
|
|
|
 |
|
|
Gökçeada'da sonbahar
Eğer imkan bulursanız Gökçeada'yı mutlaka görün... Özellikle balığın en tazesini ve lezzetlisini yiyeceğiniz konusunda hiç kuşkunuz olmasın
Ali Poyrazoğlu Gökçeada'yı (İmroz) öyle güzel anlattı ki, bugüne kadar gidememiş olmaktan utandım. Hele hele 15 Ağustos'ta Tepeköy'de yapılan şenliklerden söz edince, "Mutlaka görmeliyim" dedim.
Yunan mitolojisine beşiklik eden, Homeros'un "İlyada" destanına giren Gökçeada'yı Osmanlılar önce yılda 1200 altın, daha sonra 3 bin altın karşılığı başkalarının yönetimine bırakmış. 1912'de Yunanlılar işgal etmiş. 1923'te Lozan ile bize geçmiş. Bizim sahip olduğumuz adaların en büyüğü. Çanakkale'nin burnunun dibinde... Ama kaç kişi biliyor? Kaç kişi gidiyor? İşte ben bile yeni gittim... Gittim de güç gittim... Topu topu elimizde bir Bozcaada, bir de Gökçeada var. Ama ulaşmak güç mü güç...
Bir zamanlar adada yaşayanRumlar terk ettikleri evleri onartıyor
Çanakkale'den feribotla Kilitbahir'e geçtik. Oradan şehitliğin içinden minibüsle Karatepe Limanı'na indik. Oradan Denizcilik İşletmesi'nin arabalı vapuruna bindik. 1,5 saatte Gökçeada'ya ulaştık. Biri öğleye doğru, biri akşamüzeri. İki arabalı vapur seferi var...
Gökçeada Ege'de suyu en bol olan ada... Şimdilerde nüfus azalmış ve 8 bine düşmüş. Adadaki askerlerimizin sayısı da bu rakama dahil. Mevcut nüfusun çoğu da Anadolu'dan taşınma. Örneğin Biga'nın Eşelek köyü baraj yapımı nedeniyle sular altında kalınca, adada bir Eşelek köyü inşa edilmiş. Eşelekliler de buraya taşınmış. Kaleköy, Bademli köyü Karadenizli ve Ispartalıların yerleşim yeri. Umurlu'da Muğlalılar ve Burdurlular yaşıyor. Şirinköy'e ise Bulgar göçmenleri yerleştirilmiş. Adada küçük bir sivil havaalanı pisti var. Şimdilerde devlet 3 bin metre uzunluğunda pisti olan bir havaalanı yaptırıyor.
Adaya giderken arabalı vapurda Atinalı Fliron ve kocası Areti Kosta ile tanıştım. Çok az Türkçe biliyorlar. Fliron'un babası Dimitri çiftçiymiş. 1970 yılında ailece önce İstanbul'a, oradan Yunanistan'a göç etmiş. Anne ve babası ölmüş. Tepeköy'deki evlerini tamir ettirmiş. Yılda iki kez geliyormuş. Kocası Areti Kosta çok heyecanlıydı. Çünkü o anne ve babasının terk ettiği eve yıllardır gelememiş. Terk ettikleri evlerini yıllar sonra ilk defa görecekmiş. Rumlar şimdilerde terk ettikleri evlerini onartıyor. Bana söylendiğine göre adada halen 250-300 hanenin tapusu Rumlardaymış. Yaşayan yok ama çok büyük bir inşaat faaliyeti var.
Pansiyonları kadınlar işletiyor, kocaları ise balıkçılık yapıyor
Adada yeni, dört yıldızlı pırıl pırıl bir otel yapılmış. İstanbul'da tekstil sektöründe yatırımı olan Selahattin Kılıç
1 trilyon lira harcamayla deniz kenarında 60 odalı bir otel yaptırmış. Plajı, yüzme havuzu, sağlık tesisleri, lokantasıyla çok güzel bir tesis. İki kişi yarım pansiyon, yaz aylarında 120 milyon lira. Şimdilerde 90 milyon lira. Lokantasında Gökçeadalı balıkçıların yakaladığı balıkları taze taze yedik. Balıklar lezzetli, servis düzenli, mutfağı tertemizdi.
Tepeköy'ün (Ağridya) ev yapımı şarapları ünlüymüş ama kala kala bir tek şarapçı Baba Yorgo kalmış.
Zeytinli de terk edilmiş köylerden biri. Meydanında üç kahve var. Bunlar "dibek kahvesi"yle ün yapmış. Madamın Dibek Kahvesi, Orhan Karatay'ın Yeri ve Beşiktaşlı Hristo'nun Kahvesi. Gökçeada'nın sembolü olan Madamın Kahvesi'ni üne kavuşturan Maria iki yıl önce ölmüş. Şimdi kahveyi kocası Yani Kadara işletiyor.
Zeytinli köyünde Serpay Aycan, Zeydali adında çok güzel bir butik otel yaptırmış, işletiyor. 16 odalı bu butik otelde iki kişinin konaklama ücreti şimdilerde 100 dolar.
Gökçeada'da çok sayıda pansiyon var. Pansiyonları hanımlar işletiyor. Kocaları balıkçılık yapıyor. Adem Baba Pansiyonu Kaleköy girişinde. 16 odası var. Üç kişinin yatabileceği odaların gecelik ücreti 30 milyon lira. Adem Akgüç balıkçı. Karısı Emine Akgüç pansiyonu işletiyor. Dört kızları var. Kızlar okuyor. Lisede okuyan Kübra ismindeki sevimli kızlarını tanıdım.
Elmas Usta'nın kocası Ramazan da balıkçı. Elmas hanımın pansiyonunun adı Elmas Pansiyon. Büyük kızları Ayfer, Zeydali Oteli'nde çalışıyor. Küçük kızları Meltem lisede okuyor.
Her yıl 15 Ağustos'ta şenlik yapılan Tepeköy'ün meydanı bomboş. Meydandaki kahvede üç yaşlı tavla oynuyordu. Sıcak bir çay içmeye imkan yoktu. Çünkü ocak yanmıyordu.
İmkanınız var ise Gökçeada'yı mutlaka görün... Başka konularda bir şey diyemem ama balığın en tazesini ve lezzetlisini yiyeceğiniz konusunda garanti veririm.
|
|
|

|
|