
|
|
|
 |
|
|
Yabancı sermayede umut ışığı
Yılın üçüncü çeyreğinde gelen yabancı sermaye miktarı 2 milyar dolara yaklaştı. Bu, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 135 oranında bir artış demek. Türkiye'de bin 113 firma yatırım yaptı. Bunun yüzde 74'ünü daha önce Türkiye'de yatırım yapmamış şirketler oluşturdu
ŞULE YÜCEBIYIK
Yılın üçüncü çeyreğinde yabancı sermaye cephesinde olumlu gelişmeler yaşanıyor. 2003 yılında yaşanan önemli düşüşten sonra, 2004 yılı başından beri kaydedilen doğrudan yabancı yatırım miktarı umut veriyor.
Merkez Bankası verilerine göre 2004 yılının Ocak - Ağustos döneminde Türkiye'ye giren doğrudan yabancı sermaye yatırımları 1 milyar 970 milyon dolar olarak gerçekleşti. Geçen yılın aynı döneminde bu rakam, 839 milyon liraydı.
Ekonomideki olumlu gelişmeler, AB üyeliği yolunda alınan mesafe gibi nedenlerle yabancı sermaye bir yıl içinde yüzde 135 oranında artış kaydetti.
Üçte ikisi yeni yatırım
Merkez Bankası verilerine göre, 2004 yılının ilk 8 ayında, Türkiye'de yatırım yapan bin 113 firmanın yüzde 74'ünü yeni yatırımlar oluşturdu. Yabancı yatırımların yüzde 24'ü, Türk şirketleriyle ortaklık kurma biçiminde gerçekleşti. Yüzde 2'sini de faaliyet gösteren yabancı şirketlerin açtığı şubeler oluşturdu.
Türkiye'de yatırım yapma kararı alan firmaların tercih ettiği sektör ağırlıklı olarak ticaret. 550 firmayla ilk sırayı alan ticareti, 158 firmayla imalat sektörü ikinci sırada izliyor.
Sermaye yatırımları açısından bakıldığında ise yüzde 94.5, yüzde 3.9 ve yüzde 1.6'lık paylarla yeni yatırım, iştirak ve şube yatırımları sıralaması değişmezken toplam yatırım miktarı içinde yüzde 88 gibi bir oranla ilk sırada imalat sektörü geliyor. Ticaret ise yüzde 4.8'lik bir payla ikinci sırada yer alıyor.
Toplam yabancı yatırım tutarlarına bakıldığında Türkiye'ye en fazla yatırım yapan ilk 5 ülke sırasıyla Almanya, Rusya Federasyonu, Hollanda, İtalya ve İran.
Bu ülkelerin 1.970 milyar dolarlık toplam yatırımdaki payları sırasıyla yüzde 19.7, yüzde 0.3, yüzde 0.25, yüzda 0.19 ve yüzde 0.18.
Yine de az
Türkiye, yabancı sermaye konusunda umut veren rakamlar elde etti. Ama bundan 10 yıl önce Çin'in rakibi olarak gösterilen, son olarak 15 Mart 2004 tarihinde düzenlenen Yatırım Danışma Kurulu (YDK) toplantısında Dünya Bankası Başkanı Wolfensohn tarafından yabancı yatırımlar için "güçlü bir cazibe merkezi" olduğu vurgulanan Türkiye'ye gelen sermaye olması gereken seviyede değil.
Türkiye'nin bu potansiyelini gerçekleştirememesinin nedenleri çeşitli;
Yabancı sermaye uzmanları özellikle bürokrasi konusunda ilerleme kaydedilemediğini söylüyorlar. Uzmanlar, şirket kuruluşlarının kolaylaştırılması, yeni doğrudan yabancı yatırım kanununun çıkarılması gibi ilerleme kaydedilen konular da bulunduğunu ancak kritik konuların üzerinde kararlılıkla durulması gerektiğini belirtiyorlar.
Bürokrasinin dışında bir başka örnek de daha önce defalarca taahhüt edilen ancak bir türlü hayata geçirilemeyen bir proje olan Türkiye Yatırım Promosyon Ajansı'nın kurulamaması.
Kamu ve özel sektörün ortaklaşa hazırladığı ve iki yıl kadar önce Başbakanlığa sevkedilen "Türkiye Promosyon Ajansı Kurulmasına Dair Kanun Tasarısı Taslağı", kurulacak ajans ile Türkiye'nin bir yabancı yatırım ülkesi olarak hızlı ve etkili bir biçimde tanıtımının yapılması ve cazibe merkezi olarak lanse edilmesi planlanmaktaydı.
Uzmanlar, tasarının çeşitli Bakanlık ve kamu kurumlarından gelen itirazlar üzerine revize edildiğini ve özel sektör modelinden uzak, kamu kurumu modelinde bir yapı oluşturulduğunu ileri sürüyorlar.
Bürokrasi azalmıyor
15 Mart 2004 tarihinde düzenlenen Yatırım Danışma Konseyi'nde öncelikli hususlar ise şöyle belirlenmişti: Bürokratik engellerin kaldırılması, gümrüklerin etkinliği, AB ile uyum, altyapı imkânlarının geliştirilmesi, yatırımlar için arazi ve arsa, fikri mülkiyet haklarının korunması, özelleştirme programının hızlandırılması. Ancak, 8 aydır ciddi bir ilerleme sağlanamadı.
Nitekim, YASED tarafından düzenlenen bir toplantıda bir araya gelen YDK üyesi şirketlerin Türkiye temsilcileri, gelişmelerin uygulamalara yansımadığını vurguladılar. Özet olarak, 2004 yılı rakamları umut vaadediyor olsa da, Türkiye'nin dünya yatırım pastasından hakettiği payı alabilmesi, öngörülen iyileştirmelerin hızlı bir biçimde yapılmasına, yasal olarak yapılan iyileştirmelerin uygulamaya geçirilmesine bağlı.
|
|
|

|
|