Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 29 Ekim 2004 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
IMF ile müzakerelere ara vermenin riski


Yeni stand - by düzenlemesiyle ilgili Türkiye ile Uluslararası Para Fonu arasındaki müzakerelere ikinci defa ara verildi. IMF heyeti Türkiye'den ayrılırken, hem Hazine hem de IMF Türkiye temsilcisi tarafından açıklamalar yapıldı.
Hazine Müsteşarlığı'nın açıklamasında birçok konuda IMF ile görüş birliğinin ana hatlarıyla sağlandığı belirtilirken bankacılık, sosyal güvenlik ve vergi idaresi alanlarında Türk tarafının çalışmalarının halen sürdüğü belirtiliyor. Bu konulardaki taslak düzenlemelerde belli bir aşamaya gelindiğinde Para Fonu heyetinin yeniden çağrılacağı açıklanıyor.
Aslında her üç düzenleme de uzunca bir süredir Türkiye'nin gündeminde. Taslak çalışmaların bile daha henüz tamamlanamamasını anlamak zor. Bu konularda daha saydam olmak gerekiyor. IMF ile uzlaşmaya varılamayan veya ekonomi bürokrasisinin kendi içinde bir türlü uzlaşamadığı konular nelerdir? Bu konuda Türk kamuoyu bilgilendirilmeli ve tepkileri alınmalıdır. Mevcut ekonomik yapıda eksik bilgilendirmeye bağlı spekülasyonların maliyeti yüksek olabiliyor.
Nitekim IMF'nin açıklamasında bu tür etkileri telafi edebilmek amacıyla heyetin bu tarihte Türkiye'den ayrılmasının önceden planlandığına dikkat çekiliyor. Müzakerelerde en önemli ilerlemenin TBMM'ye sunulan 2005 bütçesi üzerinde sağlandığının altı çiziliyor. Orta vadeli makroekonomik çerçeve ve para politikasında da önemli bir sorun kalmadığı anlaşılıyor. Önümüzdeki birkaç haftada hükümetin bu konularda etkili uygulamayı sağlayacak önerilerini kesinleştirmesi bekleniyor. Yapısal reform alanında ise yeni bankacılık yasası, vergi ve sosyal güvenlik konularında temel öncelikler ve gidilecek yön konusunda uzlaşma sağlanmasına rağmen detayların geliştirilmesine ihtiyaç olduğu belirtiliyor. Heyetin bu çalışma tamamlandıktan sonra yeniden geleceği açıklanıyor.
Bu açıklamalara bakıldığında sosyal güvenlik, vergi ve yeni bankacılık kanunlarında detayların henüz belirlenmediği ve heyetlerin bu detayların belirlenmesine kadar müzakerelere ara verdiği sonucu çıkabilir.
Ancak daha öncede söylediğim gibi bu konular uzunca bir süredir ekonomi bürokrasisinin gündeminde. Bu nedenle bazı detaylarda IMF ile veya kendi içimizde uzlaşma sağlanamadığı için IMF'nin taleplerini masaya bırakıp, bunlar olana kadar gelmeyi düşünmediğini söyleyerek gitmesi daha güçlü bir olasılık.
Bir diğer ihtimal ise bu konularda bir şekilde uzlaşma sağlamanın mümkün olmasına rağmen, hem hükümetin hem de IMF'nin üç yıllık programın dozunu da ayarlamak için 17 Aralık'ta açıklanacak AB konseyinin Türkiye'yle ilgili müzakere kararını beklemeyi tercih etmeleridir. Bana bu son şık daha akla yakın geliyor.
17 Aralık'ta sorunsuz bir müzakerelere başlama kararı çıkması hükümetin IMF ile pazarlık gücünü önemli ölçüde artırır. Bu aslında IMF'yi de rahatlatır. Çünkü Türkiye'nin uluslararası piyasalardan borçlanma imkanını güçlendirecek bu durum IMF'nin sağlayacağı kaynağa olan ihtiyacı düşürür. Bu IMF'nin Türkiye'den alacağını daha büyük bir hızla tahsil etmesine imkan verecektir.
Ancak bunun doğru strateji olduğu çok tartışmalı. Öncelikle 17 Aralık'a kadar AB'den gelecek mesajların oldukça dalgalı seyredeceği anlaşılıyor. Yine bu tarihe kadar belli olacak dış ticaret verilerinde ortaya çıkacak bozulmaların piyasaları tedirgin etmesi de güçlü bir olasılık. Diğer taraftan uluslararası petrol fiyatları yükseliş trendini koruyor. IMF ile mevcut stand - by düzenlemesi çerçevesinde öngörülen iki gözden geçirmenin de by - pass edilmesiyle hükümet bu dönemi çapasız geçmeye karar vererek önemli bir riski göze almış oluyor.
Aslında doğru olan, aynen daha önce ABD hibesinde olduğu gibi, 17 Aralık kararını hiç dikkate almadan yeterince güçlü bir programın, bu varsayımlara göre piyasayı ikna edecek seviyede bir IMF mali desteğini de içerecek şekilde bir an önce bağlanmasıdır. Bu 17 Aralık'ta AB Konseyi'nden çıkacak ve ekonomik aktörleri endişelendirecek bir kararın yaratacağı risklerin önemli ölçüde kontrol edilebilmesini sağlayacaktır. Bazen risk almak da gerekir. Ama devlette bunun ciddi bir hesaba dayanması önemlidir. Böyle bir dönüm noktasında IMF'nin gitmesine izin vermek yanlış olmuştur.
Cumhuriyet Bayramı'nız kutlu olsun.

foztrak@yahoo.com








Taha AKYOL
Cumhuriyet ve değişim
KOMPLO teorileri sosyal bilimleri nasıl katle...
Çetin ALTAN
Politik safsataların büyüttüğü umacılar
ORTALIĞA her gün biraz daha bolca dökülmeye b...
Melih AŞIK
Yaşasın Cumhuriyet
Gölköy adında bir yer varmış Gelibolu'da Tele...
Fikret BİLA
KKTC'de seçime doğru
KKTC'de hükümet sorunu sürüyor. Derviş Eroğlu...
Hasan CEMAL
29 Ekim: En büyük bayram!
Cumhuriyet Bayramı, en büyük bayram, birtakım...
Güneri CIVAOĞLU
Çağın şafağında
Türkiye Cumhuriyet Bayramı ile AB Anayasası i...
Abbas GÜÇLÜ
Öğrenciler işte bu yüzden sıfır alıyor
Müdür yardımcılığı için yapılan sınavda, öğre...
Hurşit GÜNEŞ
Dış ticaret dengesi düzeliyor mu?
Yıl sonunda cari işlemler açığının 12 milyar ...
Sami KOHEN
Dış politikada Cumhuriyet kriterleri
BUGÜN kuruluşunun 81. yıldönümünü kutladığımı...
Mehmet Y. YILMAZ
Farkı yaratan cumhuriyetin ilanıydı!
Geçenlerde İran'a kısa bir gezi yapıp dönen b...
Faik ÖZTRAK
IMF ile müzakerelere ara vermenin riski
Yeni stand - by düzenlemesiyle ilgili Türkiye...
Hasan PULUR
Cumhuriyet ve Sevr paranoyası...
BUGÜN Cumhuriyet Bayramı...
Derya SAZAK
Atatürk ve Cumhuriyet
Türkiye Cumhuriyeti, kuruluşunun 81. yıldönüm...
Meral TAMER
Kotler'den gerilla tipi pazarlama
Diyelim ki siz her gün işiniz gereği kentin e...
Ece TEMELKURAN
Hayat Okulu mu Kitap Okulu mu?
İhtiyarlar, hatta orta yaşını yeni aştığı içi...
Yaman TÖRÜNER
Kalpazanlara gün doğdu
Yeni Lira dünyanın en kolay taklit edilebilec...
Güngör URAS
Çankaya
Bugünün önemini unutmayınız. Hiç olmazsa bugü...
M. Ali BİRAND
Pendik olaylarının gerçek sorumluları
Pendik Aydos mevkiindeki Ertuğrul Gazi mahall...

© 2004 Milliyet