|
Suya atılan taş...
Genelkurmay İkinci Başkanı Org. İlker Başbuğ, dün düzenlediği basın toplantısında, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin gündemdeki konulara ilişkin görüşlerini açıkladı.
Org. Başbuğ'un geniş yer ayırdığı konuların başında son dönemde gündemin üst sıralarında bulunan AB İlerleme Raporu ve azınlıklar konusu geliyordu.
Halka etkisi
Org. Başbuğ, azınlıklar tartışmasına girmeden önce AB ve bölge ülkeleri açısından bir uyarıda bulundu.
Türkiye'nin iç güvenliğinde meydana gelecek en küçük bir sarsıntının, bir göle atılan taşın yarattığı halkalar gibi, bulunduğu bölgeden başlayarak geniş bir çevreyi etkileyecek güçte olacağını söyledi. Bu nedenle de Türkiye'yi coğrafyası, yönetim yapısı, ekonomisi, dini, tarihi vb. nedenlerle sorgulayan, en çok da kendi güvenliklerini korumak için huzurlu ve güvenlikli bir Türkiye'ye tahminlerinden çok daha fazla ihtiyaçları olduğunu vurguladı.
İç dengeler açısından Türkiye sorunlu bir yapıya dönüşürse sonuçlarını tüm ülkelerin tahmin etmek durumunda olduklarını belirtti. Org. Başbuğ'un bu sözleri açık bir uyarı niteliğindeydi. Eğer, Türkiye karışır, karıştırılırsa bunun diğer ülkeler için de büyük sorunlar yaratacağını, sonuçlarına katlanmak zorunda kalacaklarını, bu tür girişimlerde bulunan veya destekleyen ülkelerin, bunun kendilerine döneceğini hesaplamaları gerektiği mesajını verdi.
Org. Başbuğ'un kastettiği sorunlu Türkiye ise kuşkusuz, ulus ve ülke bütünlüğü sıkıntıya girmiş, üniter yapısı zedelenmiş, siyasi ve sosyal barışı bozulmuş, iç çatışmalara düşmüş bir Türkiye tanımıydı. Bu sonuçları doğuracak girişimler içinde azınlık ve üniter yapı tartışmalarının da sayıldığı Org. Başbuğ'un ifadelerinden anlaşılıyordu.
TSK'nın 'ama'ları...
Org. Başbuğ, TSK'nın Türkiye'nin AB'ye girişini desteklediğini iki açık ifadeyle teyit etti:
1- AB Komisyonu'nun 6 Ekim raporunda Türkiye'nin Kopenhag kriterlerini yerine getirdiğini ve bu nedenle ortaklık görüşmelerinin başlaması önerisinde bulunmasını memnuniyetle karşıladıklarını kaydetti.
2- TSK'nın AB üyeliğini Atatürk'ün çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkma hedefinde bir araç olarak gördüklerini vurguladı. Org. İlker Başbuğ, bu iki ifadesiyle TSK'nın AB konusundaki duruşunu daha da netleştirmiş oldu.
Ancak, Org. Başbuğ, İlerleme Raporu ve bundan kaynaklanan tartışmaları değerlendirirken ve TSK'nın görüşünü açıklarken "ama"ları da altını çizerek sıraladı.
AB İlerleme Raporu'nda 69 kez azınlık kelimesinin geçtiğini, Kürt kökenli vatandaşlar ile Alevi vatandaşların azınlık olarak gösterildiğini, bunu basın toplantısında ifade etmekten bile rahatsız olduklarını, raporda azınlık hakları çerçevesinde düşünülen ve istenilen bazı hakların, kültürel hakları aşarak siyasal alana taştığını, yüzde 10'luk seçim barajının sadece belli bir topluluğun Meclis'e girmesi için eleştirilmesinin buna örnek oluşturduğunu, azınlık yaklaşımında Lozan'ın dışına çıkıldığını belirtti.
Org. Başbuğ, bu "ama"ları sıraladıktan sonra, TSK'nın, İlerleme Raporu'ndaki bu yaklaşımı ve imaları tasvip etmediğini ve "düşündürücü" bulduğunu üstüne basarak kaydetti.
Millet tanımı
Genelkurmay İkinci Başkanı, bu konu içinde millet ve azınlık tartışmalarına yaklaşırken, Atatürk'ün, "Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir" tanımını anımsattı ve bu tanımın Anayasa ile hukukileştirildiğini vurguladı. Bu yaklaşıma uygun olarak Lozan'da ifade edilen gayrimüslimler dışında azınlık olmadığını kaydetti. Atatürk'ün tanımının Türkiye coğrafyası üzerinde ve ülkü bağıyla birbirine bağlı olan Türkiye halkının, üniter devlet yapısı içinde milleti oluşturduğunu ifade etti.
Sonuç...
Sonuç olarak Org. Başbuğ, tartışılan konularla ilgili olarak TSK'nın duruşunu şöyle çizmiş oldu:
1- Türkiye'de Lozan'da belirlenenler dışında azınlık yoktur.
2- Millet anlayışı Atatürk'ün tanımladığı biçimdedir ve hukukileşmiştir.
3- Türkiye'nin kültürel zenginliklerini yaşatma başka şeydir, bunları siyasal alana taşımak, ulus ve ülke bütünlüğüne yöneltmek, üniter yapıyı değiştirmek için siyasi araç olarak kullanmak başka şeydir. Bu haklar bireyseldir ve kültürel alanla ilgili ve sınırlıdır.
4- TSK, AB'ye girmeyi Atatürk'ün hedefine ulaşmanın aracı olarak görüp desteklemektedir, ancak bu süreçte ulus ve ülke bütünlüğünü, üniter yapısını zedeleyecek gelişmelere karşıdır.
5- Türkiye'nin karıştırılması, huzursuzluğa ve iç çatışmaya yönlendirilmesinden başta bölge ülkeleri olmak üzere bütün ülkeler zarar görür.
fbila@milliyet.com.tr
|
|