|
 |
|
|
Arafat için...
Yaser Arafat'la son olarak geçen yıl haziran ayında görüşmüştüm. En çok barışı özlediğini söylemişti. Ramallah'ta İsrail kuşatması altında yaşıyordu. İki yıl olmuş, dışarı adım atmamıştı. İsrail Başbakanı Şaron ev hapsinde tutuyordu Arafat'ı...
En çok neyi özlediğini sormuş, iki yıldır görmediği küçük kızını anımsatmıştım.
Şöyle demişti Arafat:
"Benim için barış her şeyden çok önemlidir. Çünkü benim halkım çok çekti."
Sağlığı iyi değildi. Kesik kesik konuşuyor, sözcükleri bulmakta zorlanıyordu. Odası avuç içi kadardı. Ramallah'taki karargahının görüntüsü de hazindi.
Her yanda insanın yüreğini burkan savaş manzaralarıydı dikkati çeken. İsrail tanklarının yerle bir ettiği binaların kalıntıları, moloz yığınları ve yanmış, yamyassı olmuş arabalardan oluşan çöplük... Arafat anlaşılan bu görüntüleri İsrail saldırganlığını anlatan bir savaş müzesi gibi muhafaza ediyordu.
O sıcak yaz akşamı her türlü kışkırtıcı soruyu yöneltmiştim kendisine. Bazen sesi titreyerek, elini bana doğru sallayarak tümünü yanıtlamıştı.
Barışın önündeki engel olmadığını, terörü kışkırtmadığını vurgularken, ben de pat diye kışkırtmıştım kendisini, "Artık siyaseten bittiğinizi öne sürenler var!" diyerek.
Gözleri çakmak çakmak olmuştu.
Elimi sıkmıştı cevap verirken:
"Ben bitmedim, dimdik ayaktayım. Ben Yaser Arafat'ım. Biliyor musun, beni halk seçti. Şunu da unutma, Kuran'a göre de en büyük halktır."
Arafat'ın soruma tepkisini dinlerken, dikkat ettim, yüzünü sanki şöyle bir hüzün dalgası yalayıp geçmişti Koca Reis'in... Benim içimde de bir pişmanlık duygusu uç vermişti, ne diye bu kadar sert, bu kadar direkt sordum diye...
Arafat artık sahneden çekiliyor.
Filistin halkı da babasını kaybediyor. Çünkü bugün Filistin halkı tarih sahnesinde varsa, Arafat sayesinde var. Filistin davası varsa, onun sayesinde var.
İsrail devletinin kuruluşu ve İsrail işgali nedeniyle paramparça, darmadağınık yaşayan Filistinliler bugün bir 'ulusal bilinç'e sahip olabilmişlerse, bunun altında Arafat'ın ömür boyu vermiş olduğu mücadele yatıyor.
Bu ulusal mücadele ve bu konuda Arafat'ın Filistinlilerde yarattığı kader birliği olmasaydı, bugün tarih sahnesinde bir 'Filistin ulusu'ndan söz edilemezdi.
Arafat böyle bir sembol.
Ulusal bir kahraman.
Ve ulusal lider...
Kimi İsraillilerin ve Şaron'un gözünde terörist olsa da, hiç kuşkunuz olmasın, tarih onu farklı bir yere koyacak ve Filistin davasının, Filistin ulusunun babası, simgesi olarak yazacak sayfalarına...
Tabii Arafat'ın her fani gibi, tarih sayfalarına artıları kadar eksileri de not olarak düşülecek.
Şunu söylemek istiyorum:
Arafat bir ömür boyu verdiği efsanevi mücadeleyle Filistin ulusunu yarattı ama onu bir 'devlet'e kavuşturamadı.
Filistinliler devletsiz kaldı.
Savaşı kaybetmedi.
Ama barışın mimarı da olamadı.
Bu kadarını yapabildi Arafat. Sonrasını, kendinden sonraki kuşaklara bırakıyor.
Barış ve devlet konusunda belki de yaşamının en büyük fırsatını 2000 yılında, Camp David'de ABD Başkanı Clinton'la İsrail Başbakanı Barak'a evet demeyerek kaçırdı Arafat.
Yazık oldu.
Bağımsız bir Filistin devleti ile kalıcı barış hala bekliyor.
Şimdi denebilir ki:
Arafat'ın tarih sahnesinden çekilmesiyle yeni bir fırsat penceresi açılıyor. Bir yandan Filistinli liderlerin bu geçiş döneminde bu fırsatı çok iyi yerli yerine oturtmaları, iç kavgadan kaçınmaları... Öbür yandan İsrail'le Şaron'un takkeyi önlerine koyup düşünmesi...
Ve tabii Amerika'yla Avrupa'nın birlikteliği... Özellikle de Başkan Bush'un yeni yönetimiyle ağırlığını artık sadece Şaron'dan yana koymaktan vazgeçmesi...
Radikal dinci terörle mücadele ve Ortadoğu'da barış diyorsak, Filistin - İsrail sorununun çözümüdür bunun anahtarı. Filistin ulusu kendi bağımsız devletine kavuşmadan ve trajediye doymayan bu topraklarda iki bağımsız devlet, Filistin'le İsrail barış içinde yan yana yaşamaya başlamadan bunu başarmak hayaldir.
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|
|


 | Çetin ALTAN | | Hırt, hışır, hıyar, saloz, angut... NASREDDİN Hoca, ayrı ayrı yörelerde hayatları... | |  | Melih AŞIK | | "Her şey dahil" Turizm'de son yılların hem modası hem yaygın ... | |  | Fikret BİLA | | Rum resti 17 Aralık yaklaştıkça Kıbrıs Rum Yönetimi'nde... | |  | Hasan CEMAL | | Arafat için... Yaser Arafat'la son olarak geçen yıl haziran ... | |  | Güneri CIVAOĞLU | | Masum tuzaklar Sevgili Anneciğim ve Babacığım, Üniversiteni... | |  | Can DÜNDAR | | Homofobi "Oğlumuz Ahmet'le, oğlumuz Mehmet'in nikah tö... | |  | Abbas GÜÇLÜ | | Türkiye, bilim toplumu olur mu? Önümüzdeki haftanın, Avrupa Bilim Haftası old... | |  | Mehmet Y. YILMAZ | | Ateş ve buz İzlanda'da buluştu İçinde bulunduğum küçük uçak İzlanda'nın Kefl... | |  | Hasan PULUR | | Gemilerde talim mi var, eğitim mi? ESKİ okurlarımızdandır, ununu ta zamanında el... | |  | Derya SAZAK | | Beşiktaş'ın yükselişi Fenerbahçe'den sonra UEFA Kupası'nda İspanyol... | |  | Meral TAMER | | Çokuluslu şirketler STK kurarsa! Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü'nden Prof.... | |  | Ece TEMELKURAN | | Uzatmalı diktatörün zaferi Bir medya humması olarak Amerikan seçimlerini... | |  | Osman ULAGAY | | Bush 11 Eylül'le kazandı, akıl kaybetti Amerika'nın aklını başından alan 11 Eylül eyl... | |  | Güngör URAS | | Petrol alana "kebaplar bizden" "50 milyon liralık benzin alana kebaplar bizd... | |  | Serpil YILMAZ | | Kanser veya trafik kazası geride kalıyor Avrupa Birliği dönem başkanı Hollanda'nın baş... | |
|
|