|
Ebedi barış!
Biri Cumhuriyetçi, biri Demokrat. Biri, Başkan Nixon'ın Ulusal Güvenlik Danışmanı ve Dışişleri Bakanı, ötekiyse Başkan Carter'ın. İkisi de akademik kökenli ve Amerika'nın en önde gelen stratejistleri arasında yer alıyor.
Kissinger'la Brzezinski.
Biri, Newsweek'in son sayısında, öteki geçen hafta New York Times'ta yazdılar. Her ikisi de seçim öncesi yeni başkan için aynı konuyu vurguladılar:
Amerika - Avrupa ortaklığı...
Her ikisi de dünya barışı açısından bu ortaklığın önemine değinirken, Amerika'nın kendi başına buyruk yol alamayacağını, mutlaka müttefikleriyle, Avrupa'yla stratejik işbirliği içinde olması gerektiğini belirttiler.
Avrupa'ya da aynı çağrıyı yaptılar.
Kissinger'la Carter'ın dünya barışı derken önemsedikleri alanlar şunlardı:
Irak...
Filistin - İsrail...
İran'la Kuzey Kore...
İkisi de özetle dedi ki:
Irak'ın bir terör ve kaos üssü olmasını önlemeden, Filistin'le İsrail arasında kalıcı bir çözüm yolu açılmadan, İran'la Kuzey Kore'nin nükleer güç olmaları engellenmeden dünyada barış rüzgarları estirmek güçtür.
Bunları da Amerika'nın kendi başına yapamayacağını, bu hedefleri vurabilmek için de Amerika - Avrupa ortaklığının şart olduğunu belirtiyordu Kissinger'la Brzezinski.
Irak, Filistin - İsrail, İran...
Türkiye'yi de birinci derecede ilgilendiren bu üç konu öncelikle Ortadoğu'da barış demek. Bu üç sorunu gereği gibi çözmeden Ortadoğu'ya barış gelemez. Gelemeyince de, dünyada barış hayal olur.
Öyle değil mi?
Bugün terör ve şiddet, İslam coğrafyasından kaynaklanıyor. Yıllardır kanayan Filistin sorunu, Irak'ta bugünkü terör ve şiddet dehşeti, Arap dünyasındaki yoksulluk ve yozlaşmışlık değil mi Bin Ladinci damarları besleyen?..
Eğer Bin Ladincileri besleyen bu kaynaklar kurutulamazsa, yeşil totalitarizm gün gelir İslam coğrafyasındaki kaleleri düşürmeye başlayabilir. Ilımlı Arap rejimleri zamanla radikal İslamcıların eline geçebilir.
Örneğin Pakistan'da darbeyle, ihtilalle iktidara el koyan, böylece nükleer bombaya da sahip olan Talibancı bir rejim... Ortadoğu'da terör ve şiddete destek olan bir İran'da mollaların aynı zamanda nükleer güç olmaları...
Barış diyorsak, bu ihtimallerin tümünü düşünmek ve zamanla etkisiz kılmak zorunda dünya. Çünkü İslam adına, din adına terör ve şiddete başvuranların yükselişidir, bugün dünyanın karşı karşıya bulunduğu başlıca güvenlik tehdidi...
Ama bu tehditle mücadele Filistin sorununu görmezlikten gelerek, Şaronizm'i bir yana bırakarak, Arap dünyasındaki haksızlık ve eşitsizlikleri unutarak, Irak'ta sağduyudan uzaklaşarak yapılamaz.
Kissinger Newsweek'deki uzun yazısında, büyük filozof Immanuel Kant'ın iki yüzyıl önceki Ebedi Barış adını taşıyan bir makalesine de değinmiş.
Kant, kalıcı barışın er geç dünyanın kapısını çalacağına inanıyor. Bunu kaçınılmaz görüyor. Ancak, ebedi barışın, ya aklın yolunda birleşerek ya da çok büyük felaketlerin sonunda başka çare kalmayarak gerçekleşeceğini söylüyor.
Kissinger hangisi diye sormuş yazısını noktalarken:
"İşte bu sorudur, Amerika'nın yeni Başkanı'nın karşı karşıya kalacağı temel sorun..."
Başkan Bush ne yapacak?
Burnunun dikine gidip dünyanın başını belaya mı sokacak? Yoksa ikinci dört yılında yeni bir sayfa açarak aklın yolunda mı yürüyecek?
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|