Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 08 Kasım 2004 / Pazartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Ekonomi ısınıyor, iç talebi kontrol için 'paket' açılmalı

Son üç aylık dönemde de iç talep kaynaklı hızlı büyüme azalarak da olsa sürdü. TL'nin değer kaybına rağmen ithalatın ihracattan daha hızlı artması ve cari açığın yıl sonunda GSMH'nın yüzde 5'ini aşmasının beklenmesi, iç talep kontrolünün önemini artırıyor. Fiyatlardaki artış eğilimi ekonomideki ısınmanın göstergesi. Maliye politikası talebi kontrolde yetersiz kalıyor. Bütüncül yaklaşımlı bir 'paket'in yürürlüğe konması beklentileri yeniden düzeltir

FAİK ÖZTRAK

Irak Savaşı'ndan sonra, Türk ekonomisinde yaşanan ciddi canlanma sürecinin 2004 yılında da sürdüğünü görüyoruz. Bunda 2002'nin sonunda yeniden başlayan gelişmekte olan ülkelere sermaye akışının da etkili olduğu görülüyor. Bu canlanmaya rağmen TÜFE bazında enflasyonda bu yılın ilk yarısının sonuna kadar hızlı bir gerileme kaydedilmesi de ekonomide geleceğe dönük iyimserliği güçlendiren önemli bir faktör oldu.
2004'ün ikinci çeyreğinden itibaren ABD'de para politikasının tedrici de olsa daraltıcı bir görünüme girmesi ile dünyada risk algılamaları arttı. Bunun yanı sıra uluslararası petrol fiyatlarındaki artışlar da küresel ekonomi ile ilgili beklentileri olumsuz etkilemeye başladı. Türk ekonomisine bu gelişmeler nispeten daha az yansıdı. Bunda AB ile yeni bir sürece geçilmesi beklentilerinin dışarıdan gelen olumsuz etkileri nispeten dengelemesi etkili oldu. Ayrıca hükümetin IMF ile ilişkileri yeni bir stand - by düzenlemesi çerçevesinde sürdürmeye karar vermesi de ödemeler dengesi finansmanına ilişkin endişeleri azalttı.

Büyüme
Olumlu beklentilerin tüketimi kamçılaması ve bunun gerektirdiği finansmanın uluslararası piyasalardan sağlanmasının kolaylaşması ile birlikte geçen yılın sonunda yüzde 5,8 olan GSYİH büyümesi bu yılın ilk altı ayında yıllık olarak yüzde 8,5'e ulaştı. Bu gelişme çerçevesinde yıllık büyüme hızı tahmini de resmi olarak yüzde 9,6 ya yükseltildi. İlk altı aydaki büyüme başta özel yatırım ve tüketim olmak üzere iç talepteki hızlı artıştan kaynaklandı.
İmalat sanayiinde kapasite kullanım oranlarındaki artış, imalat sanayiindeki üretim artışının bir miktar yavaşlama ile birlikte bu yılın üçüncü çeyreğinde de devam ettiği izlenimini veriyor.
İmalat sanayiindeki katma değer artışının gelişimi büyümede yenilenen yıl sonu hedefinin yakalanabileceğini gösteriyor.

Dış Denge
İç talebe dayanan hızlı büyüme bu yıl dış dengede önemli bir bozulmaya yol açtı. Bu açığın kısa vadeli borçlanma ile finansmanı da ekonomideki kırılganlığı önemli ölçüde artırıyor. Tablo 2'de yıllık cari açığın bu yılın üçüncü üç aylık döneminde de artmaya devam ettiği görülüyor. Nitekim 2004 yılı cari açık tahmini resmi olarak 14,4 milyar dolara çıkarıldı. Ancak bu rakam TCMB tarafından yapılan bedelsiz ithalata ilişkin değişikliği içermiyor. Hükümet tahmininde yer almaya devam eden 1,1 milyar dolarlık bedelsiz ithalat kalemi yeni düzenlemeye uygun olarak düşüldüğünde, cari açık 15.5 milyar dolar oluyor. Bunun yıl sonu için tahmin edilen GSMH'ya oranı ise yüzde 5,3 oluyor. Bu piyasalarda tedirginlik yaratabilecek bir oran.
İlk dokuz ayda finansman kalemleri içinde kısa vadeli borçlanma (net hata noksan dahil) yüzde 50'den fazla olan ağırlığını koruyor. Buna karşılık son üç ayda yıllık bazda TCMB rezervlerinde bir azalma dikkati çekiyor. Resmi rezervlerin kısa vadeli borçlara oranının düşmesi risk algılamalarını artırabilecektir.
Finansman kalemleri içinde doğrudan yatırımlar kalemindeki artış ise son çeyrekteki yavaşlamaya rağmen olumlu bir gelişme.
Dış ticaret verilerine bakıldığında ise üçüncü üç aylık dönemde hem ihracat hem de ithalat artış hızlarında çok az da olsa bir yavaşlama dikkati çekiyor. Dış ticaret açığı ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 58 oranında artıyor. İthalat artışının ihracat artışından yüksek olması, ihracatın ithalatı karşılama oranının gerilemesine yol açıyor. TL'nin uzunca bir süredir değer kazanması ve iç talepteki hızlı artış ithalat artışında belirleyici oluyor.

Fiyatlar
Hızlı büyümenin fiyatlar üzerinde de etkili olmaya başladığı dikkati çekiyor. Üçer aylık verilerle bakıldığında yılın üçüncü üç aylık döneminde TÜFE enflasyonundaki düşme eğiliminin durduğu dikkati çekiyor. Ekim ayında bu eğilim daha da belirginleşiyor. TEFE enflasyonu ise yılın ikinci çeyreğinde girdiği artış eğilimini sürdürüyor. Burada özellikle son dönemde enerji fiyatlarına bağlı olarak kamu fiyatlarındaki artışın da etkili olduğu anlaşılıyor.
Burada ekim ayındaki fiyat artışlarının, bir defaya mahsus etkilerden kaynaklanmadığı ve yılın ikinci çeyreğinden itibaren devam eden bir eğilimin devamı olduğu görülüyor. Ekim ayı itibariyle fiyat artışları TEFE'de revize yıl sonu tahmininin aşılacağını gösteriyor. Bu durum önümüzdeki yıl enflasyon hedefine ulaşmak için gösterilmesi gereken çabayı artırıyor.
TL cinsinden iç ve dış fiyatlar arasındaki ilişkiyi gösteren reel kur verileri yılın ikinci ve üçüncü çeyreklerinde TL'nin yabancı paralar karşısında değer kaybettiğini yani yerli malların fiyatlarının dışarıya göre nispi olarak ucuzladığını gösteriyor
Ancak ekim ayında TL'nin TEFE bazında yeniden değer kazandığı dikkati çekiyor. Bu enflasyondaki yükselmeden kaynaklanıyor. Özellikle 17 Aralık yaklaştıkça spekülatif sermaye girişine bağlı olarak TL'deki değer kazanma eğiliminin artması hem dış ticareti olumsuz etkilemek suretiyle hem de kurun yanlış yerde olduğuna dair spekülasyonları artırarak kırılganlık yaratabilir. Ancak resmi rezervlerin kısa vadeli dış borçlara oranında kaydedilen gerileme TCMB'yi daha aktif rezerv biriktirmeye sevk edebilir. Bu TL'nin değer kazanmasını engelleyebilecektir.
Gecelik TCMB borçlanma bileşik faizlerinin beklenen enflasyon oranı ile iskonto edilmesi sonucunda hesaplanan beklenen reel faizlerin, eylül ayı başında yapılan faiz indirimi ile bir miktar gerilediği, ancak ekim ayında enflasyon beklentilerindeki iyileşme ile yeniden arttığı dikkati çekiyor.
Ekim ayında enflasyonun beklentilerin üzerinde artması ileriye dönük enflasyon beklentilerini yükseltirse bu, TCMB'nin iradesi dışında, beklenen reel faizlerde önemli bir gerilemeye yol açabilir. Bunun tasarruflar ve iç talep üzerindeki etkisi dikkatle izlenmelidir.

Bütçe ve kamu borçlanması
Yılın ilk dokuz ayında hem bütçenin genel dengesinde hem de faiz dışı dengesinde geçen yıla göre önemli bir iyileşme dikkati çekiyor.
Ancak açıklanan yıllık hedefe göre yılın son üç ayında geçen yıla göre önemli bir bozulma öngörülüyor. Yılın ilk dokuz ayındaki daraltıcı politikanın iç talep artışını kontrolde yetersiz kaldığı dikkate alınırsa bu değişiklik iç talebin makro ekonomik dengeler üzerindeki bozucu etkisini artıracaktır. Bu da önümüzdeki yılın hedeflerine ulaşmakta ekonomi yönetimini zorlayacaktır.
Konsolide bütçenin borç stokunda ise geçen yılın sonuna göre yüzde 11 oranında bir artış söz konusu. Ancak iç piyasaya olan borç stokunda dokuz aylık artış yüzde 33'e ulaşmış durumda. Bütçe açığına ek olarak bankacılık krizi nedeniyle kamuya olan borçların ödenmesinden kaynaklanan bu durumun önümüzdeki yılda da sürdürülmesi gerekiyor. Bu durum piyasaların kamu kağıtlarına olan iştahının korunması yanında vadenin uzatılmasının da önemini gösteriyor.
Dış borçların TL karşılıklarındaki son iki çeyrekteki artış ise önemli ölçüde TL nin değer kaybetmesinden kaynaklanıyor.

Genel değerlendirme
Genel olarak değerlendirildiğinde son üç aylık dönemde de ekonomide iç talepten kaynaklanan hızlı büyümenin azalarak da olsa sürdüğü görülüyor. Son iki çeyrekte TL'nin değer kaybına rağmen ithalatın ihracattan daha hızlı artması ve cari açığın yıl sonunda GSMH nın yüzde 5'ini aşmasının beklenmesi, iç talebin kontrolünün önemini ortaya koyuyor. Artan cari açık ve önümüzdeki yıl dış borç geri ödemelerindeki yükselme dış finansman endişelerini artırıyor. Diğer taraftan fiyatlardaki artış eğilimleri de ekonomideki ısınmanın bir göstergesi. Enflasyondaki bu artışın sürmesi 'eskiye mi dönüyoruz' sorularını gündeme getirebilir.
Maliye politikası talebi kontrolde yetersiz kalıyor. Piyasadan yapılan iç borçlanma oldukça hızlı artıyor. Son ayda yüksek enflasyona bağlı olarak TL yeniden değer kazanıyor. Bu gelişmeler ekonomide kırılganlığın artmaya devam ettiğini gösteriyor.
Bu gelişmelere karşı Hükümet bütüncül bir paketi açmakta gecikiyor. Bazı mallarda ÖTV artırılıyor ama devamı gelmiyor. IMF ile müzakereler askıda. 17 Aralık kararına ilişkin iyimser bekleyişler bu durumu dengelemekte yetersiz kalabilir.
Bu gidişe dur diyeceği herkes tarafından rahatça algılanabilecek ve sorunlara kısmi çözümler getiren düzenlemeler yerine, bütüncül bir yaklaşımı içeren bir paketin yürürlüğe konması bozulmaya başlayan beklentileri yeniden düzeltecektir.

BUSINESS
 Borcu, faiz dışı fazla çözer mi tartışması
 Editörden
 Cari açıkta 'bedelsiz' yükseliş
 İşsizin makus talihi dönmüyor!..
 ÖİB, bu yıl 14 kuruluşu sattı
 Buğday ambarı kurak Zeytin danesi ufak
 ÖTV'de tahsilat iyi ama gelir hedefinin yüzde 30 gerisindeyiz
 Holdingler YTL'ye hazır sıra AB'ye uyumda...
 'Benzin ve gıdada kredi kartı taksidini kaldıracağız'
 Yabancı sermayede umut ışığı
 Ana sektörler büyüdü, büyüttü
 Teknolojide hedefler yukarı çekildi
 Faizde Avrupa Birliği fırsatları sürüyor...
 Akılsızlık çağı
 Bush galip, dolar mağlup
 Petrol freni olmasa, büyüme hızlanacak
 Reklam sektörü havaya girdi, yüzde 40 büyüdü
 Kışın babaanneye merhaba yaz aylarında g - stringe veda





© 2004 Milliyet