
|
|
|
 |
|
|
Cari açıkta 'bedelsiz' yükseliş
Merkez Bankası, dokuz aylık cari açığı 10.6 milyar dolar açıkladı. Merkez, IMF'nin metodolojisine uymak için, 'bedelsiz ithalat'ı ödemeler bilançosundan silip doğrudan cari açığa ekledi. Ancak değişiklik, 2005 programındaki rakamlarda yapılmamış. Merkez'in yeni metodolojisine göre 1.1 milyar dolarlık bedelsiz ithalat silinir, bu rakam doğrudan cari açığa eklenirse açık 15.5 milyar dolara çıkıyor
TARIK YILMAZ
Hükümet, 2004 programında 7.6 milyar dolar olarak açıkladığı, ardından 10.8 milyar dolara yükselttiği, son olarak tutmayacağı anlaşılınca 14.4 olarak revize ettiği cari açıkta, sessiz sedasız 1.1 milyar dolarlık bir revizyon yaptı. Yapma gerekçesi de aslında Merkez Bankası'nın eylül ayı verilerini açıklarken ortaya çıktı.
Hafta içinde eylül ayı ödemeler bilançosu verilerini açıklayan Merkez Bankası dokuz aylık cari açığı 10.6 milyar dolar olarak duyurdu. Ancak açıklanan rakamların altına dipnot konularak yöntem değişikliğine gidildiğini belirten Merkez Bankası, IMF'nin ödemeler dengesi metodolojisine uydurmak için 'bedelsiz ithalat' kalemini bilançodan sildi. Silinen rakam ise doğrudan cari açığa eklendi. Böylece cari açık rakamı yükseldi.
Ancak bu metodoloji değişikliği, DPT'nin dağıttığı 2005 programına yetişmemiş olsa gerek, bedelsiz ithalat halen cari açık verileri içinde yer alıyor.
1.1 milyar dolar farkediyor
Son revizyonlu rakamlara göre 2004 yılında cari açık tahmini 14.4 milyar dolar. Hükümet 2004'te 1.1 milyar dolarlık bedelsiz ithalat yapılacağını düşünüyor. Merkez'in yeni metodolojisine göre bedelsiz ithalat silinir, bu rakam doğrudan cari açığın içine atılırsa açık 15.5 milyar dolara çıkacak.
Bedelsiz ithalatın da dahil edilmesiyle birlikte 15.5 milyar dolara çıkan cari açığın gayri safi milli hasılaya oranı yüzde 4.9'dan yüzde 5.25'e yükselecek. Bu oran da oldukça yüksek.
Bavul hedefi tutarsa...
Cari açığın bu kadar yüksek olmasına neden olan kalem ise ithalat. Yılın ilk iki ayına 6.2 milyar dolarlık ortalama ile başlayan ithalat son verinin açıklandığı eylül ayına kadar 8 milyar dolarlık bir aylık ortalama artışı tutturdu. Bu eğilimin süreceği düşünülürse son üç ayda toplam 24 milyar dolar ithalat yapılacağı öngörülebilir. İhracat ise 5 - 5.5 milyar dolar arasında gidip geliyor. Kabaca 15 - 16.5 milyar dolar geleceği tahminiyle hareket edildiğinde aralık sonunda dış ticaret açığı yıllık bazda 34 - 34.5 milyar dolar civarında olacağını tahmin etmek gerekiyor.
Osetya'da yaşanan terör olayının ardından Rusya'nın sınır ve gümrük uygulamalarını sertleştirmesi, bavul ticaretini durma noktasına getirdi. Ancak bu durum eylül ayı rakamlarına yansımadı. Türkiye eylülde 357 milyon dolar, ilk dokuz ay sonunda ise 2.9 milyar dolar bavul ticaretinden gelir sağladı. Hükümetin bu yıl için hedeflediği gelir tutarı ise toplam 4.2 milyar dolar. Hedefin tutması için yılın kalan üç ayında 1.3 milyar dolarlık bavul ticareti gerçekleşmesi gerekiyor. Analistler bu hedefin tutmayacağını düşünüyor.
Önlem öneriliyor
İthalatın içinde bir katma değer yaratmayan tüketim malı ithalatı geçen yılın ilk dokuz ayına göre ikiye katlandı ve 10.1 milyar dolara ulaştı. Toplam ithalat içindeki payı da yüzde 14.4'e çıktı. Analistler, tüketim malı ithalatındaki bu hızlı artışı, genel ithalat artışından daha endişe verici buluyor ve önlem öneriyorlar.
Cari açığın milli gelire oranının yüzde 5'i aşacağı beklentisine karşın piyasalarda bir panik yaşanmamasının arkasında açığın finansmanında bir sorun olmadığına ilişkin inanış yatıyor. Yılın ilk dokuz ayındaki 8.7 milyar dolarlık finansman ihtiyacının 3.1 milyar doları yabancıların Türkiye'de aldığı menkul kıymet (bono ve hisse senedi) alımlarından karşılandı. Bankaların 3.5 milyar dolar, şirketlerin 8 milyar doları bulan kredileri ise kaynak ihtiyacının karşılandığı bir diğer alan oldu. Bu borçların yarısından fazlasının kısa vadeli ve ticari krediler olması kısa vadede herhangi bir sorunla karşılaşılması halinde sıkıntının sadece kamuda değil özel sektör kuruluşları arasında da yaşanabileceği işaretleri veriyor.
Hükümete de aynı gerekçelerle 'açığın finansmanında sorun olmadığı' görüşünde.
Öte yandan ekim ayı verileri yabancıların menkul kıymet talebinin güçlendiğini gösteriyor. Bu da sıcak paranın halen Türkiye'ye yatırım yaptığını dolayısıyla açığın finansmanında kısa vadeli sıkıntı olmayacağının işareti.
|
|
|

|
|