Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 03 Kasım 2004 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Avrupa Çankaya'sı


Askerden gelen sesler sağduyuyu yansıtıyor. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özkök, "17 Aralık'a kadar hiç hata yapılmamalı" dedi.
İkinci Başkan Orgeneral İlker Başbuğ da aylık bilgilendirme toplantısında, ortamı germemeye özen gösterdi. "Ege'de ek uçuşların yapılmadığı, askerin, Kerkük için bir müdahale planı olmadığı" yolundaki söylemi, buna kanıt.
Duyarlı görülen kırmızı çizgileri vurgularken bile "tehdit gibi algılanmayacak" söylemler kullanmış.

Sıfır hata
Bu sütunun okuyucuları anımsarlar...
Kısa süre önceki bir yazım "sıfır hata" başlığıyla yayımlanmıştı.
17 Aralık'a kadar Türkiye'nin "sıfır hata takvimi uygulaması gereğine" işaret etmiştim. Bu deyim, yaşamsal anlam taşıyan süreçler için kullanılır. Örneğin...
Türkiye'de üretilen F - 16'ların deneme uçuşları ve diğer testleri için aranan kalite "sıfır hatadır."
10 binlerce feet yükseklerde uçarken ya da hedefe dalış yapıp "U" çizerek dar açıyla havalanırken ve "G" çekişlerinde vücut kanının baş ve baş yöresinden karına çökmesini, böylece bayılmayı önlemek için ciğerler tüm gücüyle ıkınırken "yapım hatası" toleransı yoktur. Olamaz da. Ölümle yaşam arasındaki kıldan ince, kılıçtan keskin çizgide görev yapan asker, duyarlı süreçlerde "sıfır hata" ilkesine göre eğitilmiş ve görev disiplini kazanmıştır.

Ses ve nefes
O nedenle dikkat ediniz, üniformalı kesimden olumsuz ne bir ses, ne bir nefes var.
Kimileri, üniformalı kesimi "postal kokusu" ya da "postal sesi" gibi söylemlerle anmak alışkanlığında.
Bir tür gölge boksu yapıyorlar.
Ancak görmeliler ki... 17 Aralık'a uzanan sürece gölge düşürmemek için en özenli kesim de asker. Hem Türkiye'nin geleceğinin o doğrultuda olduğuna inançları nedeniyle... Hem de bir - olası - yol kazasının sorumlusu konumuna girmemek için...

Netameli başlıklar
Ancak...
Orgeneral Başbuğ'un konuşmasında netameli alanlardaki görüşlerin de altları çizilmiş.
Şöyle ki:
"- Kerkük'te demografik yapının zorbalıkla ve göçlerle değiştirilme çabalarının dikkatle izlendiği...
- Türkiye'nin üniter yapısının kesinlikle korunacağı...
- Yeni azınlık tanımlarının gündeme taşınması çabalarının talihsizliği...
Azınlık haklarının bireysel kültür hakları olduğu, grup kimliği olmadığı..
- Millet tanımını Atatürk ilkelerinin oluşturduğu ve değişmeyeceği...
- Terör ve diğer nedenle Türkiye'de başlayabilecek bir rahatsızlığın tüm yöreyi içine alacak sarsıntılar yaratacağı, herkesin hesabını buna göre yapması gereği..."
Herkese mesaj var.
Çizilmiş çizgiler var.
Kimseye "tehdit" yok.

Kimin generali?
Şu süreçte yukarıdaki maddeler çok önemli...
Sadece AB'ye dönük "sıfır hata" değil, AB'den tarih alırken, Türkiye'nin temel değerlerini korumak için de "sıfır hata" gereğini ortaya koymakta.
Sosyal/siyasal gerçekler, yaşandıkları zamanlar için geçerlidir.
Bir süre yanlış yapılmazsa, onlar zaten ileride böyle bir ölçüte gerek bile duyurmayacak kadar geri planlara düşeceklerdir.
Bundan 20 yıl sonra oy kullanacak olanlar, Çankaya'daki Cumhurbaşkanı için değil, belki Brüksel'deki Avrupa Cumhurbaşkanı için tek dereceli seçimde kime oy vereceklerini tartışacaklar.
Çocuklar "Büyüyünce Avrupa Cumhurbaşkanı olmak istiyorum. Avrupa Çankaya'sına çıkacağım" diyecekler.
Avrupa ordusunda askerlik yapacaklar.
Belki de generalleri bir Çek ya da Polonyalı subay olacak.
Milli geliri 20 bin doları bulmuş bir Türkiye'de, Avrupa pasaportu taşıyanların düşünebilecekleri son şey "Türkiye'den kopmak, azınlık sorgulaması yapmak, Kerkük petrolü ekseninde Barzani/Talabani devletini düşlemek" olacak.
Ve Türkiye'yi de o noktaya gene Atatürk zihniyeti taşımış olacak.
Şimdilik yere sağlam basmak, o günlere "sıfır hata" ile varmak gerek.
Silahlı ve silahsız güçlerimizin ortak amacı bu olmalı.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Amerika'da yetmiş iki millet
AMERİKA 'yetmiş iki millet'ten oluşan gerçek ...
Çetin ALTAN
Kuşlara yem sunan kedi, çıngıraklar mıngıraklar...
KÖYCEĞİZ'deki iki avuçluk yeşil bahçede, bodu...
Melih AŞIK
Maksadı bilelim...
"TBMM Muhafız Taburu Gazinosu'nda askeri kura...
Fikret BİLA
Suya atılan taş...
Genelkurmay İkinci Başkanı Org. İlker Başbuğ,...
Hasan CEMAL
Nasıl bir Amerika?
Amerika'yla kötü olmak gibi bir lüksü yok dün...
Güneri CIVAOĞLU
Avrupa Çankaya'sı
Askerden gelen sesler sağduyuyu yansıtıyor. G...
Abbas GÜÇLÜ
Yabancı dille eğitim kalkacakmış!
Milli Eğitim Bakanlığı, anadolu liselerinde y...
Hurşit GÜNEŞ
Petrol fiyatlarının artması Türkiye'ye yarar mı?
Bir süre önce televizyon kanallarından birind...
Nail GÜRELİ
Gazeteciler tarih yazıyor
Gazetecinin tarihe tanıklık ettiği yaygın bir...
Sami KOHEN
Zor seçim...
SABAH bu yazıyı okurken, ABD'deki seçimlerin ...
Mehmet Y. YILMAZ
"Yiğit basınımız sakalı tartışsın!"
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent A...
Hasan PULUR
Fenerbahçe'nin antrenmanını gör, maçını anla!
HANİ "Gözlerimle görmesem inanmazdım!" diye b...
Meral TAMER
Halk, yolsuzluğa karşı mitinge de hazır, eyleme de...
Yolsuzluklara karşı harekete geçmeye istekli ...
Ece TEMELKURAN
İftar çadırları vicdan sofraları
Bedava yemek için bütün bir yıl Ramazan ayını...
Yaman TÖRÜNER
Çukurova ile ilgili iki iddia
Aşağıdaki iddiaların doğruluğunu araştıramadı...
Osman ULAGAY
Dövizin kıtlığı mı sorun olur, bolluğu mu?
Türkiye'nin dış ticaret açığının ve ona bağlı...
Güngör URAS
Ayşe Hanım Teyzem dövizli kirayı merak ediyor
Ayşe Hanım Teyzem, elinde 18 Ekim 2004 tarihl...
M. Ali BİRAND
Biz bu kafayı ve bu insanları istemiyoruz
Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu adın...

© 2004 Milliyet