değil.
Ara duraklar...
24 Ocak'la startı verilen, 1980'lerden itibaren Turgut Özal'la yolu özellikle açılan ekonomik liberalleşme, yani pazar ekonomisi düzeni de bir başka kritik eşik.
Dinle devlet işlerini ayıran laiklik nasıl ki demokrasinin manevi altyapısı sayılırsa, ekonomideki özgürleşme hareketi de demokrasinin 'maddi altyapısı'nı oluşturur.
Zincirin bir halkası daha var:
Avrupa Birliği projesi...
AB projesi de, Atatürk'ün yüzü Batı'ya dönük uygarlaşma projesinin, yani çağdaş uygarlık hedefinin devamıdır. Türkiye'nin tarihsel modernleşme yürüyüşü bugün AB ile radikal bir nitelik kazanmış durumda.
Ve bu çerçevede özellikle son iki yıldır AKP hükümetinin, CHP'nin de TBMM'deki desteğiyle atmış olduğu adımlar, sessiz devrim deyişini hak ediyor.
1923'ten bu yana çekilen çizgi elbette düz bir çizgi değil. İnişli çıkışlı, sancılı bir süreçtir, seksenbir yıldır yaşanan. Aşırılıkları, yanlışları olan bir süreçtir. Ama değişimdir, bütün bu yıllara damgasını vuran.
Bir başka deyişle:
Laik Cumhuriyet'in bağrında demokrasinin sancılı doğuşudur 81 yıldır yaşanan. Evrensel insan haklarıyla hukuk devletinin çağdaş normlarının bu topraklarda da toplum ve devlet yaşamına nüfuz etmeye başlamasıdır.
İşte bu süreçte, bugün geldiğimiz noktada artık ezberler bozuluyor. Beyinler birtakım sloganların, kalıplaşmış düşüncelerin emrinden çıkıyor. Klasik klişeler kırılıyor.
Gayet doğal bütün bunlar.
Artık 21. yüzyıldayız.
Dünyaya ve hayata 1900'lerin pencerelerinden bakamayız. Ulus - devlet yine var ama değişiyor, bazı açılardan da aşılıyor. Ulusal egemenlik yine var ama değişiyor, bazı açılardan da aşılıyor.
Demokrasiyle, insan hakları ve hukukun üstünlüğüyle ilgili bazı normlar evrensel nitelik kazanıyor, ulusal devletleri bağlıyor.
Ekonomide tek tek devletleri aşan, uluslarüstü ilke ve kurallar var, uyulması gereken... Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi var, karar verdiğinde uyulması gereken...
Hiçbir şey eskisi gibi değil.
Bu açılardan o kadar çok şey var ki değişen, şimdi hepsini tek tek saymak bu köşenin sınırlarını aşar. Ancak, AB ile birlikte yaşadığımız değişim süreci son zamanlarda bazı kafaları karıştıran, hatta darmadağın eden bir ivme kazanmaya başladı.
Canınızı sıkmayın.
Değişim kolay değil.
Atatürk'e kulak verin:
"Ben, manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır. Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü zorluklar karşısında, belki gayelere tamamen eremediğimizi, akıl ve ilmi rehber edindiğimizi tasdik edeceklerdir.
Zaman süratle ilerliyor.
Milletlerin, toplumların, kişilerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişimini inkar etmektir. "(Atatürk'ün Görüş ve Direktifleri, Birinci Kitap, Genelkurmay Başkanlığı Yayını, Ankara 1984, s. 289)
Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun.

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Cumhuriyet ve değişim
KOMPLO teorileri sosyal bilimleri nasıl katle...
Çetin ALTAN
Politik safsataların büyüttüğü umacılar
ORTALIĞA her gün biraz daha bolca dökülmeye b...
Melih AŞIK
Yaşasın Cumhuriyet
Gölköy adında bir yer varmış Gelibolu'da Tele...
Fikret BİLA
KKTC'de seçime doğru
KKTC'de hükümet sorunu sürüyor. Derviş Eroğlu...
Hasan CEMAL
29 Ekim: En büyük bayram!
Cumhuriyet Bayramı, en büyük bayram, birtakım...
Güneri CIVAOĞLU
Çağın şafağında
Türkiye Cumhuriyet Bayramı ile AB Anayasası i...
Abbas GÜÇLÜ
Öğrenciler işte bu yüzden sıfır alıyor
Müdür yardımcılığı için yapılan sınavda, öğre...
Hurşit GÜNEŞ
Dış ticaret dengesi düzeliyor mu?
Yıl sonunda cari işlemler açığının 12 milyar ...
Sami KOHEN
Dış politikada Cumhuriyet kriterleri
BUGÜN kuruluşunun 81. yıldönümünü kutladığımı...
Mehmet Y. YILMAZ
Farkı yaratan cumhuriyetin ilanıydı!
Geçenlerde İran'a kısa bir gezi yapıp dönen b...
Faik ÖZTRAK
IMF ile müzakerelere ara vermenin riski
Yeni stand - by düzenlemesiyle ilgili Türkiye...
Hasan PULUR
Cumhuriyet ve Sevr paranoyası...
BUGÜN Cumhuriyet Bayramı...
Derya SAZAK
Atatürk ve Cumhuriyet
Türkiye Cumhuriyeti, kuruluşunun 81. yıldönüm...
Meral TAMER
Kotler'den gerilla tipi pazarlama
Diyelim ki siz her gün işiniz gereği kentin e...
Ece TEMELKURAN
Hayat Okulu mu Kitap Okulu mu?
İhtiyarlar, hatta orta yaşını yeni aştığı içi...
Yaman TÖRÜNER
Kalpazanlara gün doğdu
Yeni Lira dünyanın en kolay taklit edilebilec...
Güngör URAS
Çankaya
Bugünün önemini unutmayınız. Hiç olmazsa bugü...
M. Ali BİRAND
Pendik olaylarının gerçek sorumluları
Pendik Aydos mevkiindeki Ertuğrul Gazi mahall...

© 2004 Milliyet