|
 |
|
|
Piazza Repubblica'daki o adam
Bölücübaşının, Roma'da olduğu o "dün"lerde her gün bir Hürriyet aldığım Piazza Republica'daki o adam Hürriyet'in her manşetini sorardı bana. Ben de dilimin döndüğü kadar anlatırdım, sabah espresso'larımızı içerken.
Hatırlayın o hararetli günleri, her gün "vay be neler olmuş yine" diye uyanıyorduk hepimiz.
Yok işte o gazetenin satışı matışı filan, yok işte o bankanın satış ihalesi falan, yok işte o politikacının o mafiose ile hikayesi filan falan ve de filan falan işte.
Hiçbir şeye şaşırmıyordu. Önce biraz düşünüyor, sonra şöyle veya böyle olacak diyordu. Dediklerinin çoğu da çıkıyordu.
İtalya o süreci bizden önce yaşamıştı. (Darısı bizim başımıza.)
79 / 80 sezonundaki skandalın ismi Toto-nero" (kara-toto) idi. Milan Başkanı Felice Colombo tutuklanmış, kalecisi Enrico Albertosi 4 sene ceza almış, 3. sıradaki Milan ile Lazio da küme düşürülmüştü.Sonra toz duman ortadan kalktı. Sonra Silvio Berlusconi, Milan'ı aldı, sonrasını da biliyorsunuz zaten.
Mafia'nın kurumsal olduğu ve her işin içinde olduğu İtalya'da, siyasetle derin devlet de iç içeydi. Geceleri evlerinde yatamayan her gece başka kışlalarda, polis merkezlerinde korunan savcılar ne olursa olsun pes etmediler.
Eskiden daha mutluyduk
Di Pietro, İtalya'yı "temizlemek", için temiz eller operasyonuna başlamıştı. Ama her yer öyle kirlenmişti ki, her evden bir suçlu çıkıyordu. Kiminin oğlu, kiminin babası, kiminin anası, dayısı kiminin şusu busu.
Bir gün dayanamadı çıktı televizyona: "Ben sizleri mutlu etmek istedim. Ama başaramadım. Her evin içinde gözyaşı var. Eskiden daha mutluydunuz. Bence böyle kalsın".
Sonrası var tabii... Ama bence de "böyle" kalsın. Uzatmaya gerek de yok zaten...
Happy Birthday Aziz Yıldırım!
Size Christoph Daum'suz, Saadettin Saran'sız, muhalefetsiz, medyasız, Lyon'suz, Manchester United'sız, sevdiklerinizle beraber mutlu, başarılı nice nice yıllar diliyorum. Doğum gününüz kutlu olsun.
Bilgin Gökberk.
Lyon'da sahaya çıkarttığım herkesin ilk defa bağendiği "herkesin" takımı 52. doğum gününüzün şerefineydi. Haberiniz olsun ve doğum gününüz kutlu olsun!
Christoph Daum
Kaynanalar, Franco, Necil Ülgen
"Amanın ne de güzel süslenmişler de püslenmişler" şeklindeki bizim çıtı pıtı kaynana adaylarımızın "badi"lerini zıplata zıplata ettikleri o bi acccaip hop hop dansının içinde olduğu bölümün bile, üstelik AB grubunda milli maç reytingi alması, share'inin neredeyse % 50'lere yaklaşması (100 televizyondan 50'sinde onlar seyrediliyor), en çok seyredilen 100 program arasında bazen birinci bile olması ülkece ne şekilde ve ne sıklıkta "zırvana"'ya erdiğimizi gösteriyor.
3F (Futbol, Fado, Fiesta) ile İspanyolları yıllarca uyuşturduğu söylenen Franco, 5 K (Kaynana) ile ne hale geldiğimizi görseydi keşke... Hele kaynana adaylarının bu şekilde kuracağı evliliklerden hayır bekleyen oğulları ve gelinleri düşündükçe.
Sanki bilmiyorlar
Sizi bilmem ama, benim ruh sağlığım bayağı bozuluyor doğrusu. Üstümüzden sık sık büyük bir kuyruklu yıldız geçiyor da farkında mı değiliz yoksa. Hele hele bunları düşünürken sağınızdaki solunuzdaki, önünüzdeki arkanızdaki her 2 kişiden birinin o "kaynana dansı"nı seyrettiği aklıma gelince.
Hani en hafifinden çıldırmamıza bu kadar mı az kaldı ?
Ev tipi filozof - kaynanalar, "delikanlı" gelin adayları, ve "hanım hanımcık" kaderlerini bekleyen oğullar. Ve bunları seyreden milyonlar. Hoş görünüze sığınarak ve taaa içimden bir yuh çekmek istiyorum.
Yuuuhhhh.
Bizim Necil (Ülgen) belki de daha kolay anlaşılsın diye mi acaba, şikeyi mikeyi; "Oğlum sana söylüyorum, gelinim sen anla" havasında anlatıyor haftalardır. Anlayana tabii.
Yazık, bence boş yere nefesini tüketiyor. Bir de isim istiyorlar Necil'den hala sıkılmadan, sanki bilmiyorlar, sanki bu ülkede yaşamıyorlar. Necil isim verse delil, delil verse bilmem ne isteyecekler.
"Bir kaynana zırıltısı" kadar bile gürültü çıkartmazsa Milliyet'in yazdıkları. Hoş görünüze sığınarak ve taaa içimden bir yuh daha çekmek istiyorum,
Yuuuhhhh .
Pivot'tan
1) 100. yılını kutlayan yüzyıllık Galatasaray Spor Kulübü, basketbolcu Özhan Canaydın'ın döneminde bir futbol kulübü oldu. Söz Galatasaray Basketbol Takımı Antrenörü Halil Üner ve Bayan Basketbol Takımı Antrenörü Müge Berkalp'in Pazar 15:10'da CNN Türk'de Pivot'talar.
2) Turgay Demirel'i, Lütfü Arıboğan'ı ve Mahmut Kulein'i müsait oldukları bir Pazar günü önce tek tek, sonra üçünü birden Pivot'ta ağırlamak istiyoruz demiştim. Arıboğan ve Kuleyin olumlu cevap verdi. Ama Demirel hala susssuyor.
Heykel deyip geçme
Pazar akşamı bir arkadaşım arıyor: "Biraz önce Papermoon'un kapısında Ergun Gürsoy, Fatih Altaylı'ya bulaşmak istedi. Burun buruna geldiler". Allah'tan Altaylı heykel gibi durdu da, yoksa.
Fatih Altaylı Kanal D Haber Genel Yayın Yönetmeni, Hürriyet Gazetesi yazarı, Doğan Radyolar Grubu Genel Koordinatörü ve de Galatasaray Eski 2. Başkanı. Bu kadar kurumsal biri bile, üstelik İstanbul'un en göz önündeki restoranlarının birinin kapısında ve de herkesin gözü önünde taciz edilebiliyor. Hem de Galatasaray Kulübü 2. Başkanı tarafından. Pes vallahi.
Evet iyi ki Altaylı heykel gibi durmuş. Ve iyi ki 'her kulübe lazım', Jr. Gürsoy oradaymış.
Hepimize geçmiş olsun...
Bilgin'den
Heeey sen!
S.S.
Ben
SERİ İLANLAR
Pazartesi - Çarşamba 09.30 - 10.00 Radyo D'de
Cuma'ları ise Milliyet'teyiz (Başka şubemiz yoktur.)
İmza: Köyün Delisi
bilgingokberk@mail.com
|
|
|

|