|
 |
|
|
ABD'nin duruşu
Gökkuşağı / Reşat Kutucular
2002 Kasım ayındaki milletvekili seçimlerinde de böyle olmuştu. Türkiye haritasının büyük bölümü AKP'nin renklerine bürünmüştü. Bekleniyordu ama yine de şaşırmıştı. Beklentiler gerçeklere dönüşünce daha vurucu oluyor.
Her seçim bir kendine geliş aynı zamanda. Kazanan partiden yanaysanız "ne kadar da çokmuşuz" diyorsunuz, muhalifseniz kendinizi "yabancı" hissediyor, kaygılanıyorsunuz.
* * *
Geçen salı günü ABD haritası Cumhuriyetçi renklere büründü ve Amerikan halkının yarısı Başkan Bush'la devam dedi. Diğer yarısı da çaresiz, razı oldu. Orada da muhafazakarlar iktidarda, buradaki gibi...
Kamuoyu yoklamalarının öngördüğü kadar heyecanlı bir yarış olmasa da bu seçim, etkileri açısından, daha uzun süre konuşulacak. Hem Amerika'da, hem Amerika dışında. Bu seçimin analizi dünyanın gittiği yönü anlamak açısından çok önemli. Son dört yıldır "ben yaparım olur" diyen süper güç biraz sakinleyecek mi yoksa seçimden aldığı güçle gerginlik politikalarına devam mı edecek? ABD'nin ruh halindeki değişimlerin eninde sonunda bize yansıdığını öğrendik artık. Bundan sonra ABD'de belki de hiç bir şey eskisi gibi olmayacak. Sorulacak çok soru, yapılacak çok yorum var.
* * *
Bush'a hem dünya üzerinde hem Amerika'da bu kadar öfke varken Kerry'nin kamuoyu yoklamalarında bile hiç öne geçememesinden başlayalım isterseniz. Üç televizyon tartışmasında daha iyi performans göstermiş olmasına rağmen... Üstelik karşısında başkanlığı döneminde ne ekonomik, ne siyasi elle tutulur bir başarı elde etmemiş, Irak'ta çuvallamış Bush varken...
Bunu Kerry'nin karizmatik zayıflığına bağlamak işin kolayı. Bu daha çok Amerikan seçmeninin güvenlik konusundaki zaafiyetinin, ama daha çok muhafazakar değerlerle ilgili hassasiyetinin göstergesi olabilir. Buradan anlaşıldığı kadarıyla özellikle Orta Amerika'da, aynı Anadolu gibi, "dini ve ahlaki" değerler seçmen gözünde diğer dünyevi konulardan daha öncelikli.
Kürtaj konusundaki ya da eşcinsel evliliklerle ilgili tartışmalardaki net tavrı Bush'a gereken farkı sağlamış olabilir.
Hatta geleneksel olarak Demokratlar'a oy veren zencilerden bile Bush'a oy gitmiş olabilir.
* * *
İş bulmakta zorlansa da, belki aç da kalsa seçmen, demokratik refleksini "bari ahlak elden gitmesin"e indirgeyebiliyor. Dünyanın geri kalanı da düşmanlarla dolu zaten. Özgürlüklerden ödün vermek için bir sürü neden var yani. Anlaşılan o ki, post modern değerler cıvıklaştıkça muhafazakar değerler öne çıkmakta ve insan giderek büzülmekte, içine kapanmakta.
Amerika, tarihinin en sert kamplaşmasını yaşıyor. Demokratlar nerede yanlış yaptıklarını bulmaya çalışıyor. Güvenlik kaygıları demokratlığı tehdit mi ediyor yoksa? İnsanlar ahlaksızlığı özgürlüklerin beslediğini mi düşünüyorlar ya da? Bush'un bu dönem daha merkezci, daha makul bir politika izleyeceği konuşuluyor.
Bizim için asıl önemli tarih 17 Aralık yaklaşıyor. AB'den yükselen sesler karışık, orada da muhafazakarlar homurdanıyor. Hayat devam ediyor. Petrol fiyatları yükseliyor. Kafalar karışıyor. ABD'nin duruşu bizim muhafazakar dokumuza sanki AB'ninkinden daha yakın görünüyor.
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|