Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 06 Kasım 2004 / Cumartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Ankara'nın Bush beklentisi


Başkan Bush'la bir dört yıl daha... Şimdi dünyanın bütün başkentlerinde, siyasal odaklarında bu kader masaya yatırılmış durumda, tartışılıyor.
Tabii Ankara'da da...
Bush değil de Kerry seçilseydi, Ankara - Washington ilişkileri yeni bir bekleme ve alışma dönemine girebilirdi. Bazı belirsizlikler ortaya çıkabilir, bir zaman kaybı yaşanabilirdi.
Ama Bush'la daha farklı.
Bush yönetimiyle bir oturmuşluk söz konusu. Taraflar birbirlerini dört yıldır tanıyor, biliyor. Her iki taraf da hassas konular nedir, artık farkında.
Bir olgu daha var:
Türkiye'nin 11 Eylül dünyasındaki önemi... Washington da, Ankara da hiç kuşkusuz bu gerçeğin bilincinde. Türkiye'nin hem Amerika hem Avrupa'yla ilişkilerinde, abartılmaması kaydıyla, manevra alanını genişleten, elini güçlendiren bir konu bu.
Öte yandan, Türk - Amerikan ilişkilerinin bugün çok iyi bir yörüngede seyrettiğini söylemek ne kadar gerçekçi olur bilemiyorum.
1 Mart tezkere olayının, Kuzey Irak'ta Türk askerinin başına çuval geçirme rezaletinin açtığı yaraların ve genel olarak Irak'la ilgili gelişmelerin, Washington'la Ankara arasında gerilim ve soru işaretlerine neden olduğu, elektrik yüklü bir havanın henüz dağılmadığı rahatça söylenebilir.
Irak Kürtleri'yle Kerkük'le ilgili olarak Amerika ne yapmak istiyor? Bu açıdan Ankara'da beslenen gizli gündem kuşkusu varlığını devam ettiriyor.
Kritik bir konu daha var:
Amerika, Türk kamuoyunu kaybediyor.
Washington'un Ankara'daki temsilcisi Büyükelçi Edelman'ın son Anadolu gezisinden farklı izlenimlerle döndüğünü sanmıyorum. Türk kamuoyunda Amerikan imajının hızla kötüleşmesinde iki temel neden var.
Biri, Amerika'nın Irak Savaşı'ndaki yanlışları... Diğeri, Başkan Bush'un Filistin sorununda tümüyle Şaronizm'e yaslanması, yani İsrail Başbakanı Şaron'un elini serbest bırakması...
Şimdi Ankara'da merak ediliyor:
Başkan Bush yeni dönemde Filistin - İsrail politikalarını gözden geçirecek mi? Yoksa Arafat'ın yokluğundan kaynaklanabilecek kaos ortamında Filistinlilere yeni dayatmalar gelebilir mi?
Irak'ta ne yapacak Bush?
Şu sıralar beklendiği gibi Felluce'ye, 'Sünni üçgeni'ndeki bazı direniş merkezlerine Amerika ne kadar yüklenecek? Bunların bedeli ne olacak? Irak'ta öngörülen 30 Ocak seçimleri için yeterli güvenlik ortamı sağlanabilecek mi?
Gerek Filistin gerek Irak'la ilgili olarak başkalarının görüşlerine ne kadar kulak verecek yeni Bush yönetimi? Avrupa'nın, Türkiye'nin bazı haklı uyarılarını hesaba katıp, müttefikleriyle yeni ortak stratejilere yanaşacak mı? Yoksa malum başına buyruk anlayış ikinci dönemde de devam eder mi?
Evet, çok soru az yanıt!
Ankara'da tedirginlik verici bir bekleyiş daha var:
İran...
Tahran'ın nükleer güç olma merakı, bölge ve dünya barışı açısından bir olumsuzluk. Ama bunun hangi yollarla engellebileceği, Bush yönetiminin bu alanda Avrupa'yla işbirliğine, diplomatik yöntemlere ne kadar rağbet edeceği konusu Ankara'da tedirginliğe neden oluyor.
İran'daki nükleer tesisler vurulabilir mi? 1980'lerin başında Irak'taki tesisin İsrail tarafından vurulması gibi bir durum bu kez İran'da yaşanabilir mi?
Türk Dışişleri'nden güvenilir bir kaynağın çılgınlık diye nitelediği böyle bir ihtimalin gerçekleşmesi bölgede istikrarsızlığı daha beter körükleyebilir.
Sağlıklı değerlendirmeler için henüz erken. Bunun için bazı ipuçlarının ortaya çıkması lazım. Tabii öncelik, Başkan Bush'un kendi yönetiminde yapacağı değişikliklerde. Bunu görmeden, Bush'un yeni dönemdeki niyetlerine teşhis koymak kolay olmaz.
Bush, radikal değişikliğe gidebilir mi? Ya da göz boyama niteliği taşıyan vitrin değişikliği... Ankara, Bush yönetiminde köklü bir değişikliğe pek ihtimal vermiyor.
Ama öyle olsa da, Başkan Bush'un yeni dönemde artık başına buyruk tavırları bırakması ve tarihte kendine farklı bir sayfa araması temenni ediliyor Ankara'da...

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Filistin nereye?
FİLİSTİN davasının sembolü Arafat, Filistinli...
Çetin ALTAN
"Tatavalar"ı ırgalamak, toz mu etmeli insanı?
ISSIZ, sessiz, kimsesiz, masmavi Ekincik Koyu...
Melih AŞIK
Yeşil azınlık
Medyamız görmezden gelmeye çalışsa da... AKP ...
Fikret BİLA
Portekiz izlenimleri
Avrupa Birliği yolunda Türkiye'nin kendine en...
Hasan CEMAL
Ankara'nın Bush beklentisi
Başkan Bush'la bir dört yıl daha... Şimdi dün...
Güneri CIVAOĞLU
Alev aydınlatır da...
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin köy yakma/...
Can DÜNDAR
Ya öbür sırlar?
Size bir sır vereyim mi?
Abbas GÜÇLÜ
Avrupa Bilim Haftası
O kadar çok özel günler ve haftalar var ki bi...
Sami KOHEN
Arafat'tan sonra ne?
Belki soruyu önce "Arafat'tan sonra kim?" şek...
Mehmet Y. YILMAZ
Lisa Olayı ve Zimbardo deneyi
Psikolojik araştırmalara çok meraklı bir arka...
Meliha OKUR
Yoksulların başkaldırısı
Tam 60 gün kaldı. 1 Ocak 2005'te kotalar kalk...
Hasan PULUR
Partinin adı çıkınca...
BOŞUNA söylememişler "İnsanın adı bir kere çı...
Derya SAZAK
Çeteye 'yardım'
Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya'nın adı neden...
Meral TAMER
Amerikan Müftülüğü'ne gelen sorular!
Anadolu Ajansı Haber Yayın Daire Başkanlığı M...
Tamer HEPER
Bir yanlış var
1999 depreminde evleri yıkılan mağdurların pr...
Güngör URAS
Devletin 6 senfoni 6 opera orkestrası var
Devletin 6 senfoni orkestrası var. (Cumhurbaş...
M. Ali BİRAND
"MUHAMMED ALİ, SENİNLE KUDÜS'TE BULUŞACAZ..."
Arafat hakkında farklı şeyler düşünüyor olabi...

© 2004 Milliyet