Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 03 Kasım 2004 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Küçükarmutlu'da Türk'ün bilimle imtihanı

İTÜ ile Küçükarmutlu halkı arasındaki arazi ihtilafı Türkiye'nin 'değerler sisteminin' kısa bir özeti gibi. Ve sonuçları dramatik de olsa Türkiye, Küçükarmutlu ile bir sınav verecek. Olay şu: İTÜ, Küçükarmutlu'daki arazisi üzerine teknopark inşa etmeyi planlıyor. Ancak üzerinde gecekondular var. Ve 'evimiz' dedikleri yerleri boşaltmak istemiyorlar. Peki durum bu kadar masum mu? Yoksa işin içinde Boğaz manzaralı arazinin gelecekteki rantı üstüne oynanan oyunlar mı var?.. Kavga ısınıyor. Ya üniversite kazanacak ya halk. Ya da bir başka deyişle, bu örnekte ya hukuk kazanacak ya da sokak. 'Hukuk devleti' falan diyoruz ama, sokaklar ve siyaset yıllardır başka bir şey söylüyor. Sokaklar ve siyaset genellikle yasaların gücünden başka şeylere inanıyor... Eğer saygı duyulacak bir güç söz konusuysa, sokakların inandığı güç başka...

ŞAZİYE KARLIKLI

Küçükarmutlu'da yine bildik bir arazi öyküsü var. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ), arazisindeki kaçak yapıların yıkılmasını istiyor. Buraya teknopark inşa etmeyi planlıyor. Yapılar boş değil, içlerinde insanlar yaşıyor. Ve 'evimiz' dedikleri yerleri boşaltmak konusunda direniyorlar. Peki durum bu kadar masum mu? Yoksa işin içinde İTÜ sahipliğindeki Boğaz manzaralı arazinin gelecekteki rantı üstüne oynanan oyunlar mı var?
Televizyon kameralarına haklı olduğuna inanan, hatta haklılığının tartışılabilir olmasını bile reddeden bir ifadeyle duruma kendince açıklık getiriyordu: "Bu arazi madem İTÜ'nünmüş, niye zamanında sahip çıkmamış?.."
İyi de İTÜ insan değil ki, silahını kuşansın, arazi mafyasının bir sağ ayağına bir sol ayağına şöyle bir iki 'sıksın.' Gece nöbete dursun, korumayı Sedat Peker'e, olmadı Alladdin Çakıcı'ya o da yetmedi 'Nuriş'e devretsin. 'İTÜ' dediğiniz bir üniversite olduğundan arazisine sahip çıkmak için mahkemeye başvurmuş...
İTÜ ile Küçükarmutlu halkı arasındaki arazi ihtilafı Türkiye'nin 'değerler sisteminin' kısa bir özeti gibi. Ve sonuçları dramatik de olsa Türkiye, Küçükarmutlu ile bir sınav verecek. Ya üniversite kazanacak ya halk. Ya da bir başka deyişle, bu örnekte ya hukuk kazanacak ya da sokak. Küçükarmutlu'da yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, İTÜ'nün mahkemeye başvurarak hak aramasını 'zamanında sahip çıkmamak' olarak değerlendiriyor. 'Zamanında sahip çıkmak'tan anladığı büyük olasılıkla güç kullanmak. Yani 'ben buraya geldiğimde kolumdan tut at' demek istiyor...
'Hukuk devleti' falan diyoruz ama, sokaklar ve siyaset yıllardır başka bir şey söylüyor. Sokaklar ve siyaset genellikle yasaların gücünden başka şeylere inanıyor... Eğer saygı duyulacak bir güç söz konusuysa, sokakların inandığı güç başka... Siyasetçiler ise sokaklardan, çoğunluktan aldığı gücün hukuka üstün olduğuna inanıyor. Aslında meseleye ihtilaf demek bile İTÜ'ye haksızlık gibi. Küçükarmutlu 1962 yılından beri İTÜ'nün malı... Kaçak yapılaşmanın başlaması ile birlikte de İTÜ hakkını araması gereken yerde aramış... Ama sonuç ortada.

Devrimci mahalle
Küçükarmutlu İstanbul'da 'yokuşundan en lüks otomobillerin indiği gecekondu semti' olarak tanınıyor. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nün bağlantı yolları, semti, İstanbul'un en lüks yerleşimlerinden Etiler'den bıçakla keser gibi ayırmış durumda. Manzara bakımından Küçükarmutlu daha iyi. Bazı noktalarından şahane bir Boğaz manzarasına sahip. İki semt arasında zengin - yoksul ilişkisi var. Küçükarmutlu'nun kadınları Etiler'deki evlere temizliğe gidiyor. Etiler'in kadın ve erkekleri de Boğaz'a inmek için kestirme yol olan Küçükarmutlu'yu kullanıyor.
Küçükarmutlu'ya önce arazi mafyası gelmiş, sözde satışlar yapmış... Çoğu yoksul olan insanlar gecekondu denilen yapıları kondurmuş. Sonraki seçim dönemlerinde kat çıkmışlar. Katları kiraya vermişler. Kiracılı ev sahipleri yoksulluktan yırtmışlar... Bu arada bölgeye ilk gelenler Rizeliler. Onlardan 'Lazlar' diye söz ediliyor. Arkalarından gelenler ise Sivaslılar ve Tokatlılar. Bölgeye kiracı olan yoksullar geldikçe 'sol ideoloji' gelişmek için zemin bulmuş. Çeşitli sol örgütler de bölgeyle işi biten arazi mafyasından Küçükarmutlu'yu devralmış. Arazi mafyası bu işe bozulmuş bozulmasına ama, sol örgütler onlara mahkeme kararı değil de başka bir 'şey' gösterdiklerinden 'tamamdır abi' demişler.

Şehir planlı gecekondu
Bu arada siyasetçiler de gün geçtikçe kalabalıklaşan yani oy deposu olan Küçükarmutlu'ya hizmette kusur etmemişler. Buraya yol, su, elektrik, telefon, otobüs tahsis edilmiş. Cami de hizmete girmiş. Cem evi de. Sol örgütler 1990'lı yıllarda burada ideolojilerinin gerektirdiği bir düzen kurmuşlar. Daha yoksul olarak tanımlanan kiracılara, yani evi olmayanlara ne eksik ne fazla tam 120 metre karelik arsalar dağıtmışlar. Aralarındaki mühendislere bir şehir planı çıkartmışlar. Ve evlerin belirli bir plana göre yapılmasını sağlamışlar. Bütün bunları genç bir İTÜ mezunu mühendisten öğrendim. Kendisi bu şehir planlaması çalışmalarına katılmamış. Ama katılan arkadaşlarından çalışmaları öğrenmiş.

Küçük Sevcan ve Teknokent
Küçükarmutlu daha sonra yakın tarihimizin en trajik olaylarına ev sahipliği etti. 'Ölüm oruçları'yla evlerden ölümün soğukluğu yayıldı. Halk 'oruçtakilere' sahip çıktı. Polis mahalleyi sardı. 'Hayata Dönüş' adını taşıyan operasyonlar yapıldı. Devlet 'ölmeyin' dedi ama operasyonlarda 'ölüm' oldu. Yedi yaşındaki Sevcan Yavuz'u hatırlayan var mı? Minik canını bu operasyonlar sırasında polis panzerinin altında yitirmişti. Etiler halkı tüm bu olaylar sırasında mahalleyi kullanamadı. Çünkü; giriş - çıkış yasaklanmıştı. Yani lüks arabalar yokuştan inemedi.
Bu arada İTÜ, açtığı davalar sürerken, Teknokent projesini hazırladı. Bu arada Küçükarmutlu da Fatih Sultan Mehmet, Baltalimanı ve Reşitpaşa mahalleleri serpildi, büyüdü, gelişti. Bu mahalleler İTÜ'nün 1 milyon 317 bin metrekarelik arazisine yayılmış durumda. Küçükarmutlu'da arazi sahibi olan sadece İTÜ değil, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin, Kızılay'ın, vakıfların da arazisi var.

Tülün'ün 'siyasi' önerisi
İTÜ'nün yıllar süren davaları sonuçlandı. Elinde mahkeme kararıyla kendi arazisine 'konuşlanan' tam 3 bin civarındaki kaçak yapının tahliyesini istedi. İş bu noktaya gelince, Armutlu halkı 'isyan bayrağını' açtı. Toplu yürüyüşe geçtiler... Yürüyüşün bittiği yer Sarıyer Belediyesi'ydi. Başkan Yusuf Tülün, Küçükarmutlu halkına hak verdi. İTÜ'nün projesinin 'uygulanamaz' olduğunu söyledi. Kendinden öncekilere çok kızdı. "Buradaki durum, bugüne kadar devleti yöneten herkesin ortak eseridir" dedi. Halka hiç kızmadı. Arazi mafyasının adını ağzına almadı.
Aslında bu tip mafyanın en çok sevdiği bir ilçenin belediye başkanıydı. Sorunu çözümsüz bırakmadı. Bir de çözüm önerdi; "Bu insanları buradan kaldırıp bir yere götürmek imkânsız Tapusuz alanı, imara uygun hale getirmek şartıyla yapı sahibine satalım." İTÜ'ye ise "git Milli Emlak ile anlaş sana başka bir arazi göstersin" dedi.

Sayısal vurmuş gibi...
Yusuf Tülün 50 bin nüfuslu bir oy deposunun gitmesini istemeyebilir. Tümüyle insani nedenlerle de böyle davranmış da olabilir. Dile kolay 50 bin kişinin 'sokağa atılması' ciddi bir insani sorun. Daha bir benzeri yakınlarda Alibeyköy'de yaşandı. İnsanlar kendilerine yer gösterilmesine rağmen evlerini boşaltmak istemedi. Küçükarmutlular da 'alın size şu konutlarda yer verelim' çözümünün yanına bile yaklaşmak istemeyebilirler. Neden mi? Başta da belirttiğimiz gibi burası İstanbul'un en güzel manzarasına sahip. Biliyorlar ki, İTÜ'ye başka bir yer gösterilip de Küçükarmutlu'da da sadece yapı değil aynı zamanda arsa sahibi de olurlarsa 'sayısal vurmuş' gibi olacaklar.
Şu anda gecekondu olan yapılar müteahhitlere satılacak ve yerlerinde milyon dolarlık lüks konutlar yükselecek... Müteahhitler bekliyor. 'Son tahlilde' rantın kaybedilmemesi durumu da 'mevzu bahis.'
Gelelim İTÜ'nün Teknokent Projesi'ne. Bu projenin amacı şöyle sıralanıyor: "İleri teknoloji ile uğraşan şirket sayısını artırmak. Bu konuda yeni şirketlerin doğmasına katkıda bulunmak. İleri teknoloji ile uğraşan şirketlere üniversite içerisinde araştırma ortamı yaratmak..."
Bir yanda arazi rantı, öte yanda insani dramlar, diğer yanda ise bilim üretimi. İşte Türkiye'nin bir 'değerler imtihanı.' Bilim mi üreteceğiz arazi mi? Küçükarmutlu halkını 'bilim mi kurtaracak' yoksa müteahhitler mi? Bunların yanıtını almak için fazla beklemeyeceğiz...

BUSINESS
 'Erkek adam ağlamaz' deyip ellerini kremliyorlar
 Editörden
 İran'a göğüssüz, Araplar'a kafasız manken satıyor
 'Etikle niye uğraşıyorsun? Başka işin mi yok!'
 'Biz butik merkeziz, herkes gelmesin'
 Üç trend dönemi: Uzay çağı eksenli yaşam, lüks ve yavaşlama
 Kafkas arısının kıymetini bilirsek balımız bol olacak
 Mimaride etik, iş etiği tartışmasında öne çıkan en önemli konudur
 Unakıtan - Babacan gerilimi artıyor
 Eurobondlarda kazanç nasıl tespit edilecek?
 'Başımıza bela olur' dediler ama o iddialı bir marka oldu
 Morglu, 25 ambulanslı 'bitki hastanesi' kurdu
 Açıklar büyük Kerry daha 'gerçekçi'
 Kubbeler
 Sanal alemin Marko Paşa'sı
 Modacılar Bush ve Kerry'den daha heyecanlı





© 2004 Milliyet