|
 |
|
|
Bir yaşam savaşı
Satır Arası / Deniz Sipahi
Lösemi hastası sekiz yaşındaki Esin Köse'nin yaşamla ilgili verdiği mücadeleyi gazetelerden takip ediyorsunuzdur.
Esin'in kan kanseri hastalığının tedavisi SSK mevzuatı nedeniyle gecikince hastalık akut myeloblastik lösemiye dönüştü. Yani en ağır şekline...
Küçük Esin'e Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde kemoterapi uygulanıyor. Bir yandan da hukuk mücadelesi devam ediyor. Küçük kızın SSK tarafından yurtdışında tedavi ettirilip ettirilmemesi kararını Yargıtay Hukuk Genel Kurulu verecek.
Kocaeli 2'nci İş Mahkemesi Hakimi Mehmet Emin Okumuş'un 22 Temmuz 2004 tarihinde, SSK'lıların eş ve çocuklarının da memur eş ve çocukları gibi yurtdışında tedavilerinin sağlanması gerektiği kararının 13 Eylül 2004'te Yargıtay'ca bozulması üzerine dava yeniden görülmeye başlandı.
Sonuç kim bilir ne zaman alınacak.
* * *
Peki Esin'in bu kadar beklemeye tahammülü var mı?
Haftaların değil saatlerin önemli olduğu böylesine önemli bir rahatsızlık için maalesef yargı kararını beklemek zorundayız.
Tabii Türkiye'de yardım bekleyen ve yaşam savaşı veren binlerce Esin var.
Yerel mahkemenin kararından Yargıtay Hukuk Genel Kurulu aşamasına kadar aylar geçiyor. SSK hastanelerinde görev yapanlar hukuk sürecini beklemek zorunda, aksi bir karar alıp uygulasalar bu sefer onlar yasalar karşısında haksız duruma düşecek.
17 Aralık birçok kişi için milat olarak kabul ediliyor. Bugüne kadar insanımız adına yapamadıklarımızı Avrupa Birliği istiyor diye yapacağız; en çok buna üzülüyorum. Kabul edelim ki; ne hukuk düzenimiz ne de bürokrasimiz iyi işliyor. İhtiyaçları karşılamıyor, vatandaşımızın günlük yaşamını kolaylaştırmıyor.
* * *
Esin'in sağlığına kavuşmasının bedeli ölçülebilir mi?
Türkiye'de ne yazık ki, her seferinde ve sık sık bu hatırlatılıyor.
Her zaman söylüyorum.
Kamunun özel sektör gibi düşünmesi, hareket etmesi ve bürokratların da inisiyatif almalarının zamanı çoktan gelmiştir.
Kamu yaşam tarzını değiştirmediği sürece Türkiye krizlerle karşı karşıya gelmeye ve Esin gibi on binlerce vatandaşını kaderine terketmeye mahkumdur.
Sayıştay raporlarına göre kamunun yarım bıraktığı yatırım sayısı 1998 yılında 5 bin 556 imiş. Bunlara bağlanan kaynak ise 130 milyar dolar. Yarım kalmış yatırım sayısı 1999'da 5 bin 458'e, 2000'de 5 bin 321'e, 2001'de 5 bin 47'ye, 2002'de ise 4 bin 414'e indirilebilmiş.
2002'den bugüne de rakamlarda pek bir değişiklik yok.
Yatırımlara genel ve katma bütçeden her yıl ancak 3 - 5 milyar dolar, diğer kaynaklardan da bir o kadar para aktarılabildiğine göre, bundan sonra hiçbir yatırıma başlanılmasa, yarım kalmışlar yıllarca tamamlanamayacak. Küçük Esin'in tedavisi için para bulamayan, yurtdışına yollamak için kılı kırk yaran Türkiye, bugüne kadar halkın kesesinden 150 milyar doları çöpe atmış.
İşte Türkiye...
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|