|
Yoksulların başkaldırısı
Tam 60 gün kaldı. 1 Ocak 2005'te kotalar kalkacak. Global 200 milyar dolarlık tekstil ve konfeksiyon pazarında piyasa tamamen libere olacak. Yani, beklenildiği gibi yavaş yavaş 30 milyon kişi işsiz kalacak. Korkmayalım ama üzerinde duralım. Çünkü 31 Aralık 2004'e kadar çok ciddi bir mücadele sürüp gidecek.
Niye? Biliyorsunuz, 146 ülkeyi çatısında toplayan Dünya Ticaret Örgütü DTÖ, 1994 yılında Uruguay Roundu ile bir karar almıştı. Karar, "Dünyadaki az gelişmiş ülkelerin dünya ticaretinden daha fazla pay almasıydı."
Bunun için de uygulanan kotalar yavaş yavaş kalkacak, dünyanın yoksulları, pastadan alacakları payla refah toplumu olma yolunda adım atacaklardı.
Yani dünyanın az gelişmiş ülkeleri de bir şekliyle küresel yolculukta kollanacaktı. Bu yüzden DTÖ, Uruguay Roundu ile 10 yıllık bir geçiş süreci koydu.
Tekstilden konfeksiyona, tarıma çok geniş bir yelpazeyi kapsayan Uruguay Roundu, iyi ve güzel amaçlarla imzalanıp devreye girerken kimsenin göremediği bir gelişme oldu. Çin, sessiz sedasız başladığı yolculukta birdenbire tüm dengeleri değiştiriverdi. Ve 2001 yılında DTÖ'ye üye olduğunda da sinirler iyice gerildi.
Çünkü Çin, 1987 yılında başlattığı kendine özgü "Sosyalist Serbest Ekonomi" modeliyle dışa açıldı. Modernizasyon sürecine girdi. Yabancı sermaye çekmeye başladı. Ve 2001 yılında tekstil ve konfeksiyonda ABD pazarından yüzde 9 pay alırken 2004 yılı mart ayında bu pazardaki payını yüzde 65'e çıkardı. Bu bir tehlike sinyaliydi. Çin, dünya pazarlarını kasıp kavuruyor, özellikle 55 - 60 dolarlık işçi ücretleriyle dengeleri değiştiriyordu. Yani adil ve etik bir ticaret gündemin baş sırasına oturuyordu. İşte bu noktada Mart 2004'te ilginç bir gelişme oldu. İstanbul'da ATMI (Amerika Tekstil Üreticileri Enstitüsü) Başkanı Casi Johnson, AMTAC (Amerika Tekstil Ürünleri Ticari Koalisyonu) Başkanı Augustino D. Tantilo ve İHKİB Başkanı Süleyman Orakçıoğlu bir ortak çağrıda bulundu.
"Kotalar 2005'te değil, 2008'de kaldırılsın." Oysa bir hafta önce Bangladeş ve Kamboçya DTÖ'ye gitmiş, başvurusunu yapmıştı bile. Ama asıl ilginç gelişmeyi Afrikalı 14 yoksul ülke yaptı. Mauritius, 14 Afrika ülkesiyle birlikte DTÖ'den özel toplantı istedi. Ve İstanbul'da başlayan hareket, yoksulların başvurusuyla "İstanbul Deklarasyonu" adını aldı.
DTÖ, kuralları belli, verdiği karardan vazgeçmeyen bir örgüt.
Fakat yoksulların bu başkaldırısı, Çin'in durumu? İşte bu noktada AB'den gelecek açıklama önemliydi. Nitekim geçen hafta AB'nin tekstil sivil toplum örgütü Euroteks konuyla ilgili yumuşama işareti verdi. Ve üç önemli noktada yol haritasını açıkladı. Şimdi 11 Kasım'da DTÖ'de konuyla ilgili toplantı var.
Bütün yazının özeti: DTÖ, Çin'e karşı kulaklarını tıkayacak mı? Yoksullar için ne yapacak? Adil ve etik kurallar için ne yapacak? Kısacası Çin'e değil, DTÖ'ye odaklanacağımız bu dönem ulusalcı ve küreselcileri karşı karşıya getirecek. Önemsiz mi ?
melihao@cnnturk.com.tr
|
|