Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 06 Kasım 2004 / Cumartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
"Tatavalar"ı ırgalamak, toz mu etmeli insanı?


ISSIZ, sessiz, kimsesiz, masmavi Ekincik Koyu... Bilinmeyen bir uzay denizi gibi, enginlerde kaybolup gidiyor bomboş Akdeniz...
Genç bir karı - koca olan, Yusuf'la Belma'nın; yıllardır birlikte düzenleyip işlettikleri, plajlı Likya Bahçe Lokantası... Tekneyle gelen turistlerin bayım bayım bayıldıkları, plajlı, doğal lokanta...
Lokantanın, mevsimi noktaladığı son günü. Yusuf'la Belma, masalarla sandalyeleri kaldırıyorlar teker teker...
Bahçe, hiç el değmemiş gibi görünen doğal bir şiir ortamı; dağınık palmiyeler, son birkaç burun kanı kırmızısındaki çiçeğiyle, geçmiş yaza bir veda selamı gönderen öbek öbek zakkumlar; ağaçların dibinde yerden fışkırmış, hardallı sarı renkleriyle bir çeşit değişik papatya azmanları... Ve kızarmış yapraklarıyla sarmaşıkların, salkım saçak üstünde yayılıp gittiği çardaklar...
Bir de kiremit rengine boyanmış oluklu sactan damıyla, bahçe ortamına uygun bir amerikanbar...
* * *
Köyceğiz ve çevresi; sen ne kadarını görebiliyorsan, sana o kadar görünen çok ayrı bir dünya...
O dünyanın derinliklerinde, neredeyse 3 bin yıl gerilere uzanan Karya, Kaunos ve Heredot'un anlattığı bambaşka mucizeli alemler...
Kızım Zeynep Bakan da, nihayet Köyceğiz'e geldiği için; ıssız ve sessiz Ekincik Koyu plajlarıyla Likya Lokantası'ndan; eski Olemp'in, bugünkü Ölemez Dağı'nın, binlerce yıl önceki yaşamından günümüze kalmış görkemli galeksisine doğru vuruyoruz...
* * *
Her biri neredeyse yarım tonluk taşların yan yana konmasından oluşmuş, merdiven merdiven, yarım daire biçimindeki 5 bin kişilik açık hava tiyatrosu...
Gönlüm isterdi o tiyatroda Sofokles'in "Kral Odipus"unu; bizdeki ilk tiyatro piyesi "Şair Evlenmesi"ni, 1865'te yazmış olan Şinasi'yle izlemeyi...
* * *
Ölemez Dağı uzantısındaki tepelerin yamaçlarını kaplayan çam ormanları ve dik yokuşlarla inişli çıkışlı asfalt bir otoban...
Otobanda, 20'yi aşkın bisikletli bir turist kafilesi... Kan ter içinde pedal basıyorlar...
Kafilenin içinde yaşlıca bir karı koca... Asfalt yokuş dik mi dik... Bisikletin üstündeki şişmanca hanım, iyice yorulmuş gibi... Yanındaki kocası kendi bisikletinin üstünden uzatmış kolunu, karısını belinden itmeye çalışarak ona destek veriyor.
Solmaz:
- İşte gerçek bir aşk, dedi.
Dik bir yokuşu bisikletle çıkmaya uğraşan yaşlı bir karı - koca ve erkek kolunu uzatmış karısının beline, destek veriyor...
* * *
Medyada Kara Kartal'ın Bilbao'ya karşı zaferi; Arafat'ın son saatleri; içerideki gizli çetelere kimlerin yardım ettiği...
Sonra da, Verlaine'e "Sonbahar kemanlarının uzun hıçkırıkları" olarak sese dönüşmüş görünen; sonbahar ağaçlarının sarı ağırlıklı rengarenk yaprakları...
Çitlenbikler, kavaklar, çınarlar ve inadına yeşil narenciye bahçeleri...
* * *
NTV'deki programında, "onlar - biz" ayrımını, "makro - ekonomik" bir tabloda, yumuşak sesiyle yüreklice karşılaştırıp somutlaştıran Güngör Uras:
- Ege semalarında, diyor, uçakların tehlikeli oyunları sürse de; Güney Kıbrıs'taki yaşam düzeyiyle, Kuzey'deki düzey arasındaki fark ortada... Bizde üretim yok çünkü...
Neden acaba diplomatlarla, militerler hiç değinmezler "yaşam kalitesi" açısından ekonomik kıyaslamalara...
Sanki bizdeki halk yığınları, "Türk'e Türk propagandası"yla uyutulan gizli bir iç sömürge halkı ve maliyeti ucuz bir insan deposuymuş gibi...
Böyle bir kuşkuya gerek yok tabii; mademki egemenlik kayıtsız şartsız ulusun... Her ne kadar, hayatında bir kez olsun tiyatroya gitmemişler, çoğunluktaysalar da politikacılar arasında...
* * *
Hem canım, tiyatro çok mu önemli yani; vatanı, milletiyle devletin bölünmez bütünlüğü yanında... Bize ne Kaunos'un 5 bin kişilik açık hava tiyatrosundan, bize ne Sofokles'ten... "Türk'ün güneşleriyle dünya ufku ağardı, Türk olmasa tarihe yazılacak ne vardı?"
* * *
Güneş battıktan sonra, çam ormanları arasındaki tepelerden Köyceğiz'e inerken; Köyceğiz Gölü de, sakin, sessiz, kimsesiz bir mavilikte...
Yahya Kemal'in mısraları dökülüyor ağzımdan:
Bir hayale dalınır zevk alınır;
Belki hala o besteler çalınır,
Gemiler geçmeyen bir ummanda...
* * *
Aman sakın tatavaları ırgalamayın kuzum; ne olur ne olmaz...
Tatava tatavadır, tatava prim yapar;
Tatavaya boş verme, sonra seni kurt kapar.

c.altan@prizma.net.tr








Taha AKYOL
Filistin nereye?
FİLİSTİN davasının sembolü Arafat, Filistinli...
Çetin ALTAN
"Tatavalar"ı ırgalamak, toz mu etmeli insanı?
ISSIZ, sessiz, kimsesiz, masmavi Ekincik Koyu...
Melih AŞIK
Yeşil azınlık
Medyamız görmezden gelmeye çalışsa da... AKP ...
Fikret BİLA
Portekiz izlenimleri
Avrupa Birliği yolunda Türkiye'nin kendine en...
Hasan CEMAL
Ankara'nın Bush beklentisi
Başkan Bush'la bir dört yıl daha... Şimdi dün...
Güneri CIVAOĞLU
Alev aydınlatır da...
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin köy yakma/...
Can DÜNDAR
Ya öbür sırlar?
Size bir sır vereyim mi?
Abbas GÜÇLÜ
Avrupa Bilim Haftası
O kadar çok özel günler ve haftalar var ki bi...
Sami KOHEN
Arafat'tan sonra ne?
Belki soruyu önce "Arafat'tan sonra kim?" şek...
Mehmet Y. YILMAZ
Lisa Olayı ve Zimbardo deneyi
Psikolojik araştırmalara çok meraklı bir arka...
Meliha OKUR
Yoksulların başkaldırısı
Tam 60 gün kaldı. 1 Ocak 2005'te kotalar kalk...
Hasan PULUR
Partinin adı çıkınca...
BOŞUNA söylememişler "İnsanın adı bir kere çı...
Derya SAZAK
Çeteye 'yardım'
Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya'nın adı neden...
Meral TAMER
Amerikan Müftülüğü'ne gelen sorular!
Anadolu Ajansı Haber Yayın Daire Başkanlığı M...
Tamer HEPER
Bir yanlış var
1999 depreminde evleri yıkılan mağdurların pr...
Güngör URAS
Devletin 6 senfoni 6 opera orkestrası var
Devletin 6 senfoni orkestrası var. (Cumhurbaş...
M. Ali BİRAND
"MUHAMMED ALİ, SENİNLE KUDÜS'TE BULUŞACAZ..."
Arafat hakkında farklı şeyler düşünüyor olabi...

© 2004 Milliyet