|
Yok mu bu ülkede Asena için yürüyecek erkek?
Cumhuriyet'in 81. yıldönümünü kutladığımız 29 Ekim günkü köşesini "imparator" İbrahim Tatlıses'ten özgürlüğünü isteyen "köle" Asena'ya ayıran Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ve Doğan Medya Grubu Başkan Yardımcısı Ertuğrul Özkök 2 soru sormuş:
1) Töre cinayetlerinde ayağa kalkan, tecavüz olaylarında bildiri üstüne bildiri yayınlayan kadın kuruluşları, acaba bu kız dansöz diye mi seslerini çıkarmıyorlar?
2) Bizim ülkemizde yok mu bu kızın evine ziyaret yapacak bir polis yetkilisi?
Özkök'ün yazısını okuyunca "suskun kaldığı için kendini mahcup hisseden" Tercüman Gazetesi yazarı Gülay Göktürk, bir sonraki köşe yazısını bu konuya ayırmış: "Sadece kusursuz insanlar değil, bütün insanlar temel haklara sahiptir" diyerek bu son olayda Asena'yı eleştirenleri eleştiren Göktürk, "Kendi etti, kendi buldu mantığını sürdürecek olursak, kocalarından dayak yiyen kadınların çoğuna sahip çıkmamamız gerekir"e kadar vardırıyor işi.
Göktürk'e göre devletin Asena'ya sahip çıkması, ancak medyanın patlamasına bağlı:
"Bir takım adamlar, hukuk üstü - yargı üstü hale gelmişler, özel bir dokunulmazlık kazanmışlar. Devletin bu adamlara karşı harekete geçebilmesi için illa ki basının patlaması, olayların ayyuka çıkması ve artık görmezden gelinemeyecek noktaya ulaşması gerekiyor. İstanbul Valiliği ve Emniyet Müdürlüğü Tatlıses için harekete geçmiş. Neden sonra? Hürriyet'in yayınından sonra. Nereye kadar gidecek? Ortalık yatışıncaya kadar."
Töre cinayetleri mi?
Günlerdir Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in yolsuzlukla mücadelede yalnız bırakıldığından yakınması ve halkın desteğini arkasında hissetme ihtiyacı üzerine yazıyorum (ve kafa yoruyorum). 2 ay kadar önce de halkımızın silahlı kutlama merakı ya da sıklaşan mafya hesaplaşmaları sonucu serseri kurşunlara kurban gidenlerden yola çıkarak, bireysel silahlanmanın her geçen gün tırmanmasındaki nedenleri günlerce analiz etmeye çalışmıştım. (Ailesiyle birlikte sahil yolunda pazar gezmesine çıkan 14 yaşındaki Toygun Tombil'in, arabanın arka orta koltuğunda otururken, güpegündüz mafya hesaplaşması nedeniyle isabet eden bir serseri kurşuna kurban gitmesi üzerine)
Tatlıses ile Asena'nın son restleşmesinde Özkök'e de katılmıyorum, Göktürk'e de... Hele töre cinayetlerine kurban giden ya da tecavüze uğrayan kadınlarla Asena'nın aynı kefeye konmasına hiç katılmıyorum. Buna karşılık Kanal D Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı'nın Hürriyet'teki şu satırlarıyla tamamen hemfikirim: "Biz bu türkücüyü imparator yaptık. Hatalarını görmezden geldik ve sürekli pohpohladık. O da sonunda kendini gerçekten imparator zannetmeye başladı. Bugün yasa, kural tanımazlığı bu yüzden." (30 Ekim)
Tatlıses promosyonu
Evet, Tatlıses'in hukuk üstü - yargı üstü hale gelmesinde medyanın hatırı sayılır bir sorumluluğu vardır. Tatlıses, silahını çekip "kadınına" her haddini bildirdiğinde, gazetelerde çarşaf çarşaf röportajları yayınlanmış, dahası bu söyleşilerde "Bir ilişkinin ne zaman başlayacağına, ne zaman ve ne şartlarla sona ereceğine ben karar veririm," zihniyetinin promosyonu yapılmıştır.
Hal böyleyken, kadın kuruluşlarını Asena ile neden dayanışma içine girmiyorlar diye sorgulamak haksızlık olmuyor mu? Asena'ya ille de kadınların mı sahip çıkması gerekiyor? Erkek kuruluşlarının, örneğin Barolar Birliği neden sahip çıkmıyor? Erkekler, herşeyi kadınlara yaptırma alışkanlığından vazgeçmeyecekler mi? Yok mu bu ülkede Asena için yürüyecek erkek?
Medya sahip çıktığında
Kadın baskı altında kaldığı, şiddete uğradığı sürece, artık bu ilişki özel bir ilişki olmaktan çıkar ve toplumsal bir sorun haline gelir. Göz göre göre yapılan saldırılar kadın özgürlüğünün de ötesinde, bir kamusal güvenlik sorunu haline gelir. Dolayısıyla kadınları olduğu kadar erkekleri de ilgilendirir.
İtalya'da 8 ay kadar önce bir kız çocuğu serseri kurşuna kurban gittiğinde, haber belli başlı tüm gazetelere manşet olmuş, bunun sonucu olarak da halk sokaklara dökülerek "her önüne gelenin silah bulup etrafa dehşet saçtığı bir düzeni" yurt çapında büyük gösterilerle protesto etmişti.
Çuvaldızın "birazını" kendimize batırmaya ne dersiniz?
mtamer@milliyet.com.tr
|
|