|
 |
|
|
Dile kolay 92 yıl
Satır Arası / Deniz Sipahi
Sporda başarı Türkiye'de futbolla ölçüldüğü için yapılan değerlendirmeler çoğu zaman eksik kalıyor.
Hele futbolda dönen paraların birçok sanayi sektöründe bile olmadığını dikkate alırsak; yapılan spor programlarının da, yazılan yazıların da yüzde 95'i futbol içerikli oluyor.
Son zamanda Süreyya Ayhan'ın atletizmdeki başarıları, Basketbol Milli Takımımız'ın Avrupa ikinciliği, bayan voleybol takımımızın uluslararası karşılaşmalarda aldığı dereceler bile bu gerçeği değiştirmiyor.
Kısa bir süre için konsantrasyon bu branşlara kayıyor gibi gözükse de, aklımızın bir ucunda yine hafta sonunda oynanacak süper lig karşılaşmaları, ya da Avrupa kupalarındaki zorlu maçlar oluyor.
İzmir kulüplerinin son yıllardaki başarısızlıkları, iddia taşımayan mücadeleleri de sporseverlerin statlara gitmemesine yol açıyor.
Spor demek nasıl yalnızca futbol değilse; takım deyince aklımıza Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş mı gelmeli?
* * *
Bu üç kulübümüzden sonra Türkiye'de kurulan en eski takım unvanına Karşıyaka sahip.
1912 yılında kurulan Karşıyaka geçtiğimiz günlerde doksan ikinci yaşını kutladı.
KSK'nin tarihinde büyük başarılar, dillere destan şampiyonluklar var.
Bu kulubümüzde yetişip Türkiye'nin gururu olan bir sporcu ordumuz bulunuyor.
Her şeye futbol gözlüğüne bakan yorumculara göre Karşıyaka başarısız sayılabilir; peki gerçekte öyle mi?
Bir dönem 17 spor branşıyla faaliyet gösteren Türkiye'deki tek kulüp olan Karşıyaka'nın spor dünyasına katkıları unutulabilir mi?
Her zaman iddia ediyorum.
İzmir'in diğer kulüpleri gibi Karşıyaka'nın da başarı endeksi futbol olmamalı.
1986-1987 sezonunda basketbolda yakalanan lig şampiyonluğu ve cumhurbaşkanlığı kupası unutulmamalı.
Yelkende Türkiye'de değil; Avrupa şampiyonlukları gözardı edilmemeli.
* * *
Son dönemde Karşıyaka'nın bayan voleybol takımının aldığı seri galibiyetler küçümsenmemeli.
Atletizmde, yüzmede, hentbolde alınan dereceler sık sık hatırlanmalı.
Karşıyaka yüzüncü yaşgününe şimdiden hazırlanmalı.
Bugünden ulaşabileceği, gerçekçi hedefleri belirlemeli.
Buna uygun stratejileri geliştirmeli.
Doksan iki yıl; dile kolay.
İzmirlilere düşen de Karşıyakası'na, Altayı'na, Göztepesi'ne, İzmirsporu'na Altınordusu'na sahip çıkmaktır.
Son bir not...
Karşıyaka bir "futbol kulübü" değil, bir "spor kulübü"dür.
Geçmişte basketbolda, voleybolda, atletizmde yakalanan başarılarda hep İzmirli gençlerin isimleri vardı.
Geleceğe dönük planlar ve hayaller kurulurken bu gerçeği dikkate almalıyız.
Baskette lig şampiyonluğunu alan takımda, bu kentte doğup büyümüş tam sekiz oyuncumuz bulunuyordu.
Bu potansiyel hala var ve fiziki altyapısını hemen hemen tamamlamış Karşıyaka gibi bir kulüpte, tükenmeyecek bir kaynak bulunuyor.
* * *
Bana göre Karşıyaka yüzüncü yıla kadar baskette, voleybolda geçmişte olduğu gibi yine uyumlu, iyi anlaşan, başarıdan başarıya koşan bir takım yaratabilir. Futbol... Futbolsuz zaten olmaz.
BİR BAŞKA GÖZLE
Alışveriş geni
Ne kadar gelişirsek gelişelim, atalarımızdan devraldığımız birçok özelliği içimizde barındırıyoruz, bazen hiç farkında olmasak da.
Hayvan davranışlarını inceleyerek insanınkilerle karşılaştıran bir zoolog olan Desmond Morris, ünlü kitabı "Çıplak Maymun"da (İnkılap Yayınevi) insanın tüylerini kaybetmiş bir maymun türü olduğunu ve davranışlarını ne kadar soylu nedenlere dayarsa dayasın, yine de baştaki o pek soylu olmayan güdülerinden vazgeçmediğini iddia eder.
Orman maymunundan düzlük maymununa, düzlük maymunundan avcı maymuna, avcı maymundan toprağa bağlı maymuna, toprağa bağlı maymundan kültür sahibi maymuna dönüşüm sırasında, dişi ve erkek ilişkilerinde de evrimsel bir süreç yaşanmıştır.
* * *
Dişi ve erkek avcı maymunların birbirlerine aşık olup birer çift oluşturmaları sonucunda, erkek yuvadan uzaklaştığında bile karşılıklı bağlılığın sürmesi sağlanmıştır.
Böylece erkekler arası cinsel rekabetin azalması sonucu işbirliği olanağı artmış ve doğan yavrular daha uzun süre ve daha iyi koşullarda bakım ve eğitim koşullarına sahip olmuşlardır.
Ancak Morris'e göre türümüzün bugünkü davranışları gözönüne alındığında, bu akım bir yere kadar gerçekleşmiştir ve primat dönemimize özgü bazı içgüdülerimiz, örtülü biçimde de olsa, su yüzüne çıkmaktadır.
* * *
Bir radyo aracılığıyla haberdar olduğum İngiltere'de yapılmış bir araştırmada da benzer sonuçlara ulaşılmıştır.
Araştırmaya göre alışveriş yapan kadınların, erkeklere oranla önemli ölçüde daha uzun sürede karar verdikleri, karar vermeden önce daha çok dükkan dolaşarak daha fazla ürün inceledikleri ortaya çıkmış.
Araştırmacılar bu davranış biçimlerini atalarımıza borçlu olduğumuzu iddia ediyorlar.
Vahşi atalarımızın "avcı" karakterindeki erkekleri, avlarını "hızla" yakalayıp, eşine ve çocuklarına getirmekle yükümlüydü (tıpkı alışverişini bir çırpıda halledip, kendini dışarı atan erkeklerimiz gibi); kadınlarsa "toplayıcı" özellik gösteriyorlardı.
Yakın bölgelerdeki meyve ve sebzeler olgunlaştığında "acele etmeksizin" onları toplayıp getirmekle görevliydiler. (Dükkanların indirim dönemlerini bekleyip, uygun fiyatlarla silip süpüren hanımlarımız gibi.)
* * *
Sonuç olarak... Beyler ve bayanlar, alışveriş esnasında lütfen eşlerinize kızmayın. Davranış biçimleri onların genlerinde var.
Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok'un kaleminden
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|