|
 |
|
|
Bu nasıl büyüme
Satır Arası / Deniz Sipahi
Bugün kimse "kriz"sözcüğünü ağzına almıyor değil mi?
Son 10 çeyrekte yakalanan büyüme trendi, rekor üstüne rekor kıran borsamız ve ihracat rakamlarımız, tek haneye inen enflasyonumuz herşeyin yolunda gittiğini gösteriyor.
Peki gidişat iyiyse neden işsizlik oranları azalacağına artıyor, neden hala 2001 krizinden sonra işini kaybeden insanlar istedikleri işlerde çalışamıyor?
Biraz da bu konuyu düşünsek ya...
Yatırım bankası Morgan Stanley'in son raporu bu gerçeği açıkça ortaya koyuyor:
* * *
"Ekonomik büyüme çerçevesinde istihdamda bir toparlanma oldu, ancak bu henüz yeterli düzeyde değil. Bu yılın ikinci çeyreğine kadar olan son bir yılda, 492 bin kişiye iş imkanı sağlandı. Ancak sürdürülebilir istihdam için, bu rakamın daha yüksek olması gerekiyor. Türkiye son 10 çeyrekte, reel gayrı safi yurtiçi hasılasını olağanüstü şekilde, yüzde 25 artırdı. Ancak son 10 çeyrektir yakalanan ekonomik büyüme, daha önceki ekonomik krizler sonucu oluşan işsizlik açığını ise kapatamıyor..."
Raporda, yaklaşık 1.1 milyon kişi olarak tahmin edilen potansiyel iş arayanların da gözönünde alındığında Türkiye'de gayrı resmi işsiz oranının yüzde 19.5 düzeyinde olduğu ifade ediliyor.
Ben Türkiye'deki işsizlik oranının bundan da fazla olduğunu düşünüyorum. Nüfusu bu kadar genç bir ülkenin, yetişmiş, deneyimli ve çalışma arzusu içinde yanıp tutuşan kadrolarını daha ne kadar tutabileceğiz?
* * *
2001'den bu yana evlerinde oturan ya da sırf "İş buldum..." diyebilmek için kapasitelerinin çok altındaki pozisyonlarda çalışanların mutsuzluğu hiçbir şeye benzemez.
İnanın; bastırılmış duyguların, ötelenmiş beklentilerin ne zaman harekete geçeceği ve Türkiye'yi nereye sürükleyeceği şimdiden tahmin edilemez.
Biliyorum; çok insan için 17 Aralık bir dönüm noktası, belki de hayallerin gerçeğe dönüşme umudu.
Ama madalyonun tersi hiç de öyle olmayacak.
2005'ten sonra Türkiye'yi çok daha zorlu bir süreç bekliyor.
Müzakereler beklediğimizin de ötesinde sıkıntılar yaratacak. Ev ödevimizi iyi hazırlarsak belki işin sonunda bizler mutlu olacağız ama tam üyelik günü geldiğinde de karşımızda nasıl bir Avrupa Birliği bulacağız belli değil.
Biz yine işsizlik konusuna dönelim. İstatistikler gösteriyor ki; Avrupa Birliği'ne üye ülkelerde, 25 yaş altındaki genç işsizlerin son bir yıl içinde yüzde 0.7 oranında artış kaydedilmiş. Yani iş kapısı gibi görülen AB ülkelerinde de işsizlik artıyor.
Bu konu giderek küresel bir boyut kazanıyor.
* * *
Cumhuriyet tarihinin en derin krizini yaşayan Türkiye, nitelikli kadrolardan yararlanmak yerine bu insanları kaderleriyle baş başa bıraktı.
"Esnek çalışma modeli" sayesinde kazanılacak birçok genç, ne yazık ki bugün toplumsal ve sosyal darboğaz içinde... Bu sayede özellikle KOBİ'ler hem nitelikli kadrolara sahip olacak, hem de bu insanlarımızın kendilerine olan güvenleri yitirilmemiş olacaktı.
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|