Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 03 Kasım 2004 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Dövizin kıtlığı mı sorun olur, bolluğu mu?


Türkiye'nin dış ticaret açığının ve ona bağlı olarak dış ödemeler dengesi cari işlemler açığının tehlikeli bir tırmanış içinde olduğunu ileri sürenlerin sayısı hayli fazla. Ercan Kumcu ve Faik Öztrak gibi görüşlerine değer verdiğim ekonomist - yazarların da son günlerde bu tehlikeyi yeniden tartışma gündemine getirdikleri görülüyor. Bu görüşte olanların dile getirdikleri kaygıları birkaç maddede özetlemek mümkün:
  • Özellikle ithalatı frenlemek ve dış açığın daha fazla büyümesini önlemek için iç talebi denetime alacak önlemlere gerek var.
  • İç talebi sınırlamak gerekirken maliye politikası gevşetilirse, dış ticaret açığı ve cari işlemler açığı öngörülen hedefleri delip geçebilir ve GSYİH'nın % 5'ini bularak tehlike yaratabilir.
  • Dış açığın hızla büyümesi Türkiye'nin dış borçlanma gereksinimini ve uluslararası piyasalardaki riskini artırabilir.
  • Bu arada Avrupa Birliği (AB) cephesindeki gelişmeler beklendiği kadar olumlu olmazsa ve IMF ile anlaşma da gecikirse bu durum dış açığın finansmanında önemli rol oynayan kısa vadeli sermaye hareketlerini olumsuz etkileyebilir ve tehlikeli bir kırılganlığa yol açabilir.


  • Farklı bir analiz
    Ekonomideki ve ona bağlı olarak ödemeler dengesindeki gelişmeleri farklı okuyan ve farklı bir bakış açısıyla değerlendiren saygın ekonomistler de var. Onlar dış ticaretteki ve cari işlemlerdeki açıkları şimdilik büyük bir tehdit olarak görmüyorlar.
    Koç Üniversitesi öğretim üyesi ve Koçbank başekonomisti Cevdet Akçay'a göre ithalatı tırmandıran talepte, örneğin 7.5 milyar dolarlık ithal otomobil talebinde, geçmişin birikimleriyle beslenen bir atımlık bir talep sıçramasının payı var. Bu yıl anormal bir sıçrama yapan yatırım malları talebinin de bu oranlarda artmaya devam etmesi çok zor. Seyfettin Gürsel de Vatan gazetesindeki köşesinde bu değerlendirmeye katılıyor.
    Ayrıca ekonominin büyüme hızının da gelecek yıl hissedilir biçimde yavaşlaması (Akçay'ın tahminine göre 2004'de % 9.6'dan % 6.1'e) öngörülüyor. Bütün bunlar ithalat talebinin hızını kesecek gelişmeler. İhracatın ise, kar marjlarının daralmasına karşın sürmesini bekleyen Akçay'a göre cari işlemler açığının GSYİH'ya oranı bu yıl sonunda % 4.2'yi bulacak ama 2005 sonunda % 3.7'ye gerileyecek ve ciddi bir risk yaratmayacak.
    Ancak bunları söylerken farklı bir kaygıyı dile getiriyor Cevdet Akçay. Bu gelişmelerin aşırı bir iyimserlik havası yaratmasının risk oluşturabileceğini belirtiyor ve mali disiplini sürdürmenin önemini vurguluyor.

    Döviz çözülürse
    Öte yandan Türkiye'nin önümüzdeki yıl karşılaşabileceği riski döviz açığının büyümesinde değil, aşırı döviz bolluğunda görenler de var. AB ile ilişkilerde beklenmeyen bir olumsuzluk yaşanmaması ve tam üyelik için müzakere yolunun açılması halinde bunun Türkiye'ye yönelik sermaye hareketlerini olumlu etkilemesi bekleniyor. Ancak bununla birlikte, hatta belki bundan da önce, Türkiye'nin "AB çapası"na tutunmuş olmasının, döviz tutmaya devam eden vatandaşlarımızda bir beklenti değişimi yaratabileceği ve 50 milyar dolar mertebesindeki döviz mevduatından TL'ye geçişi hızlandırabileceği ileri sürülüyor. Petrol Ofisi Yönetim Kurulu Başkan Vekili Vural Akışık bu olasılığın gerçekleşmesi halinde Merkez Bankası'nın ciddi bir ikilemle karşılaşabileceğini düşünüyor. Böyle bir durumla karşılaştığında bir yandan müdahale gereğini duyacak Merkez Bankası ama bir yandan da bu müdahalenin farklı bir algılamayı tetiklemesinden çekinecek.
    'Pekiyi sen ne diyorsun' diyenler olabileceğini düşünerek kendi fikrimi de söyleyeyim. Bana öyle geliyor ki Türkiye 17 Aralık'ta AB'den almayı umduğu vizeyi alırsa, hemen önümüzdeki dönemde dövizin darlığı değil bolluğu sorun olabilir. Türkiye nihayet normal bir ülke olma yoluna girerse dövizle yatıp kalkmaya gerek kalmaz ve bu da çok şeyi değiştirebilir.

    oulagay@milliyet.com.tr








    Taha AKYOL
    Amerika'da yetmiş iki millet
    AMERİKA 'yetmiş iki millet'ten oluşan gerçek ...
    Çetin ALTAN
    Kuşlara yem sunan kedi, çıngıraklar mıngıraklar...
    KÖYCEĞİZ'deki iki avuçluk yeşil bahçede, bodu...
    Melih AŞIK
    Maksadı bilelim...
    "TBMM Muhafız Taburu Gazinosu'nda askeri kura...
    Fikret BİLA
    Suya atılan taş...
    Genelkurmay İkinci Başkanı Org. İlker Başbuğ,...
    Hasan CEMAL
    Nasıl bir Amerika?
    Amerika'yla kötü olmak gibi bir lüksü yok dün...
    Güneri CIVAOĞLU
    Avrupa Çankaya'sı
    Askerden gelen sesler sağduyuyu yansıtıyor. G...
    Abbas GÜÇLÜ
    Yabancı dille eğitim kalkacakmış!
    Milli Eğitim Bakanlığı, anadolu liselerinde y...
    Hurşit GÜNEŞ
    Petrol fiyatlarının artması Türkiye'ye yarar mı?
    Bir süre önce televizyon kanallarından birind...
    Nail GÜRELİ
    Gazeteciler tarih yazıyor
    Gazetecinin tarihe tanıklık ettiği yaygın bir...
    Sami KOHEN
    Zor seçim...
    SABAH bu yazıyı okurken, ABD'deki seçimlerin ...
    Mehmet Y. YILMAZ
    "Yiğit basınımız sakalı tartışsın!"
    Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent A...
    Hasan PULUR
    Fenerbahçe'nin antrenmanını gör, maçını anla!
    HANİ "Gözlerimle görmesem inanmazdım!" diye b...
    Meral TAMER
    Halk, yolsuzluğa karşı mitinge de hazır, eyleme de...
    Yolsuzluklara karşı harekete geçmeye istekli ...
    Ece TEMELKURAN
    İftar çadırları vicdan sofraları
    Bedava yemek için bütün bir yıl Ramazan ayını...
    Yaman TÖRÜNER
    Çukurova ile ilgili iki iddia
    Aşağıdaki iddiaların doğruluğunu araştıramadı...
    Osman ULAGAY
    Dövizin kıtlığı mı sorun olur, bolluğu mu?
    Türkiye'nin dış ticaret açığının ve ona bağlı...
    Güngör URAS
    Ayşe Hanım Teyzem dövizli kirayı merak ediyor
    Ayşe Hanım Teyzem, elinde 18 Ekim 2004 tarihl...
    M. Ali BİRAND
    Biz bu kafayı ve bu insanları istemiyoruz
    Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu adın...

    © 2004 Milliyet