Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 08 Kasım 2004 / Pazartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Akılsızlık çağı

ANDREW FINKEL

Bu köşeyi düzenli olarak okuyanlar moralimin ne kadar bozuk olduğunu anlayacaktır. Aylardır haberlerin müptelası olmuştum; internette Bush'un yenilgisiyle ilgili umut dolu kehanetler içeren Amerikan gazeteleri arıyordum. Hatta, İstanbul'da geceyarısı mutlaka internete bağlanmış oluyordum, çünkü her gün Washington saatine göre 5'te çıkan son kamuoyu araştırmalarını kaçırmak istemiyordum. Ama artık televizyonu açmak bile bana zor geliyor. Amerika'nın, halkını kör bir şekilde bir felaketten diğerine (Irak, ekonomi, kişisel hakların erozyonu) taşıyan bir başkanını onaylaması saflığı aşıyor. Dolayısıyla kendimin bile anlamakta zorlandığı bir fenomeni Türk okurlara açıklayabilirmişim gibi davranmayacağım.
Bu seçimin Türkiye açısından ne ifade edeceği sorusu da aciliyetini yitirdi, çünkü artık John Kerry ve ekibinin ne yapabileceği konusunda spekülasyon yapmamıza gerek kalmadı. "Orta vadede, daha düşük dolar faiz oranları, düşük dolar değeri ve Irak'ta daha sıkı kontrol yüzünden Bush'un başkanlığının Türkiye'deki piyasalar için daha iyi olacağını düşünüyoruz," diyor, görüşlerine değer verdiğim, finans sektöründe çalışan bir arkadaşım.

Dolara âşık ülke
Savunulan şu: Gelecekteki tarihçilerin planlama ve karar aşamasında ne kadar çok yanlış yapıldığı ile ilgili sayfalarca yazacağı şekilde, Amerika Irak'ta o kadar karmaşık bir noktaya gelmiş durumda ki, Irak sınırındaki tek Nato müttefikini rahatsız etmeyi göze alamaz. Ve elbette Türkiye gibi borç içindeki bir ülke, zayıflamış dolara neredeyse âşık. Uluslararası piyasalar, tanıdık bir çehrenin Beyaz Saray'a dönüşünü kısa süreli bir canlanmayla karşılamış olabilirler, ama dolar, Amerika'nın şu anki cari hesap açığının kapatılamayacağı gerçeği karşısında tekrar biraz düşmüş durumda. Yani Türkiye açısından hayat mükemmel olmayabilir, ama en azından tahmin edilebilecek bir hal aldı.
Ama gerçekten aldı mı? Açık olan bir şey var ki, 2000 yılında "müşfik bir muhafazakâr" olarak kampanya sürdüren Bush'un, siyaset bakımından kimsenin tahmin edemeyeceği kadar radikal olduğu ortaya çıktı.
Bunun, Türkiye'deki hükümet ile arasındaki tezat ilginç. Çoğu yorumcu, ben dahil, iktidardaki AKP'nin inanç destekli, cesur ve ideolojik bir gündemi üzerimize yağdıracağı ile ilgili korkuların temelsiz olduğunu savundu. Wall Street Journal'da yazdığım bir yazıda, Tayyip Erdoğan'ın doğal bir destekçisi olmayan, eski Dışişleri Bakanı Emre Gönensay'ın konuşmasından alıntı yaptığımı hatırlıyorum: "Parti geleceğini merkeze yaklaşmakta görüyor. Bu onların iki dönem daha iktidarda kalmasını garantileyecektir, ki öyle olduğu takdirde kimse sahip oldukları İslami köklerle ilgilenmeyecek bile." Aynı zamanda ciddi ekonomik sınırlamaları olan bir hükümetin en azından birkaç ideolojik taviz vereceğini düşünüyordum. Ama bu konuda tamamıyla haklı çıkmadım. AKP'nin destekçilerinden dindar ve muhafazakâr olanları sinirlendirmek için özellikle çabalamadığı doğru olsa da, başarısını başörtüsü veya alkol kullanımı gibi insanları bölecek hususlara değil, AB müzakereleri konusunda kendi başarısına endekslediği de doğru.

Dindarları hedefliyordu
Öte yandan Bush hükümeti kendi geleceğini siyasi merkezinkiyle bağdaştırmadı. 2000 yılında merkez ile rekabet etmeye çalışırken, ulusal boyutta çoğunluğu sağlamayı başaramadı ve ancak, Amerika'nın karmaşık seçmen sistemi sayesinde, Florida'daki ünlü hukuki savaş yapıldıktan sonra seçimi kazanabildi. Bush'un strateji uzmanı Karl Rove, dört milyon dindar Hıristiyanı kazanmak için başarılı bir plan geliştirdi. Bush'un dört yıldır devam eden kürtaj karşıtı, eşcinsellik karşıtı ve kök hücresi çalışmaları karşıtı mesajları, bu dindarları hedef alıyordu.
Bence, Türkiye'nin, sadece haklı olduğuna değil, aynı zamanda "her şeye kadir olan güç" tarafından onaylandığına inanan bir ABD Başkanı'ndan memnun olması için bir sebep yok. Irak Savaşı birden fazla kez (naylon torbalara paketlenmiş olan Türk askerlerini hatırlayın) Amerika ve Türkiye ilişkilerini tehdit etti. Ufukta bir ışık görülüyor mu? Bush bu seçimleri kazandığına göre, kanunlara göre bu onun son başkanlığı olacak. Artık partisindeki ideolojik sağ kanadı yanına çekmesi gerekmiyor. Eğer isterse, pragmatik bir merkezci olabilir. Umalım ki, sonuçta Türk bir politikacı olduğu ortaya çıksın.

BUSINESS
 Borcu, faiz dışı fazla çözer mi tartışması
 Editörden
 Cari açıkta 'bedelsiz' yükseliş
 İşsizin makus talihi dönmüyor!..
 ÖİB, bu yıl 14 kuruluşu sattı
 Buğday ambarı kurak Zeytin danesi ufak
 ÖTV'de tahsilat iyi ama gelir hedefinin yüzde 30 gerisindeyiz
 Holdingler YTL'ye hazır sıra AB'ye uyumda...
 'Benzin ve gıdada kredi kartı taksidini kaldıracağız'
 Yabancı sermayede umut ışığı
 Ana sektörler büyüdü, büyüttü
 Teknolojide hedefler yukarı çekildi
 Faizde Avrupa Birliği fırsatları sürüyor...
 Akılsızlık çağı
 Bush galip, dolar mağlup
 Petrol freni olmasa, büyüme hızlanacak
 Reklam sektörü havaya girdi, yüzde 40 büyüdü
 Kışın babaanneye merhaba yaz aylarında g - stringe veda





© 2004 Milliyet