Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 03 Kasım 2004 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Hikmet Çetin olayı

Afganistan'ı inşa eden NATO'nun bu ülkedeki siyasi patronu Hikmet Çetin'in olağanüstü etkisine yerinde tanık olduk. Devlet Başkanı Karzai, Çetin'e, "My brother Hikmet Abi" diye hitap ediyor

Kadri Gürsel - Kâbil


Kâbil'de, Başkanlık Sarayı'nın kabul salonunda önce bir telaş yaşandı, hemen ardından içeri hızlı adımlarla Devlet Başkanı Hamid Karzai girdi. Onu birkaç metre geriden NATO Avrupa Müttefik Kuvvetler Başkomutanı, General James Jones ve NATO'nun Afganistan'daki Yüksek Sivil Temsilcisi Hikmet Çetin takip etti. Görüşmeden çıkmışlardı.
Geçen cumartesi Afganistan'da en çok merak edilen konu, Kâbil'de Taliban'dan kopan bir grupçuk tarafından kaçırıldıkları sanılan BM seçim görevlilerinin akıbetiydi ve gazeteciler de Karzai'ye bu konuyu sordular. Karzai de özetle bunun, yüksek katılım oranı ile sakin bir atmosferde yapılan devlet başkanlığı seçimleri karşısında "davayı kaybetmekte olduklarını anlayanların feci bir çaresizlik eylemi olduğunu" söyledi. Sonra, General Jones'un elini sıktı ve Afgan halkına yaptıkları yardımlar nedeniyle NATO'ya teşekkür etti. Sıra Hikmet Çetin'le vedalaşmaya geldiğinde ise, "My brother" (kardeşim) dedi Karzai ve ardından onu kucakladı.

Herkesi şaşırtan hitap
General Jones'un Afganistan'da NATO komutasındaki Uluslararası Güvenlik Destek Gücü (ISAF) birliklerini denetlemek için yanına bir grup gazeteci ve işadamını alarak yaptığı bir buçuk günlük gezi çerçevesinde düzenlenen bu görüşmeye katılanlardan duyduğumuza göre, toplantı sırasında Karzai, Hikmet Çetin'den, "My brother Hikmet Abi" diye söz etmişti. Yarı İngilizce, yarı Türkçe... Herkes birbirine bakmış "Ne diyor" diye... Bu ilk değilmiş üstelik... Daha önce yine yabancı bir heyetle beraberken yanındaki Hikmet Çetin'e, "Hikmet Abi" diye hitap edince, nedenini soranlara, "Türkiye'ye gittim, gördüm ki, ona herkes 'Hikmet Abi' diyor" diye cevap vermiş. Karzai NATO zirvesi için haziranda İstanbul'a gelmişti. O zaman görmüş.
İşte böyle... "Fısıltı" değil. Hem yerinde tanık olduk, hem de tanıklarından dinledik. Afganistan'da kalış süresinin şubattan itibaren bir altı ay daha uzatılması beklenen Hikmet Çetin'in şahsında Türkiye'nin bu ülkedeki başarısının sembolü bu, "My brother Hikmet Abi"...

'Bu ülkeyi seviyorum'
Yeni Afganistan'ın inşasında kilit rolü ISAF üstleniyor. ISAF, NATO'nun komutasında. NATO'nun Afganistan'daki politik patronu ise Hikmet Çetin. Bu kadar önemli bir iş yapıyor orada.
Hikmet Çetin, Karzai ile arasındaki ilişkiyi anlatıyor:
"Beni sadece NATO Temsilcisi değil bir arkadaş olarak da görüyor. Bu ülkeyi seviyorum ben. İnsanlarını sevdiğimi de biliyor. Bu dünyada Türklere bu kadar yakınlık ve sempati duyan başka bir ülke görmedim. Taliban döneminde bile dokunulmayan, tahrip edilmeyen tek büyükelçilik Türk büyükelçiliğidir. Karzai ile aramızda her şeyi konuşabildiğimiz bir yakınlık var. Yardımcı olmaya çalışıyorum. Aklımda olanları siyasi ve diğer anlamda, rahatlıkla söyleyebiliyorum."

'AFGANİSTAN İYİYE GİDİYOR'

ISAF karargâhı olarak kullanılan, savaşlardan her nasılsa sağlam çıkmış, sarı renkli, iki katlı, konak irisi, elden geçirilmiş eski binanın iki küçük odası, Hikmet Çetin'in Kâbil'deki bürosu. Mütevazı çalışma odasında Hikmet Çetin'in bize çizdiği Afganistan panoraması şu parçalardan oluşuyor:

TALİBAN HEMEN BİTMEZ
"Taliban olayı uzun sürecek bir olay. Ortadan kalkması için birçok şeye ihtiyaç var. Bir kere, Pakistan'ın kesin desteği olmadan Taliban olayı bitmez. Çünkü sınırın öte yanında 20 milyon Peştun var, bu yanında da 12 milyon Peştun var. Bu sınırı resmen kabul etmiş değiller. Pakistan'daki medreselerde insanlar bu ideolojiyle yetiştiriliyor. Bunu önlemek için halk desteğini sağlamaları lazım. Bunun için askeri önlemler yetmez; insanların ekonomik ve sosyal yaşamını iyiye götürecek önlemleri almazsanız, bu ortam her zaman ortaya çıkabilir. Biz Afganistan'a gelmezsek, Afganistan bize geliyor. Madrid'e, New York'a, İstanbul'a geliyor."

HALK SAVAŞTAN BIKMIŞ
"Burada görev yaptığım 9 ayda pek çok olumlu değişikliğin olduğunu gördüm. İnsanlar daha çok ortaya dökülmeye başladılar; bir faaliyet ve canlanma var.
Geldim, 'Baharda Taliban büyük olaylar yapacak' dediler; olmadı. Seçmen kaydı başladı; kesinlikle yapılamayacak dediler; kadınları korkutacaklar, tehdit edecekler... Yaptılar da... Başlangıçta çok yavaş gitti. 'Beş - altı milyon kaydedilse, hiç olmazsa meşruiyet bakımından bir anlam ifade eder' diyordum. Ama birden 10.5 milyona çıktı. 'Seçimlerde büyük olaylar olur' dediler. Ciddi bir olay olmadı.
Durum iyiye gidiyor. Olaysız seçim yapmak, devlet başkanını seçmek önemli gelişme. Halk geçmişi unutmak istiyor. Artık bıkmış... 23 yıl savaş ne demek?
Seçim günü sandıkları dolaştım. Adamın elinde seçmen kartı, gösteriyor. Yani kimlik kazanmış. Ben bunu duygulanarak seyrettim. İlk defa kendisine soruluyor."

KRİTİK AŞAMADAYIZ
"Şimdi bu kimlik kazanan insanın bir beklentisi var. Karzai'ye de söyledim; seçimden sonra işler iyiye gitmezse, işte bu rüşvet olayları, işlerin yürümemesi gibi olaylar bitmezse, halk bu seçimin sonucunda kendi yaşamının da iyiye gittiğini görmezse, 'Bana ne' diyebilir. Çok kritik bir aşamadan geçiyoruz; uluslararası topluma büyük görev düşüyor."

İSTİKRARIN BEŞ ŞARTI
"Devlet yok, ordu yok, milli polis yok, merkezi hükümet yok... Şimdi yeni bir devlet yapısı kuruluyor. Beş alan seçilmiş durumda.
Birincisi, milli ordu lazım. Buna ABD öncülük ediyor. Amaç 70 bin kişilik silahlı kuvvetler. 15 bin kişi eğitildi.
İkincisi, milli polis lazım. Almanlar öncülük ediyor. Şimdiye kadar 30 - 35 bin polis yetiştirildi.
Üçüncüsü, burada ciddi bir devlet olabilmesi için bölgesel liderlerin elinden silahlarının alınması, askerlerinin terhis edilmesi ve bunlara iş bulunması lazım. Silahsızlanmayı Japonya götürüyor...
Dördüncüsü, hukuk sistemi yok ülkede. Bunun kurulmasını da İtalyanlar götürüyor.
Beşincisi, buranın problemi narkotikti. Onu da İngilizler götürüyor."

IRAK'IN ETKİSİ
"Irak'ın buraya olumsuz etkisi var: Bir, Irak nedeniyle buradaki asker sayısı olması gerekenden az. İki, Irak nedeniyle buraya gelmesi gereken ekonomik yardım az. Üç, Irak'taki olaylar buradakilere örnek olabilir, teşvik edebilir. 'Orada oluyor, burada neden olmasın' diye devamlı kafalarından geçiyor olabilir."

'Her göreve yetkim var'

NATO'nun Afganistan'daki Yüksek Sivil Temsilcisi Hikmet Çetin bu ülkedeki işini şöyle tarif ediyor:
"NATO bütün Afganistan'ın sorumluluğunu alacak. Kuruluşundan beri en önemli görevi bu. Ben burada NATO Genel Sekreteri'ni temsil ediyorum. Doğrudan genel sekretere muhabere ediyorum. NATO adına her görevi yapma yetkim var. Afgan yetkililer, siyasi liderler ve komşu ülkelerle doğrudan temas, burada NATO'ya sormadan gerektiğinde NATO adına konuşmak... Haftada bir NATO'ya rapor veriyorum, iki ayda bir gidip NATO Konseyi'ne brifing veriyorum.
Uluslararası kuruluşlar arasında koordinasyon yoktu, onu geliştirdik. Kâbil Havaalanı'nın rehabilitasyonunu NATO üstlendi. Yönlendirme Komitesi'nin başkanıyım. Basınla temasları ben götürüyorum.
Bir senedir tatil yapmadım. Hiç boş zamanım yok. İşi seviyorum. İlk defa Türkiye böyle bir görev aldı tarihinde.
Görev sürem 6 aydı, ikinci altı ayı bana sormadan uzattılar. Şubatta doluyor. Doğrusu (nisandaki seçimleri kastederek) parlamento seçimleriyle bitirmek istiyorum."

LİCE - AFGANİSTAN
Hikmet Çetin'e, "Aşçınız iyi mi? En çok neyi özlediniz?" diye sorduk. Bambaşka bir açıdan cevap verdi:
"Benim öyle yemek derdim yok. Her şeye alışığım. Anadolu'da büyüdüğüm yer 50'li yıllarda buradan hiç farklı değildi. Lice'nin 50'li yıllarda evleri böyleydi (Kâbil'de evlerin çoğu toprak damlı, Hikmet Çetin bunları kastediyor). Fazla yabancılık çekmiyorum. Az da olsa Anadolu'da halen koşulları Afganistan'a benzeyen yerler var."

KÂBİL'E LÜFER GELDİ
Hikmet Çetin, "Kırmızı etle aram iyi değil, sebze, balık yiyorum" deyince, "Balığı nereden buluyorsunuz?" diye sorduk. Anlattı:
"Askeri uçakla mevsimine göre Türkiye'den getirtiyorum. Şu anda lüfer var. Uçak Ankara'dan gece kalkıyor, köpüklü ambalaja koyuyorlar, sabahleyin burada. Geçenlerde baktım 15 kilo lüfer gelmiş. Süleyman Seba, - benim Beşiktaşlılığım var, biliyorsunuz - ve yönetim kurulundan Erdal, balık yiyorlarmış, 'Hikmet Bey'e balık yollayalım' demişler. Ertesi gün büyükçe bir kutuya koyup askeri uçakla göndermişler; o balıklar halen duruyor."




DÜNYA
Hikmet Çetin olayı
BAE lideri Şeyh Zayid öldü
Eleştiriye kurşun






Sami KOHEN
Zor seçim...
SABAH bu yazıyı okurken, ABD'deki seçimlerin ...


 2003 yılında dünyada yaşananlar...

© 2004 Milliyet