Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 03 Kasım 2004 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Neşe ve gurur doluyum

Sevgili Mine, hazırladığımız kitabı vitrinlerde bitmiş haliyle görünce neler düşündüğümü anlatmadan edemeyeceğim...

DONATELLA PİATTİ


Carissima Mine! Kitabımız çıktı. Beyoğlu'nda Daniel'in bir yaz pazarı çektiği fotoğraflarla süslü kitabı raflarda, vitrinlerde bitmiş haliyle görmek ne heyecan verici!
Kitabın kapağındaki, gülerek baktığımız, çerçeve içindeki resmi gören, o günün ne kadar eziyetli bir gün olduğunu tahmin edemez. Hatta ben de fotoğrafta bizi böyle keyifli keyifli gülerek gördüğümde senin profesyonel fotoğrafçı Daniel'in güneşin altında ümitsiz bir şekilde "Doğru durmayı bilmiyorsunuz... Sıcaktan şikayet etmeyi bırakın artık... Bu kadar çok su içilir mi? Sonra sürekli tuvalete gitmek istiyorsunuz. Bıktıııım" diyerek bizi hazırladığını ve kızdığını unutuyorum... Bıyıkaltından bildiğimiz bütün dillerde ona küfür ettiğimizi de... Her şeyi unuttum ve şimdi kitabımızı karıştırırken neşeyle ve gururla doluyorum. "Ben ve Mine Kırıkkanat aynı kitaptayız. İnanılmaz!" diye içimden mırıldanıp duruyorum!
Biliyor musun Mine'ciğim, esasında senin de disiplin, organizasyon ve programlılık konularında despot kocandan aşağı kalır yanın yok! Ve bir kere daha rollerin nasıl da değişime uğradığını düşündüğümde gülesim geliyor.
Sen disiplinli, Avrupalı bir profesyonel gibi davranan, ihraç edilmiş bir Türksün; ben tasasız, neşeli, profesyonel davranan, ithal edilmiş bir Avrupalı ağustosböceğiyim! Yani Mine, dergilerden ve televizyonlardan gelen sonsuz röportaj tekliflerini yılmadan kabul ederek beni yorgunluktan mahvettiğinin farkında mısın acaba?
Bana elindeki, ertesi gün için uzun randevu listesini uzatırken, tatlı ama kararlı ses tonunla "Donatella'cığım, sakın geç kalma" diyordun ve ben de "tamam" diyordum. Ama arkadaşım, bu şehirde randevulara zamanında yetişmek için en az iki sefer köprüden geçerek ulaşmaya çalışmanın ne kadar zor, ne büyük bir işkence olduğunu nasıl anlatabilirim ki sana? Sen metro ağı ile örülü ve rahat otobüslere sahip, Avrupa'da yaşayan insanlara ait mantıktan hareketle benim de taksileri kullanmaktan vazgeçmemi, otobüs, metro, vapur gibi toplu taşıma araçlarını kullanmamı öğütlüyorsun ama ben sana bu şehirde denizlerle çevrili olmasına rağmen her yerde iskele olmadığını nasıl anlatacağım? Ve lütfen, Üsküdar'a geçip oradan püfür püfür motorla geçmenin ne kadar romantik olduğunu söylemekten vazgeçer misin? O "romantik güzergah"ın, gideceğim yere bir gün gecikmeme neden olduğunu ve saçlarımı bir cadınınkine çevirdiğini biliyor musun? Ve bir de "pembe gettom" Suadiye'de oturma konusunda ısrar etmemin ne kadar gereksiz olduğunu ve senin gibi "otantik" Cihangir'de oturabileceğimi tekrarlamaktan ne zaman vazgeçersin? Ben Kadıköylüyüm ve buradan kıpırdamaya hiç niyetim yok!
Ben şimdi seninle yaşadığımız bu olağanüstü tecrübe sonrası dinlenmek için İtalya'ya kaçacağım! Biliyor musun, Marco beni çok hoş bir yere götürecek: Kestane Bayramı'nın kutlandığı şirin, küçücük, sakin bir kasabada... Sonra anlatırım!
Bu arada ilgini çeken likörlü kestane tarifini ekliyorum! Ciao Parisli arkadaşım... Seni çok seviyorum!

Likörlü kestane

Malzemeler:
  • 1,5 kg. kestane
  • 500 gr. şeker
  • 1 bardak su
  • 1 lt. alkol (90 derece)
  • 1 bardak konyak.


  • Yapılışı:
    Kestaneleri haşlayıp soyun ve 170 derecelik fırında kurutun. Kısık ateşte suda karıştırarak şekeri eritin. Ardından şurubu soğutun ve kavanozlara koyduğunuz kestanelerin üzerine şurubu, konyak da ekleyerek dökün. Bir hafta kadar beklettikten sonra alkolle üzerini örtün. Kavanozları kapatın ve serin, karanlık bir yerde muhafaza edin. İki ay sonra tüketilmeye hazır bir kıvama gelecektir...

    donatellapiatti@hotmail.com

    CUMARTESİ
    "Takılarımı Nicole Kidman'ın üzerinde görmeyi çok isterim"
    "Düşük bel birkaç mevsim daha sürecek"
    "4 saatin altına ineceğim"
    "Bidoncu diye alay ediyorlar"
    İngilizlerin gözü onda
    Altı 'süper' kahraman altı yeni oyuncu
    Bir alışveriş, bir "şiş"
    Kıştan bir hafta daha çalacağız
    ALTI NOKTA KÖRLER VAKFI
    Sınırlar
    Takıp takıştırmadan sokağa çıkmayın...





    DONATELLA PİATTİ
    Sarıkız'ın Anıları
    Tuba Akyol
    İlhan Uçkan

    © 2004 Milliyet