|
 |
|
|
Hiçbir şey
Perşembe'nin gelişi Çarşamba'dan bellidir. Sebat maçından çıkan Galatasaraylılar birbirlerine soruyorlardı, "Biz bu futbolla nasıl kazandık" diye. Dün Sebat maçının yarısı bile yoktu. 10 gün oynasalar Galatasaray takımı gol atamazdı. 65 top kaybı yapan, ilk yarıda sadece bir şut atan (o da auta gitti), maçın tamamında pozisyon bulamayan, yürüyecek hali olmayan bir takım zaten kazanamazdı.
Bir; fizik olarak kötüsün. İki; taktik olarak da kötüsün. Beş maç 15 puan almışsın. 14 gol atmışsın, 2 gol yemişsin. Ligin en çok gol atan iki forveti sende. Hakan artı Necati 14 gol (Diyarbakır'ın toplam 10 golü var). Bir de düzenini değiştirmişsin. Dörtlü savunmanın önünde iki ön libero, onun önünde üç kişi. İleride de tek forvet Hakan Şükür. Haa bu bir taktiktir, böyle oynayabilirsin. Ancak Necati'yi kenarlara çekerek, gol bölgesinden uzaklaştırırsanız işler yürümez. İkinci yarıda Balic'in yerine Ümit Karan giriyor ancak Necati yine gole uzak. Fiziğin kötü, taktiğin kötü, ne kaldı konsantrasyon. O hiç yok. Örnek mi? Yılların tecrübeli oyuncusu Song ofsaytı rakip yarı alandan kullanıyor. Yine aynı Song, Mondragon'un aut atışındaki pası ceza sahası içinde kontrol ediyor. Hakan Ünsal'ın ilk yarıdaki gayreti, Ümit Karan'ın gayreti hepsi o kadar. Giren çıkan diğer oyuncuların müthiş isteksizliğine karşılık haddini bilerek oynayan dengeli bir Diyarbakır galibiyeti hak etti. Kalecisi muhtemelen duş bile almamıştır.
Galatasaray'ın aldığı bu skor bugün Fenerbahçe stadını dolduracaktır. Hakemin kötü yönetmesi için bir sebep yoktu. O da zaten rahat, kendinden emin, hatasız maçı bitirdi.
rdilmen@milliyet.com.tr
|
|
|

|