|
Dış politikada Cumhuriyet kriterleri
BUGÜN kuruluşunun 81. yıldönümünü kutladığımız Cumhuriyet döneminin dış politikasını bu köşenin dar çerçevesi içinde etraflıca değerlendirmek olanaksız. Ama uygulamadaki başarıları veya aksamalarıyla, Türk dış politikasına toplu bir bakıştan çıkarabileceğimiz sonuç, bu politikanın Cumhuriyet'in kuruluşuyla birlikte sağlam temellere oturtulduğu ve bu temel kriterlerin günümüze dek sürdürüldüğüdür.
Atatürk'ün Türkiye'nin yeniden yapılanması sürecinin başında, içteki "inkılaplar"la birlikte, dış "münasebetler" konusunda ortaya koyduğu ilkelerin ve hedeflerin, bunca yıl ve hala bugün geçerli olması, bu stratejinin doğruluğunu ortaya koyuyor.
***
ÜLKENİN ve dünyanın bugünkünden oldukça farklı şartları içinde Mustafa Kemal'in dış politikada belirlediği temel prensip ve kriterleri şöyle özetleyebiliriz:
"Yurtta sulh, cihanda sulh".
Bu sadece bir slogan değil, içerikli bir stratejinin ifadesidir. Atatürk modernleşen, hızla kalkınan bir Türkiye için ilk şartın, barış ve huzur ortamının yaratılması olduğu kanısıyla bu ilkeyi ortaya koymuştu. Bu düşünceyle, İstiklal Savaşı'nda karşı koyduğu "düşman" ülkelerle "barış" kurmak, hatta onlarla dostluk ve işbirliği anlaşmaları imzalamak için, hızla harekete geçmişti...
Bu politika Atatürk'ten sonra da devam etti. Türkiye İkinci Dünya Savaşı'nın dışında kalmayı başardı. Soğuk Savaş'ta ve sonrasında içte ve dışta barışı korumaya çalıştı. Bugün özellikle bölgemizdeki karışık ortamda bu strateji hala geçerlidir.
"Misakı Milli".
Cumhuriyet Türkiye'si, kendi ulusal sınırlarını ve egemenliğini korumanın dışında bir amaç gütmemiş, bazı eski topraklarından (örneğin Musul'dan) vazgeçmiştir. Atatürk, o dönemde kimilerine cazip görünen Pan - İslamist veya Pan - Türkist emellere hiç itibar etmemiş, Cumhuriyet Türkiye'sinin temel dış politikası buna göre yönlendirilmiştir. Bunu statükocu bir tutum olarak görenler olabilir, ama bu yön günümüze dek değişmemiştir.
"Real politik".
Atatürk'ün dış politikaya getirdiği anlayış - hele 1930'larda Avrupa'da hakim olan ideolojik akımlara karşılık - pragmatik bir yaklaşımdı. Nitekim Türk diplomasisi çeşitli dönemlerde gerçekçi, esnek ve akılcı bir yol izlemeyi yeğlemiştir.
"Çağdaşlaşma".
Atatürk'ün iç ve dış politikasında ("muasır medeniyet" adı altında) önde çıkan gelen hedef ve kriter budur. Onun döneminde ve sonrasında, bunun "Batılılaşma"dan ve "dünyaya açılma"dan geçtiği düşüncesi hep hakim olmuştur... Avrupa ile bütünleşmek için yarım yüzyıldır harcanan çabalar da, bu temel düşünceye ve vizyona dayanıyor...
***
TÜRKİYE çeşitli dönemlerde, çeşitli hükümetlerin yönetiminde - yöntem ve uygulamadaki bazı farklılıklara rağmen - bu kriterlerin çerçevesi içinde kalmaya özen göstermiştir.
Tabii ki, dış politikada her zaman arzulanan sonuç alınamamış, zaman zaman ciddi krizlerle karşılaşılmıştır. Halen de Türkiye Kıbrıs, Ege, Ermeni, Kürt, Irak gibi meselelerle uğraşmak zorunda.
Ancak zorluklara, hatalara, aksamalara rağmen, dış politikada 80 küsur yıl önce belirlenen kriterler, hedefler değişmemiştir. Bu da Cumhuriyet döneminde, Türk dış politikasının tutarlılığını ve sürekliliğini koruyabildiğini gösteriyor...
skohen@milliyet.com.tr
|
|